Dünyanın içinde sürüklendiği kaostan ötürü Ramazan’ı nasıl geçirdik, geldi gidiyor çok da bir şey anlamadık.
Halbuki belki de çoğumuzun uzun süredir geçirdiği en huzurlu, en kolay, en bereketli Ramazanlardan biriydi ama tadına adam akıllı varamadık.
Kendi rezilliklerini örtbas edebilmek için tüm İslam âlemini, dolaylı yoldan da olsa tüm dünyayı kaosa sürüklediler.
Amerika zor durumda, artık eskisi gibi değil deyip duruyoruz ama o hâli bile tüm dünyayı ayağa kaldıracak, her yeri ateş çukuruna çevirebilecek derecede güçlü hâlâ. Ama bir ilk de olmuyor değil. Onca savaşa girdi, onca ülkeyi yerle bir etti bunca sene ama halkından hep destek gördü. Her daim kendini haklı göstermeyi bildi; sadece kendi halkına değil, dünyaya da bunu benimsetmeyi başardı. Ama bu sefer sanki işler öyle işlemiyor gibi gözüküyor.
Bu sefer kendi halkından, şu anlık cılız da olsa, memnuniyetsiz sesler yükseliyor; hem halk cephesinde hem de kendi meclislerinde. Dünya desen artık geç de olsa gerçekleri görmeye başladığından asla destek değil Amerika’ya ve onu artık tüm dünya işgalci bir zorba olarak görüyor.
Venezuela olayı bu fikrin ilk fitiliydi. Enptien dosyaları da tuzu biberi oldu. Hemen arkasından patlak veren İran kışkırtmasında ise herkes artık aynı fikirdeydi. İsrail ile beraber Amerika da hızla imaj kaybına uğradı. Şu saatten sonra da eski itibarlarına kavuşmaları mümkün değil gibi görünüyor.
Peki bu umurlarında mı? Karşıdan bakıldığında çok da değil gibi duruyor ama ortada sağlam bir itibar kaybı var ve bu onları ciddi şekilde rahatsız etti. Çok belli etmek istemeseler de bazı örtbas etmeye çalıştıkları şeylerin ortaya saçılmasına sebebiyet verdi ve bu onlar için hiç iyi olmadı.
Artık her işgallerinde aynı yalana başvuramayacaklar mesela, çünkü kimse onlara inanmayacak. En küçük örnek ise ne Venezuela ne de İran saldırılarında kimseyi ikna edemediler; kendi insanlarını bile.
Ve artık önlenemez bir biçimde insanlar Müslümanlara ilgi duymaya başladılar, karşı bir tepki olarak. Aslında en istemedikleri sonucu kendi elleriyle dünyaya yaymış oldular. Şimdi tüm dünya Müslümanları, Müslümanlığı, Ramazan’ı, kaba taslak ne biliyorlarsa merak etmeye başladılar. Ve en önemlisi artık saygı duymaya başladılar.
Yahudiler ise bu zamana kadar her türlü yollara başvurarak elde ettikleri görünmez bir kalkan misali o dokunulmazlıklarını, sempatizanlıklarını kaybetme aşamasını çoktan geçtiler bile.
Artık tüm insanlık onları ve her hareketlerini yüzlerinde tiksinç bir ifadeyle izliyor. Bir zamanlar Müslümanların maruz kaldıkları kötü muameleye doğru gidiyorlar gibi duruyor. Artık havalimanlarında garip garip Müslümanlara değil, onlara bakılacak ve tüm insanlar özellikle onlardan uzak durmaya özen gösterecek. İsrail ismi istemsiz bir huzursuzluğa sebebiyet verecek.
11 Eylül’den sonra tüm Müslümanlar bunun alasını yaşamıştı; herkes nasibini almıştı, Türkiye bile. Türk pasaportuna özel muamele yapılıyor, bilerek bekletiliyor, işleri zora sokup mağduriyet yaratıyorlardı; sebepsiz gözaltına almaya dahi cüret ediyorlardı, hatırlayalım. Ne çok diplomatik sorunlarla uğraştık o dönem, ne çok vatandaşımız mağdur oldu, havalimanlarında mahsur kaldı.
Şimdi işler tersine döndü ve kendi kazdıkları çukura kendileri düştüler. Baktılar olacak gibi değil; artık imaj yenilemek yerine kudurmuş köpek misali ağızlarında köpüklerle her yere tehditler savuruyorlar.
Ve biz tüm bu olan biten içinde Ramazan’ın huzurlu ruhunu yine de yakalayabiliyoruz.
Ne büyük nimettir bu...