Çok anlık yaşayan insanlarız hepimiz. Nerden nasıl alıştık buna bilemiyorum ama geniş kapsamlı düşünmek ileriyi görmek mantıklı fikir yürütmek konusunda acayip körleşmiş durumdayız. Şimdiki anı'mız güzel geçsin gerisini daha sonra düşünürüz mantığı var hepimizde. Sadece şuan güzel kaliteli istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz, ilerisini düşünmek istemiyoruz şimdiden. Öyle alışmışız ki bu mantığa asla kendimizce konfor alanı saydığımız bu düşünce çemberinden dışarı çıkmak istemiyoruz. Ama unuttuğumuz çok önemli bir meselemiz vardı. Bu topraklarda anlık yaşamak neredeyse imkansız olması...
Her adımın planlı, her sözün düşünülmüş, her işin ayarlanmış olması gerek buralarda.
Hep tetik, hep uyanık, hep kararlı, hep planlı insan ister bu topraklar.
Yoksa bunca karmaşayı ve çeşitliliği omuzlayamazsın. Ama biz diğer hayatları, dünyaları, yaşamları göre göre gamsız yaşamak ne demekmiş onu gördük ve çok kıskandık, imrendik ve bunu acayip istedik.
Biz de becerebiliz zannettik ama atladiğimiz çok önemli noktalar vardı. Coğrafya meselesi...
Bu coğrafya meselesi konusunu şu günlerde dibine kadar anladığımız zamanlardayız. Biz neden ötekiler gibi olamayız, onlar gibi davranmayız, öyle güzel anlattılar, gösterdiler ki bize.
Çok net görüp ve enteresandır ki anladık üstüne.
Böyle her daim tam tekmil olmanın, hazır nazır durmanın, her daim uyanık gezmenin, ileriyi düşünüp ona göre hareket etmenin, tüm zorluklara ve karşı çıkmalara rağmen doğru bildiğin yoldan yürümenin hatta ısrar etmenin ne demek olduğunu bu süreçte hepimiz çok net gördük.
Biz millet olarak son yıllarda daha önce yaşamadığımız deneyimler duygular yaşadık. Halk olarak ciddi manada ülkemizin ileriye doğru yürüdüğünü, ayağa kalkmaya çalıştığını, kendi ayakları üzerinde durmak için ciddi savaş verdiğini, bu yolda bıkmadan yılmadan ısrar ettiğini, bu uğurda neleri göze aldığını ama pes etmediğini gördük, anladık ve hak verdik.
Halbuki ne takozlar konulmuştu önlerine canlı şahit olduk.
Aslında bir zamanlar bunca masrafa bunca silaha savunmaya manasızca karşı çıkarken bile bilmeden içten içe hoşumuza gitmiş, mantıklı bulmuş ve hak vermişiz. Nerden biliyorsun diyeceksiniz, anlatayım;
Geçmiş zaman, birileri çıktı dedi ki gözümüzün içine baka baka " eğer iktidara gelirsek o kutsal saydığınız sihalarınıza dokunacağız" deme gafletinde bulundu.
Orada bize bir şey oldu anlamadan, işte tam orada koptu ipler, perde aralandı ve biz bir şeyleri görmeye başladık. İyi ki diyorum sadece, iyi ki birileri çıkıp da böyle bizi uyandırıyor, tokat gibi çarpıyor bir şeyleri suratımıza ki biz kendimize geliyoruz. Geldik de hamdolsun. Diyorum ya bu ülke bu halk çok kıl payı iplerden döndü. Allah korudu...
Şimdi geldik bu güne, a dan z ye kimsenin en ufak bir saçmalığa tahammülü yok, kibrit elinde hazır ve nazır yakmak için kimden başlasam diye bekliyor.
Asla en ufak saçma bir söze sabrı yok, bugünü konuşmanın gereksiz olduğunun farkında, sadece ileriyi istiyor artık. Kim ileriden konuşursa onun yanında durmaya artık dünden razı. Sağcısı solcusu inanan inanmayanı destekleyen desteklemeyeni kim varsa ülkesini gerçekten seven olarak sadece mantıklı iş yapan ve konuşanın yanında olacaklardır şu saatten sonra. O yüzdendir ki artık edilen her söz cımbızla ayıklanıyor ,en ufak bir gaflete izin yok, sabır yok, tahammül yok. Ve artık acımak yok...