Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

‘Mağduriyet’ konusu

Yazının Giriş Tarihi: 23.04.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 15:51

Son olaylardan sonra eskiye özlem babında videolar paylaşılmaya başlandı.

Alışık değiliz tabiki böyle sarsıcı olaylara, daha önce yaşamadık bunun gibi benzerlerini, bizim ülkemizde olmazdı hiç. Yeni bir dertle karşı karşıyayız ve çocuk konusu hepimizin hassas noktası olunca tüm ülke feci sarsıldı. Deli gibi çözüm yolları arayışına girdik. Ülke ve halk olarak doğru bildiğimiz yoldan çözümler deniyoruz bakalım muvaffak olabiliriz inşaallah.

Bunun yanında eskiden saygı sevgi vardı, bunlar yoktu bilmezdik, şimdi farklı eskisi gibi değil diyerek eskiye özlem duyarak videolar paylaşıp günümüzle karşılaştırma yapılıyor. Bunları görünce bir durdum düşündüm acaba gerçekten öyle miydi diye, çünkü benim aklımda çok başka kalmış o günler, ben mi yanlış hatırlıyorum diye şüphe ettim kendimden.

Ama hayır asla yanlış hatırlamıyorum az biraz o günlere götürünce kendimi daha iyi anladım. Benim o okul günlerinden hatırladığım keskin bir korkuydu mesela.

Çok sarsılmaz otorite ve dayak vardı. Hakkımızı savunma veya hak arama nedir öğretilmedi bize mesela. Çok sakin, uysal ve kurallara uyan bir çocuk olmama rağmen ben bile kaç kere dayak yedim suçsuz yere, çok iyi hatırlıyorum ve asla ailemize söyleyemezdik, söylesek bile bir işe yaramazdı. Çünkü sorgulanmazdı, gerek duyulmazdı önemsenmezdi. Evet belki saygı vardı ama o da memuriyetin dokunulmazlığına duyulan mecburi saygıydı belki de bilemiyorum. Çünkü hakikaten dokunulmazdı, ne yapsa yeridir denirdi, öğretmenin vurduğu yerde gül biter denirdi, eti senin kemiği benim denirdi. Çok iyi hatırlıyorum ki komşumuzun çocuğunun kulak zarı patlamıştı dayaktan ötürü ve çocuk uzun süre ailesine söyleyememiş olay çok sonra öğrenilmişti. Matematiği hiç sevmem hala, bunun nedenini de çok iyi biliyorum mesela, korkuydu... Bilemezsen ceza vardı çünkü, anlamadığımı da soramadım, ne evde ne okulda. Çünkü biliyordum ki ikisinde de yüksek ihtimal enseme bir şaplak yiyecektim veya en basiti bir azar...

Yani anlayacağınız şimdiki mağduriyetin bir başka versiyonuydu geçmiş. Cimer’in açılma sebebiydi.

İşte o dayakla büyüyen çocukların çocukları şimdikiler...

O çocuklar büyüdü ve kendi mağduriyetlerini kendi çocuklarına yaşatmak istemediler.

Ama bu sefer de başka bir mağduriyet ortaya çıktı.

Biz değişik bir milletiz, orta yolumuz yok, ders çıkarma var ama onu da yanlış yapıyoruz gördüğümüz üzere. Bir ders çıkarılmış evet ama bu çıkarılan ders başka bir mağduriyete kapı açtı, anlamadık. Şuan onun açtığı sonucu nasıl frenleriz onun derdindeyiz.

"Her şeyin fazlası zarar" deyimini canlı canlı tecrübe ediyoruz şuan hepimiz.

O zamanlarda bir şeyler ters ve fazlaydı, şimdi de bir şeyler ters ve fazla...

Bir mağduriyeti ortadan kaldıralım derken geçmişin şiddetiyle büyüyen çocuklar istemeden de olsa başka bir şiddete ön ayak olduk.

İstenir miydi böyle bir şey asla ama az buçuk tahmin edilebilirdi, Çünkü sinyaller vardı.

Biz belki istemsizce de olsa yaşadığımız mağduriyetin faturasını çıkarmak istedik sanırım. Bizi dinlemediler diye çok fazla dinledik çocukları, biz hakkımızı arayamadık diye dibine kadar hak arasınlar altta kalmasınlar istedik ve bunu öğrettik.

Ama bir şeyi atladık, hak ararken haksızlık yapmamaları gerektiğini, saygıyı elden bırakmamalarını, kendi hakkını savunurken başkasının hakkını göz ardı etmemelerini.

Ama şimdiki gençliğin az bir ses yükselmesine bile tahammülü yok ve buna hakkı gasp edilmiş gözüyle bakıyor, hep haklı olmak istiyor ve yön verilsin istemiyor, tecrübeyi yok saymak gibi bir hobileri var ve hep kendileri haklı bulunsun istiyorlar.

Dedim ya ortamız yok diye... Şimdi anladık nerede hata yaptığımızı ama bu bize pahalıya patladı, patlamaya da devam edecek çünkü koskoca bir nesli böyle yetiştirdik ne yazık ki...

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.