Hava Durumu

Zaman geçiyor insan değişiyor

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2024 06:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2024 16:16

Kendimi bildim bileli siyaseti severim. Uzun zaman oldu hakikaten. Tartışmayı severim ,tartışanları severim, izlemesini severim, dinlemesini severim. Hele mantıklı konuşanını çok severim. Zevk alırım yani.

İzlerim programları hiç canim sıkılmaz, üstelik üzerine saatlerce konuşurum.

Yakinen takip ederim. Hele lise zamanları bu ilgim aşırı şaşkınlığa sebep olurdu.

Ee o yıllar malum deli kan damarda, baş da kavak yelleri, konular derin, uzun, çetrefilli...

Senin ne işin var siyasetle. Başka başka ilgi çekici şeyler varken sen neden bu sıkıcı şeye merak duyarsın. Arkadaşlarım çok şaşırırdı bu hallerime, bir ara dalga konusu olmuştu hatta.

Ama onların hararetle tartıştıkları günlerini heba ettikleri ne  varsa da bana hafif gelirdi, ilgimi çekmezdi o kadar ,bende onlarla dalga geçerdim.

Bunda neyin etkisinin olduğunu çok sonra anladım. Tecrübe ettikçe anlıyorsun böyle şeyleri malum, yaşadıkça biliyorsun.

Buna sebep babam, kitaplar ve televizyonsuz kalabalık bir ev...

Simdi değil zamanında çok okuyordum ama şimdi değil. Maalesef. Kendimden çok şikayetçiyim bu durumdan.

Televizyon en büyük etken. Bu "ama" götürmeyen bir konu. Öyle zaman çalıyor ki insan hayatından. İşte olmayınca böyle oluyor ,mecbur oyalanacak başka şeyler buluyorsun. En cazibi de kitap oluyor. Hele küçücükken sevdirilmeye başlandıysa...

Ben kütüphanesi olan bir evde büyüdüm. Çok sonra farkına vardım bu durumun aslında bir "lüks" olduğunu. Herkesin bu durum üzerinde olmadığını. Çoğu evde hala kütüphane olmadığını. Bunun öyle bir anda değil yıllarını vererek ,zamanını, vaktini hatta bütçeni vererek olduğunu fedakarlık gerektirdiğini öğrendim.

İşçi bir babanın kızıyım, Türkiye şartları malum, 4 çocuk. Artık az çok tahmin edersiniz büyüme standartlarımı. Ama bir tek kitaba durdurak yoktu bizim evde. Ona ayrılan bütçe muazzamdı.  Annemle bu konuda çok papaz olduklarını bilirim. Her kitap fuarı zamanı oluşan kitap aşırılığından ortalık kızışırdı evde. Dört gözle bekler saatlerimizi harcadık fuarda zevk verirdi bize.

Ama sonra bir anda teknoloji gelişti. İnternet ve sosyal medya girdi hayatımıza. Ne yazık ki...

Ve zaman değişti, ben büyüdüm.

Siyasete tahammülüm kesinlikle kalmadı. En ufak tartışmayı kafam kaldırmaz oldu. Sanırım bazı gerçekleri göre göre, aşırılıkları ayırt ede ede uzaklaşıyor insan. Şuan dünyanın en boş işi mesela gözümde. Ve çok karışık içi. Ve yalan dolan çok etrafında.

Televizyon var evimde... Kaldırmaya daha cesaretim yok ama niyetim var elbet. Bu konuda babamla aynı fikirde olacağım hiç aklıma gelmezdi. Eve televizyon sokmayarak meğer dünyanın en iyi şeyini yapmış. Aksine ya çok sever film izlemesini, belgesel takip etmesini.

Meğer nefse büyük terbiye imiş yaptığı kendisiyle çok çelişmiş. Ben mesela hala başarabilmiş değilim. Çocuklarımın kitapla büyümesini çok istiyorum ama kendim artık  çok okumuyor elimde de her daim telefonla geziyorum. Kendimle ilgili en büyük öz eleştirim bu. Rahatsızım bu durumdan ama bağımlılık gibi sosyal medyada gezinmeden de duramıyorum. Çocuklar benden görerek okuma alışkanlığı kazanacak biliyorum ama hala kendimi frenleyebilmiş değilim bu konuda yeterince.

Ve bir kütüphanem yok hala...

Ne çok eksiğim... Arka arkaya sıralayınca kötü oldu. Bir siyaseti artık sevmemem iyi sanırım. Bir o güzel oldu. Bunu anlamış olmam bari şu sandıklarım içinde iyi olanı.

Var bakalım hedeflerim. Kıracağız inşallah zincirleri. Zor geliyor insana evet ama önemli olanda bu değil mi? Zor olanı başarabilmek.

Başarabilirim inşallah ve babam gibi cesaretli olabilirim.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.