Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yargitay

Bursa Hayat Gazetesi - Yargitay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargitay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İstifa dilekçesine dikkat! Tazminat hakkını kaybedebilirsiniz Haber

İstifa dilekçesine dikkat! Tazminat hakkını kaybedebilirsiniz

Bir inşaat firmasının yurtdışı şantiyesinde çalışan K.L. isimli işçi, ‘kişisel sebeplerle’ gerekçe göstererek istifa etti. Yurda dönen işçi, ilk iş olarak İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Hizmet süresi boyunca ücretlerin süresinde ve tam ödenmediğini, ücret alacakları bulunduğunu, tazminat ve alacaklara hak kazandığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı şirket avukatı da iş ilişkisinin davacının istifası ile sona erdiğini, dolayısıyla tazminat hakkının doğmadığını, yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun sözleşme ile belirlendiğini, davacının çalışmasının günlük 8 saati aşmadığını, çalıştığı ülkedeki hafta tatili günlerinde çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini istedi. Davacının el yazılı dilekçesinde "kişisel sebepler" nedeniyle çıkış ve istifanın kabulünü istediğine dikkat çeken İş Mahkemesi, kıdem ve ihbar tazminatını reddetti. Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istifa dilekçesinde "kişisel sebepler" ibaresi bulunmasına rağmen, bu ayrılışın ücretlerin ödenmemesi nedeniyle haklı fesih sayılıp kıdem tazminatı verilmesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Davacının işten kişisel sebepler ileri sürerek ayrıldığı, istifa dilekçesinde işçilik alacaklarının ödenmediğinden bahsetmediği, işveren yetkililerince iradesinin fesada uğratıldığını da ispat edemediği anlaşıldığı hatırlatıldı. Yargıtay kararında, ‘İstifa dilekçesindeki kişisel sebep ifadesi, işverenden veya işyerinden kaynaklanan bir sebep olmayıp davacının kendisine ait özel bir durumu ifade eder. Bu durumda haklı fesih sebebi olarak kabul edilemeyecek kişisel sebepleri gerekçe göstererek işten ayrılan davacının, kıdem tazminatı alacağına yönelik talebinin reddi gerekir. Mahkemece dosya kapsamına uygun olmayan yazılı gerekçeyle talebin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar verildi’ denildi.

Yargıtay’dan emsal karar: Eşine söyledikleri ağır kusurlu sayıldı Haber

Yargıtay’dan emsal karar: Eşine söyledikleri ağır kusurlu sayıldı

Bir boşanma davasında taraflar arasında yaşanan tartışmalar ve karşılıklı hakaret iddiaları yargıya taşındı. Kadın, eşinin kendisine ve ailesine yönelik ağır sözler sarf ettiğini, psikolojik ve sözlü şiddet uyguladığını öne sürdü. KADININ İDDİALARI VE TAZMİNAT TALEBİ Davacı kadın, eşinin ailesiyle görüşmesini engellediğini, iletişime müdahale ettiğini ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirtti. Bu gerekçelerle 100 bin TL maddi ve 100 bin TL manevi tazminat talep etti. ERKEĞİN SAVUNMASI Davalı erkek ise iddiaları reddederek evlilikte olağan tartışmalar dışında bir durum olmadığını savundu ve boşanma davasının reddini istedi. “TOSBAĞA, KEDİ” SÖZLERİ AĞIR KUSUR SAYILDI Aile Mahkemesi, erkeğin eşine “tosbağa” ve “kedi” şeklinde hakaret ettiğini, ekonomik ve ailevi sorumluluklarını yeterince yerine getirmediğini belirleyerek ağır kusurlu olduğuna hükmetti. Kadının ise karşılıklı bazı ifadeleri nedeniyle hafif kusurlu sayıldığı kararda tazminata karar verildi. İSTİNAF MAHKEMESİ TAZMİNATI ARTIRDI Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, tazminat miktarlarının yetersiz olduğuna hükmederek kadına ödenecek tazminatı artırdı ve erkeğin istinaf taleplerini reddetti. YARGITAY KARARI ONADI Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesinde istinaf kararını hukuka uygun bularak onadı. Böylece eşine hakaret eden erkek hakkında verilen ağır kusur kararı kesinleşmiş oldu.

Yargıtay’dan kiracıları rahatlatan karar! Haber

Yargıtay’dan kiracıları rahatlatan karar!

Son yıllarda kira artışları ve tahliye krizleriyle gündeme gelen kiracı-ev sahibi anlaşmazlıklarında bu kez boya ve badana konusu öne çıktı. Özellikle evden çıkış sürecinde kiracılardan boya masrafı talep edilmesiyle ilgili tartışmalar, Yargıtay’ın verdiği karar sonrası yeniden gündeme geldi. Uzmanlara göre, kiracının yalnızca kötü kullanım nedeniyle oluşan zararları karşılaması gerekiyor. Zamanla oluşan boya solmaları, küçük çizikler ve doğal yıpranmalar ise “olağan kullanım” kapsamında değerlendiriliyor. “SÖZLEŞMEDE YAZSA BİLE ZORUNLU DEĞİL” Bursa Barosu avukatlarından Selman Nuri Kaya, kira sözleşmelerinde yer alan “boyanarak teslim edilecektir” maddesinin tek başına bağlayıcı olmadığını söyledi. Kaya, ev sahibinin depozitodan kesinti yapabilmesi için kiracının eve bilinçli şekilde zarar verdiğini kanıtlaması gerektiğini ifade etti. Kiracının duvarlara zarar vermemesi ve evi özenli kullanması halinde boya yaptırma zorunluluğunun bulunmadığını belirten Kaya, doğal kullanım sonucu oluşan masrafların ev sahibine ait olduğunu dile getirdi. DEPOZİTO KESİNTİSİNE HUKUKİ YOL AÇIK Uzmanlar, haksız şekilde depozitodan boya bedeli kesilen kiracıların yasal haklarını arayabileceğini belirtti. E-Devlet üzerinden veya icra takibi yoluyla depozitonun geri alınabileceği ifade edilirken, Yargıtay’ın emsal kararının benzer davalarda yol gösterici olacağı kaydedildi. Yargıtay kararında da kiracının yalnızca kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumlu tutulabileceği, normal kullanıma bağlı eskime ve yıpranmalardan sorumlu olmayacağı vurgulandı.

Yargıtay’dan emsal karar: İş değiştirme ve ilgisizlik kusur sayıldı Haber

Yargıtay’dan emsal karar: İş değiştirme ve ilgisizlik kusur sayıldı

Bir süredir evin içinde iki yabancıymış gibi yaşayan çiftten genç kadın, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Davacı kadın, erkeğin sürekli alkol alarak kendisine hakaret ve küfür ettiğini söyledi. Evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, kayınvalidesini suçlayıp çevreye onun hakkında dedikodular yaydığını dile getirdi. Mahkemede ifade veren davacı kadın, kocasının sürekli iş değiştirdiğini öne sürdü. Davalı erkek ise hakkındaki iddiaların doğru olmadığını ve tarafların aynı evde yaşamaya devam ettiklerini belirterek davanın reddine hükmedilmesini talep etti. Mahkeme, kadının talebini yerinde bulup çiftin boşanmasına hükmetti. Davalı erkek de kararı temyiz etti. Devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine ilgi göstermemek ve sürekli iş değiştirmenin boşanma sebebi olduğuna dikkat çekti. Erkeğin ağır kusurlu olduğu vurgulanan Yargıtay kararında Aile Mahkemesi’nin hükmünün yerinde olduğuna dikkat çekerek, erkeğin temyiz müracaatının reddine hükmetti. Kararda, "Davalı erkeğin evliliğin fiilen devam ettiği sürece birlik görevlerini ağır şekilde ihmal ettiği, eşine ilgi göstermediği, sürekli alkol kullandığı, düzenli bir şekilde çalışmadığı ve sürekli iş değiştirdiği ortadadır. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu ve davacı kadının davasının kabulüne hükmeden ilk derce mahkemesi kararında isabetsizlik görülmemiştir" denildi.

Sıfır araç sahipleri dikkat! Yargıtay emsal bir karara imza attı Haber

Sıfır araç sahipleri dikkat! Yargıtay emsal bir karara imza attı

İçtihat Bülteni Uygulaması’nda yer alan bilgiye göre, 2013 yılında sıfır araç satın alan bir tüketici, aracı teslim aldıktan sadece 3 ay sonra otomatik şanzıman sisteminde arıza yaşadı. Aynı yıl şanzıman tamamen değiştirilse de arıza kısa süre içinde yeniden ortaya çıktı. 2014 yılında ikinci kez şanzıman değişimi yapılmasına rağmen aynı sorun üçüncü kez tekrarladı. Bu süreçte servis randevusu alınmasına rağmen ikamet değişikliği nedeniyle işlem gerçekleştirilemedi. Davacı, bu kronik arızaların tamir ya da parça değişimiyle giderilememesi nedeniyle aracın “gizli ayıplı” olduğunu belirterek, ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep etti. Davalı otomotiv firması ise davanın reddini istedi. DAVAYA RET! Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, somut olayda davacı tarafından satın alınan aracın iki kez şanzıman arızası nedeniyle onarım gördüğünü ve bu durumun, davacının Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tanınan seçimlik haklardan "onarımı isteme" yönünde kullanıldığına işaret ettiğini belirtti. Mahkeme, üçüncü bir arızanın meydana geldiği yönündeki iddianın ise ispatlanamadığını, yönetmelikte belirtilen "4 kez arızalanma ve maldan sürekli olarak yararlanamama" şartlarının gerçekleşmediğini ifade etti. Servis kayıtlarından aracın halen aktif şekilde kullanıldığının anlaşıldığını vurgulayan mahkeme, misliyle değişim için gerekli yasal şartların oluşmadığını belirterek davayı reddetti. Davacı vekili, kararı temyiz etti. Temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, davacı tarafın araçta onarıma rağmen ayıbın giderilmediği yönündeki iddiasını dikkate aldı. Daire, bu konuda uzman ve tarafsız bir üç kişilik bilirkişi heyetinden denetime elverişli bir rapor alınmasının zorunlu olduğunu belirterek, mahkeme kararını bu hususlar göz önünde bulundurarak yeniden değerlendirilmek üzere bozdu. Bozmaya uyan Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, dava konusu otomobilin sıfır kilometre satın alınmasından sonra beliren EDC tip çift kavramalı vites kutusu arızalarının kullanım hatasından kaynaklanmadığı, üretiminden kaynaklandığı, değişimi yapılmasına rağmen giderilemediği, ayıpsız emsallerine nazaran beklentileri ve kullanımı olumsuz etkilediği, belli bir kilometre ve süre ile kullanıldıktan sonra gizli ayıplı olduğunun anlaşılmasına göre, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı gerekçesiyle 2013 tarihli fatura ile satışa konu 2013 model aracın davalılara iadesi ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verdi. Bunun üzerine bu kez, kararı davalılar, vekilleri aracılığıyla temyiz etti. HÜKMÜ DÜZELTEREK ONADI Yargıtay 3. Hukuk Dairesi verilen kararın doğru olduğunu ancak aracın iadesine yönelik hüküm tesis edilirken her türlü takyidattan ari şekilde teslimine karar verilmediği anlaşıldığından hükmü düzelterek onadı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu kararı ile sıfır araç alanları güvence altına alan emsal bir karara imza atmış oldu.

Yargıtay’dan kiracı-mal sahibi uyuşmazlıklarına emsal karar Haber

Yargıtay’dan kiracı-mal sahibi uyuşmazlıklarına emsal karar

Taşınmaz sahiplerinin satış sürecinde sıkça karşılaştığı bir sorun olan “kiracının mülkü alıcılara göstermemesi” konusunda önemli bir içtihat oluştu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, mülk sahiplerinin haklarını koruyan, yatırımcıyı ve satışı kolaylaştıran emsal bir karar verdi. Kararda, “Mahkeme, kiracının menfaatlerini de gözeterek kiralananın gösterilmesi konusunda hakkaniyete uygun şekilde ihtiyati tedbir kararı verebilir” ifadelerine yer verildi. FARKLI BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNDEN FARKLI KARARLAR ÇIKIYORDU Karar öncesi hukuk çevrelerinde büyük bir tartışma vardı. Ankara, Antalya ve Konya bölge adliye mahkemeleri, “ihtiyati tedbirle taşınmaz gösterilebilir” yönünde kararlar verirken; İstanbul, İzmir ve Sakarya bölge adliyeleri bu talebi davanın esasını çözer nitelikte bularak reddediyordu. Hukuki belirsizlik, mal sahiplerinin ciddi maddi zararlara uğramasına yol açıyordu. SÜREÇ NASIL İŞLEDİ? İzmir'de bulunan avukat Fatih Karamercan, mülkiyetindeki ofisi satmak istedi. Ancak kiracıları, ofisi potansiyel alıcılara göstermekte isteksiz davrandı. Arabuluculuk süreci de sonuç vermeyince, Karamercan İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak Türk Borçlar Kanunu 319/2 kapsamında dava açtı ve ihtiyati tedbir istedi. Mahkeme talebi reddetti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi de aynı yönde karar verdi. Bunun üzerine Karamercan, ülke genelinde oluşan karar farklılıklarını gerekçe göstererek İstanbul BAM Başkanlar Kurulu’na başvurdu. Talep yerinde görülerek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne iletildi. YARGITAY: "HAKKANİYET GEREĞİ TAŞINMAZ GÖSTERİLEBİLİR" Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında şu ifadelere yer verdi: “Yargılama sürelerinin uzunluğu, mülkiyet hakkının kapsamı, kiraya verenin muhtemel alıcıları kaybetme riski ve doğabilecek ciddi zararlar göz önünde bulundurularak, adil yargılanma hakkı çerçevesinde, şartları oluştuğunda ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekir.” Bu karar, yalnızca bireysel davayı değil, tüm Türkiye'de kiracı-mal sahibi ilişkilerinde örnek teşkil edecek nitelikte. “BU KARARLA SATIŞ SÜRECİ TIKANMAYACAK” Kararla ilgili açıklama yapan Avukat Fatih Karamercan şu ifadeleri kullandı: “Daha önce bu konuda birçok seminer verdim ama bu kez konu benim başıma geldi. Kiracım, taşınmazı göstermeyi reddetti ve satış süreci kilitlendi. Yargıtay'ın verdiği bu karar, sadece benim için değil, ülke genelinde mülk sahipleri için hayati önem taşıyor. Artık keyfi olarak taşınmazı göstermeyen kiracılara karşı hukuki zemin netleşti. Bu karar, milyonlarca liralık potansiyel kaybın önüne geçecektir.” EMSAL KARARIN GETİRDİKLERİ Bu önemli karar ile birlikte: Satışa konu olan kiralık taşınmazların alıcılara gösterilmesi mümkün olacak. Kiracının keyfi olarak engellemesi, mal sahibinin mağduriyetine yol açamayacak. Mahkemeler, haklı gerekçelerle ihtiyati tedbir vererek satış sürecinin tıkanmasını engelleyebilecek.

Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal niteliğinde "boşol" kararı Haber

Yargıtay’dan boşanma davalarında emsal niteliğinde "boşol" kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında önemli bir içtihat kararı verdi. Karara göre, eşine üçüncü kişilerin bulunduğu bir ortamda “boşol, boşol, boşol” diye seslenen taraf, kusurlu sayıldı ve bu davranış boşanma sebebi olarak kabul edildi. Kırşehir’de görülen ve karşılıklı boşanma taleplerinin yer aldığı davada, ilk derece mahkemesi, eşlerin birbirlerine karşı sergilediği kusurlu davranışların yanı sıra, erkek eşin “boşol boşol boşol” ifadelerini kullanmasını ayrıca kusur olarak değerlendirdi. Mahkeme, tarafların boşanmasına hükmetti. Erkek eşin avukatı karara karşı istinaf yoluna başvurdu; ancak Bölge Adliye Mahkemesi istinaf talebini reddetti. Kararın ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise somut olayda tanık ifadeleri doğrultusunda, üçüncü kişilerin bulunduğu ortamda bu ifadeleri kullanan erkeğin kusurlu olduğuna hükmetti. İstanbul Barosu avukatlarından Fatih Karamercan, karara ilişkin yaptığı açıklamada, “Yargıtay’ın bu kararı, boşanma davalarında eşler arasındaki iletişimin niteliğine önemli bir vurgu yapıyor. Üçüncü kişilerin huzurunda, eşe yönelik küçük düşürücü ve boşanmayı çağrıştıran ifadelerin kullanılması, yalnızca kişisel değil sosyal açıdan da zararlıdır. Bu nedenle kusurlu sayılması hukuk açısından yerindedir.” dedi. Bu karar, boşanma davalarında eşlerin birbirlerine karşı davranışlarının değerlendirilmesinde emsal teşkil edecek nitelikte bulunuyor.

Yargıtay'dan emsal karar: Eşinin yazışmalarını casus yazılımla kaydeden kişiye ceza Haber

Yargıtay'dan emsal karar: Eşinin yazışmalarını casus yazılımla kaydeden kişiye ceza

Ankara’da yaşanan olayda bir kişi, evlenmeden önce eşine cep telefonu hediye etti. Ancak telefonda yüklü olan casus yazılım aracılığıyla eşinin tüm yazışmalarını ve konuşmalarını gizlice kaydetti. Elde ettiği kayıtları ise kendi babasına dinletti. EŞİ ŞİKAYETÇİ OLDU, SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLDİ Evliliğin ardından durumdan haberdar olan kadın, suç duyurusunda bulundu. Yapılan yargılama sonucunda sanık, Türk Ceza Kanunu’nun 132/1. maddesi gereğince “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçundan 1 yıl 8 ay, aynı kanunun 132/2. maddesine göre “haberleşmenin gizliliğini ifşa” suçundan ise 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. İSTİNAF MAHKEMESİ BERAAT VERDİ, YARGITAY KARARI BOZDU Sanık tarafından yapılan itiraz üzerine dosya, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi’ne taşındı. İstinaf mahkemesi, eylemin suç teşkil etmediği gerekçesiyle beraat kararı verdi. Ancak bu karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edildi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yaptığı incelemede suçun oluştuğu kanaatine vararak istinaf mahkemesinin kararını hukuka aykırı buldu ve bozdu. YARGITAY’DAN NET MESAJ: HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİ KORUNMALI Yargıtay’ın karar gerekçesinde, kişisel iletişim içeriklerinin rıza dışında doğrudan ya da dolaylı yollarla öğrenilmesinin, haberleşmenin gizliliğini ihlal anlamına geldiği vurgulandı. Sanığın, casus yazılımla eşinin özel yazışmalarını izlemesinin ve bunları başkalarıyla paylaşmasının TCK 132. madde kapsamında suç teşkil ettiği belirtildi.

Kadının beyanı esastır ilkesi nedir? Haber

Kadının beyanı esastır ilkesi nedir?

Hukuk sisteminde özellikle ceza hukukunda önemli bir ilke olan "Kadının beyanı esastır," kadınlara yönelik cinsel suçlar ve benzeri suç türlerinde tanıksız veya delilsiz soruşturma başlatılmasını ve yargılamanın kadının beyanı esas alınarak yapılmasını öngörür. Bu ilke, kadının beyanının adaletin sağlanmasında temel bir rol oynadığını vurgular. Yargıtay'ın "Kadının Beyanı Esastır" İlkesindeki Rolü Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2003/4048 Esas, 2004/2528 Karar sayılı kararında, "suç kanıtı aramanın birçok olayın karşılıksız ve cezasız kalmasına neden olabileceği ve şikayetçinin başkasına zarar vermek için kendisine zarar vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı" belirtilmiştir. Bu gerekçe ile verilen kararda, "her ne kadar delil olmasa da şikayetçi kadının beyanı esas alınarak sanığın cezalandırılmasına karar verildi" denilmiştir. Bu karar, hukuk dünyasında "kadının beyanı esastır" ilkesinin benimsenmesine zemin hazırlamıştır. İlkenin Amacı ve Uygulama Alanı "Kadının beyanı esastır" ilkesinin temel amacı, cinsel suçlarda, özellikle cinsel taciz ve saldırılarda, suçların genellikle tanıksız ve delilsiz olarak işlendiği durumlarda bu tür suçların cezasız kalmasını önlemektir. Yargıtay kararlarında, cinsel suçların doğası gereği geriye kanıt bırakmadığına ve bu nedenle kanıt aramanın sanığın beraatına neden olabileceğine dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda, kanıtsız da olsa ceza verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Cinsiyet Ayrımı Olmaksızın Mağdurun Beyanı "Kadının beyanı esastır" ilkesi yalnızca kadınlara özgü bir ilke değildir. Ceza hukukunda, mağdurun cinsiyetine bakılmaksızın, çocuk, erkek veya kadın fark etmeksizin mağdurun beyanı esas alınmaktadır. Bu ilke, ceza muhakemesi kanunu (CMK) gereği etkin soruşturma yürütülmesini sağlamak için de önemli bir temel teşkil eder.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.