Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yaşanılası hayat nedir?

Yazının Giriş Tarihi: 27.11.2025 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.11.2025 15:41

Bir video izledim. Acaba kaç başlangıcı bu kısacık cümle ile yaptım? Önüm arkam sağım solum her yanım sosyal medya olmuş. Haberimde var. Bu durumdan rahatsız mıyım? Evet çok rahatsızım ama sınır koyamıyorum. Neyse bu sefer konumuz bu değil.

Bir anne iki küçük çocuğu ile bir gününü "Benimle bir gün" diye paylaşmış. Sabah daha gün aymadan başlanmış bir gün ve hiç temposu düşmeden devam eden bir süreç. Artık tahmin edersiniz. 1 dakikalık bir video ama insan izlerken bile yoruluyor. Yüzümde hafif bir gülümseme ruhumda yorgunluğu hissederek izledim. Tanıdıktı çünkü bana da her anne gibi. 3 aşağı 5 yukarı hepsini yaşadık. Sonra bir yorum dikkatimi çekti.

"Hayat bu olmamalı ya..."

Uzunca bir süre düşündüm bunu.

Sahi hayat nasıl olmalı veya olmamalı?

Bu yorumu yapanı düşündüm önce, muhtemelen ya bekar veya evli ama çocuksuz çalışan bir genç muhtemelen.

Onun hayatını düşündüm genele vurup.

Sabah 7-8 işbaşı, akşamüzeri paydos, bunu vardiyasız bir çalışma hali olarak düşündüm bu arada (vardiya kısmı çok daha vahim) haftanın 5-6 günü aynı tempo, 1 gün tatil, her gün aynı rutinler.

Belki arada arkadaşlarla bir kahve buluşması, belki orayı burayı keşfe çıkma falan. Bunu da 1 dakikalık bir vlog olarak dönüştürsen çokta bir şey değişmeyecek sanki süreç açısından diye düşündüm.

Sonra yaşanılası hayat nedir diye düşündüm? Bir hayat nasıl yaşanmalı, nasıl yaşanılırsa bizi tatmin eder? Bizim sandığımız gibi tatmin edici bir hayat var mıdır?

Annelik gerçekten bazen seni bir yere sıkışmış, bir "an"da takılı kalmış hissettirir. Bazen öyle anlar olur ki bir çukura düşmüş hissi gelir ve çıkamıyorsundur. Öyle bir buhran hissidir ki bu, hiç geçmeyecek hep böyle kalacak sanırsınız. Sonra bir bakarsınız saatler geçmiş, günler geçmiş, hatta yıllar geçmiş ve o bir zamanlar bunaldığınız o his sizi ne zaman terk etmiş fark etmemişsiniz. Sizi bambaşka duygulara itmiş, sakince bırakmış bulursunuz. Fırtına sonrası gelen o müthiş sakinlik, dinginlik, durgunluk gibi.

Sonra kendimi düşündüm; Anne ‘ben’i ve önceki ‘ben’i...

O zaman anladım ki önceki haliminde kendini sıkışmış hissettiği anları çokmuş. Bir kısır döngünün içinde hapsolmuş sandığı zamanları, her günün aynı olduğunu hissettiği anları, değişiklik kelimesinin her zerresine ihtiyaç duyduğu vakitleri... Bir baktım o kadar çok böyle anım varmış ki benim. Benim her iki zamanda da endişelerim, sıkışmışlıklarım, buhranlarım zaten varmış. Sadece sebepleri farklıymış. Tek bir fark ile...

O da artık değişiklik kelimesinin her zerresini tattım sanırım. Buna karşı bir ihtiyaç hissetmiyorum artık.

Karşıdan bakınca da içine girince de çok yorucu olan bu süreç bir gün bitiyor, su yolunu buluyor. Hem onlar hem sen bir şeylere alışmış oluyorsunuz ve artık bir gün o sis kalkıyor her gün günlük gülistanlık olmasa da (hayatın kendisi gibi) güneş içini ısıtıyor, hayatının yüksek ritmi seni doyuma ulaştırıyor veya artık bu ritme alışmış oluyorsun.

Velhasılıkelam dört dörtlük bir hayat mümkün değil. Ve hayat "kime göre neye göre" değişen bir ritimdir.

Sadece olduğun durumdan zevk almasını o ritme ayak uydurmasını öğrenmek gerek. Zaman alıyor ama oluyor sonunda.

Eskiden çok yorulduğum zamanlarda özlerdim eski halimin sakinliğini. Şimdi anlıyorum ki o zamanda o sakinlik bana buhranmış gibi geliyormuş. Düşündüm de şimdi eskiye dair bir özlem kalmamış içimde.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.