Ekonomi konuşmasak olmuyor gerçekten bu memlekette her sözün ya başı ya sonu illa oralara geliyor. Bazen imtina ile kaçıyorum, bildiğin acayip, bile isteye kaçıyorum. Sorarlarsa da “Aa haberim yok” diyorum. “Sen nasıl gazetecisin?” diyorlar sonra, “Nasıl haberin olmaz?” Bakmazsan olmaz ve hiç de eksiklik olmuyor hayatımda, bir müddet ara verip mecbur sonra tekrar ister istemez maruz kalıyorum zaten ama bir bakıyorum hiçbir şey değişmemiş ki her şey yerli yerinde duruyor. Her daim üç aşağı beş yukarı aynı olaylar. Bizim memleketin klasik çalkantıları.
Ama yine bu aralar o çalkalanmalardan birini yaşıyoruz sanırım. Yine ufak ufak çoğu şeyde artış görülmeye başlandı. Yine bir şeylerin başlangıcındayız sanırım. Yine bir şeyler geliyor bakalım, hayırlısı. Hiç dikkat etmemiştim o güne kadar, marketten patates almak istedim çoğu zaman bakmam da ama bu sefer fiyata gözüm takıldı. Yanlış mı görüyorum dedim ama hayır yanlış görmüyorum baya bildiğin çok kısa bir sürede ciddi manada zam yapılmış. Sonra almayı bıraktım tüm marketin manav bölümünün fiyatlandırmalarını inceledim. Hemen hemen her şeyde ciddi artış var. Yine... Market kısmının manav kısmından aşağı kalır yanı yok zaten. Bir tane fındıklı çikolata almak istedim, 150 yakın fiyatı vardı asla elim gitmedi, uzun uzun bakıştık kendisiyle. Meğer ben uzun zamandır alıcı gözüyle bakmıyormuşum bir şeylere. Artık hepimiz biliyoruz ki bu dalgalanmalar önemli bir şeylerin habercisi, ayak sesleri. Bakalım bu sefer neler bekliyor bizi diye düşünmeden edemiyorum.
Geliyor yine gelmekte olan.
İnsanın hakikaten anında modunu düşürüyor bu bekleyiş, çünkü çıkılmaz bir girdap misali dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geliyoruz bir şekilde. Zor bela çıktık sıyrıldık, güç oldu ama hallettik derken yine en başta buluyoruz kendimizi.
Bir şeyleri hatırına bir şeylere sabrediyoruz ama bu kısır döngü umutsuzluğa sürüklüyor insanı.
Bu millet uzun zamandır sessiz sakin bir şeyleri göğüslüyor omuzluyor sırtlıyor ama yolun sonunu görmek umuduyla, sonunda verdiği emeklerin karşılığını almak için katlanıyor tüm bunlara bir umut. Ama o yolun sonu yaklaşmak şöyle dursun gitgide imkansıza doğru yol alıyor gibi geliyor bize artık.
Hakikaten bu sefer farklı bir şekilde bir şeylere tutunma ihtiyacı ile hareket etti bu millet, bazı zor kararları gördü anladı hak verdi ve sabretti ve hala daha sabretmeye devam ediyor. Yoksa bunca iniş kalkış, sarsılmaya, bocalamaya bunca sabır görülmüş şey değildi bizim için.
Belki de uzun zaman sonra bir şeylere ümit besledik, olabilir belki dedik, hayal ettik, eskiye özlem ile baktık ve sandığımız kadar uzak olmadığını, içimizdeki bir şeylerden çok da uzaklaşmadığımızı anladık ve yolun sonu sabra vardı.
Yine de bir ümit işte belki de korktuğum gibi, diğer yaşadıklarımız gibi olmaz bilemiyorum. Olmamasını ümit ediyorum çünkü azıcık korkularım var. Türkiye şu sıralar daha büyük oynama kararı ile hareket ediyor ve ismi çok fazla dünya gündeminde zikredilmeye başlandı. Enteresan kısmı burası değil üstelik, sadece bugünkü haliyle değil eski haliyle de dillere dolanmaya başlandı. Az biraz görünürlük kazanınca eski defterler de açıldı haliyle ve bu çok da iyi karşılanmadı tabi ki. Anlaşılıyor ki kimse eskiye dönmek istemiyor, kimse özellikle köklü devletlerin tekrar görünür olması taraftarı değil. O içteki köklerin tekrar yayılma ihtimalini sevmediler. O yüzden bu sefer endişem daha büyük çünkü onlarda büyük oynamak isteyeceklerdir. Bugüne kadar öldüğünü varsaydıkları bir devin sadece uyuduğunu görmek zaten yeterince huzursuzluk vermişken bir de uyanma ihtimalini hiç çekmek isteyeceklerini düşünmüyorum.