Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Laubali siyaset

Yazının Giriş Tarihi: 14.02.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 16:11

“Meclisteki kavgayı gördün mü?” dediler.

“Gördüm.”

“Nasıl kavga ettiler ama, koca koca adamlar!”

“Çok izlemedim, kavga başladığını görünce kapattım.”

“Ama sen gazetecisin, izlemen gerekmez mi? Haberin olmalı değil mi?”

O an düşündüm: Gerçekten her şeyden haberdar olmak zorunda mıyım?

Bence her şeyin en ince detayına kadar bilmesem de hayatta bir şey kaybetmem. Hatta belki bir şey kazanırım. Çünkü bazı görüntüler, bazı sahneler beni fazlasıyla rahatsız ediyor. İnancımı, güvenimi zedeliyor. Onlar adına ben utanıyorum. Babam yaşındaki insanların mahalle kavgası eder gibi birbirine girmesini izlemek içime sinmiyor. Hakikaten çok çirkin geliyor.

Sonra kendime kızıyorum: Neden bu kadar karamsarım? Neden çiçekten, böcekten bahsedemiyorum? Neden hep dert, tasa, keder?

Ama meclis boks ringine dönmüşken, büyüklerimiz kavga ederken ben nasıl bahsedeyim çiçeklerden? İzlemedim ama sağ olsun çevrem sayesinde öğrenmediğim detay kalmadı. Sanki özellikle ben ortamdayken açılıyor bu konular. “Sen takip ediyorsundur, mutlaka bir şey söylersin” beklentisi var. “Detaylarla çok ilgilenmiyorum” dediğimde ise kabahatli ben oluyorum. Artık alıştım, gülüp geçiyorum.

Geçen gün “Epstein” adını bile duymamış insanlarla karşılaştım. Onlar olanlara şaşırdı, ben onların hiçbir şey bilmemesine şaşırdım. Karşılıklı şok olduk. O an kendimi sorguladım: Acaba ben mi her şeyden haberdar olmaya fazla çabalıyorum? Sonra beynimde yer kalmıyor.

Bazen az şey bilmenin bir özgürlük olduğunu düşünüyorum. O temiz, şeffaf kafalara imrenmedim değil. Her şeyi bilmemek, her tartışmayı izlememek, her krizi takip etmemek… Belki de ruh sağlığını korumanın bir yolu.

Memlekette ve dünyada güzel şeyler azaldıkça insanın ruhu da ağırlaşıyor. Haliyle düşünceler de kararıyor. Son zamanlarda yaşananlar zaten zor ayakta duran ruh sağlığımızı iyice yıprattı. İçimizde bir yerlerde açan o çiçekleri, o böcekleri bulmak gittikçe zorlaşıyor.

Aslında en çok da şuna üzülüyorum: Ülkemde her yaştan insanın siyasetin her detayını bilmek zorunda kalmasına. Bu, toplumla devlet arasındaki ilişkinin ne kadar iç içe ve karmaşık olduğunun göstergesi. Ve bu pek sağlıklı bir gösterge değil. Belki de halkın siyasetle daha az meşgul olduğu toplumlar, refahı daha yüksek olan toplumlardır.

Eskiden siyasetten habersiz insanlara “Nasıl bu kadar ilgisiz olabiliyorlar?” diye bakardım. Meğer ne büyük bir lüksmüş. Şimdi daha iyi anlıyorum.

Benim de mecliste kavga eden koca koca adamları izlememe hakkım vardı. Ve belki de o hakkı kullanmak, sandığımdan daha değerli.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.