Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Zor işler, zor uğraşlar

Yazının Giriş Tarihi: 13.11.2025 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.11.2025 15:22

Son günlerde gerçeklerle çok fazla sınanır, çok fazla yüzleştirilir olduk. Bu kadar sık maruz kalınca, insanın en belirgin özelliği olan “çabuk unutma” devreye giriyor. Şaşkına dönmüş halde, sanki panik atak geçirir gibi günlerimizi geçiriyoruz.

Bu kadar art arda deprem yaşadığımı daha önce hiç hatırlamıyorum. İstemesem de, kendimi durdurmaya çalışsam da kalbim ağzımda atıyor; çok fazla panik oluyorum. Sonra kendime kızıyorum: “Ne faydası var bu kadar paniğin? Bana, çevreme, çocuklarıma ne yararı var?” diye.
Ama biliyorum ki ben böyle davrandıkça, çocuklar da bilmedikleri şeyin paniğini benden öğreniyorlar.

Yapacak bir şeyimiz yok… Elimizden bir şey gelmiyor, dua etmekten ve af dilemekten başka.
Elbette bazı önlemler almak bizim elimizde, ama ne yazık ki evimizin depreme dayanıklı olması bile her zaman bizim kontrolümüzde değil. “Depreme uygun” diye aldığımız evin aslında hiç de öyle olmadığını çok geç fark edebiliyoruz.

Bu gerçeği en açık ve en acı şekilde Hatay depreminde gördük, yaşadık. Onca insan… Binlerce liraya, “yönetmeliğe uygun” denilerek alınan evler, bir anda kum gibi dağılıp gitti.
Tüm ülke olarak o görüntülere tanık olunca, işte bu yüzden bu kadar korkuyoruz. Çünkü kalan son güvenimizi de yerle bir ettiler. Artık hiçbir söze, hiçbir güvenceye tam anlamıyla inanamıyoruz.

Hal böyle olunca da her ihtimali düşünerek yaşıyoruz. Günlerimiz panik, tedirginlik ve tetikte geçiyor. Günlerdir tüm Marmara adeta gergin bir yay gibi. Sallanmasak bile, sanki her an sallanıyormuşuz gibi hissediyoruz. İstemsizce, hep bir endişe hâlindeyiz.
Gerçekler gözümüzün önünde, ama ne engel olabiliyoruz ne de bir şey yapabiliyoruz. Bu da korkumuzu katbekat artırıyor.

Şehirlerimizin durumu ortada, kentleşme düzenimiz malum, kurallara uymaya alışkın değiliz zaten…
Bu gerginlik içindeyken, bir de sabahı şehit haberleriyle açıyoruz.
Gündeme girmiyorum bile; orasına ne desek az — cadı kazanı mı, Arap saçı mı... karışıklığın, belirsizliğin tam ortasındayız.

Ülkenin hâli zaten ortadayken, bu kez de Kıbrıs meselesi gözüme çarptı. Başlık şöyleydi: “Güney Kıbrıs gelişen olaylardan endişeli, gidişattan sıkıntı duyuyormuş...”

Anlaşılan o ki, şu İsrailli yerleşimci olayları iyice kontrolden çıkmış. Baktılar işler hiç de planladıkları gibi gitmiyor, bu kez başlarını alıp gidiyorlar — ama nereye? Her yere!
Zehirli mantar gibi, adım adım, sessizce yayılmaya başladılar. Huzursuzluk aldı tabii bunları, ama o huzursuzluk haliyle bizi de sardı.
Sonuçta dibimizde kümelenmeye çalışan bu “kan emicileri” kim ister ki?

Adamlar adeta virüs gibi yayılmaya ant içmişler; çevremizde cirit atıyorlar.
Ne hikmetse (!) bu topraklarda da bir şekilde kendilerine yer buluyorlar.
Ama sormadan edemiyorum: Ne alaka bu topraklar, ne işleri var burada?

Hani bunlar bir zamanlar “komplo teorisi”ydi?
Hayal ürünü, uydurma, hurafe denilirdi. Ülkece güler geçerdik, dalga geçerdik.
O dönem bu konuyla alay ederek epey prim yapanlar da oldu — özellikle Fatih Altaylı yıllarca bu işin ekmeğini yedi.

Ama biz güldükçe, onlar sessizce adım adım yerleştiler.
Biz gülerken, onlar bizimle beraber güldüler… ve yakınımıza kadar geldiler.

Rumlar da bu duruma göz yumdu; hatta davul zurna ile karşıladılar. Zevkle sattılar arazilerini, şimdi ise bizden önce onlar tutuştular. Çünkü işin hiç de sandıkları gibi olmadığını fark ettiler.
Meğer dost bildikleri, aslında onlara da düşmanmış. Gözlerinde Filistinlilerden farkları olmadığını anlayınca, panik kapladı hepsini. Ama artık iş işten geçmiş gibi görünüyor. Şimdi tehlike bambaşka bir boyuta taşındı.

Anlayacağınız, bizim cephelerde işler karmakarışık.
Hem bedenen hem de ruhen sert kayalara çarpıyoruz. Çarpışmalar sert, acılar keskin; baş etmek zor, iyileşmek uzun zaman alıyor.

Mevlam yardımcımız olsun…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.