Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Dünya diyorum, bazen...

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2025 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.12.2025 13:43

Hangi birine şaşırayım, onu şaşırdım gerçekten. Son birkaç gündür… Ne günü, aylardır her güne bir bomba düşüyor. Hem de öyle böyle etkili değil, her biri öyle büyük ki… Ağzımız günlerdir hiç kapanmadı; şaşırmaktan kasılıp kaldı kaslarımız. Her gün “Bu kadarı da olmaz” derken, daha da beterine gözümüzü açtık.

Günlerdir Güllü ile yatıp Güllü ile kalkıyoruz; her gün yeni bir bilgi, yeni bir trajedi, yeni bir kahredici detay. Komple, koskoca bir hayatı neresinden tutarsan elinde kalıyor. Ölümü, hayatından daha kötü bitti sanırım. En acı sonlardan biridir herhalde; hem de çocuklarının ellerinden. İnsanın ruhu donuklaşıyor, baktıkça, öğrendikçe, anladıkça. Daha da beter derinlikler çıkacak bu işin içinden; bu kadarıyla da kalmayacak belli ki. Öylece buz gibi izliyoruz olan biteni.

Sonra Habertürk meselesi patladı. Her Allah’ın günü buna benzer olaylar serisine maruz kalıyoruz artık; rutin olmuştu sanıyordum ama bu ayrı bir bombaymış. Olaylar… olaylar… Detay içinden detay çıkıyor resmen; matruşka bebek misali, açtıkça başka bir tanesine maruz kalıyorsunuz. Skandal, skandala gebe gibi bir şey; bitmeyecek herhalde artık diyorsun bir noktadan sonra. İpin ucu yok ortada, her biri birbirine bağlı; ee, haliyle bu bağlı kişiler de hep göz önünde olan insanlar olunca, koskoca ülkeye malzeme oluyorsun.

Apo meselesi patlamaya hazır bomba gibi ortada duruyor. Bir şeyler dönüyor bu süreçte ama kafalar allak bullak olduğu için (en azından benim için öyle) tam olarak anlayamıyoruz olan biteni. Papa yeni gitti; bu bizi bayağı oyaladı, sağlam sarstı, bildiğimiz bilmediğimiz ne varsa düşünmeye itti, içimizdeki kalbimizin derinliklerindeki sağlam taşlara dokundu.

Sonra Güllü meselesi tüm bunları böldü; bakış açımızı başka yöne döndürdü. Onu anlayamadan, daha açıklığa kavuşmadan, sıcağı sıcağına… Şimdi de Mehmet Akif Ersoy olayına maruz kaldık.

Arada unuttuğum kim bilir neler var ama bu yoğun sis dalgasında aklımda kalan büyük çukurlar bunlar. Üstelik bunlara hiç ara vermeden maruz kalıyoruz; biri bitmeden diğeri başlıyor. Bu süreçte CHP yolsuzluk soruşturması tam gaz devam ediyor ve her Allah’ın günü yeni bir bilgiyle güne başlıyoruz. Hamdolsun, bu tarafta son hız gidiyor; insanın akıl sağlığıyla oynuyorlar resmen.

Yazarken doldu içim; derin bir nefes bırakma ihtiyacı hissettim.

Şimdi de söylemeye bile çekiniyorum biraz; görmemezlikten geleyim, bunu da yok sayayım dedim. Belki benim paranoyaklığım falandır dedim, ama değil galiba. Yine faili meçhul cinayetler arttı gibi geliyor bana. Önemli görevlerdeki kişilerin ölüm haberlerini sık almaya başladık gibi hissediyorum. Bir de bunu kaldıramam diye içimde bir yerlere itmiştim; ama bugün de öyle bir haber okuyunca, “Eyvah” dedim.

İşin kötüsü, eskisi kadar ağlayamıyorum artık. Belki ağlasam, halimize azıcık içim rahatlayacak, daha çok nefese yer açılacak içimde; ama olmuyor artık. Doldukça doluyorum, patlasam daha iyi sanki; ama o da olmuyor. Manevi anlamda bir balon gibi geziniyorum.

Gazze’yi de unuttuk gitti zaten. Orada dün ne oluyorsa, aynen hız kesmeden devam ediyor; değişen bir şey yok. Ateşkes yalanına kandık, gözümüzü ayırdık oradan; ama ateşkes adı altında sadece bir paravan yaptılar kendilerine. O paravanın arkasında aynı cehennem devam ediyor…

Dünya bazen gerçekten çekilmez oluyor. İnsan ne düşüneceğini bilemiyor.

Kısacası, bu sabah ruhum sıkışmış olarak uyandım. Hayırlısı bakalım…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.