Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Deneme 1...2...

Yazının Giriş Tarihi: 08.01.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.01.2026 15:29

Dünya, yine ve yeniden tarihin en unutulmaz, en kirli, en düzenbaz anlarından birine daha şahit oldu. Yine ve yeniden Amerika sayesinde.

Hepimiz gördük ki dünyada “hak” ve “adalet” diye bir kavramın sadece adı var.

Adına düzen, devlet, hak, hukuk, cumhuriyet, demokrasi — artık nasıl adlandırırsanız adlandırın — dediğimiz şey; çıkarlar üzerine kurulmuş bir sistemden ibaret. Tüm dünya bunu canlı canlı izledi.

Para ve güç kimin elindeyse, onun önümüze koyduğu düzenle yaşamaya zorlanıyoruz. Onun çıkarları doğrultusunda hareket ediyoruz. Önüne bir engel mi çıktı? Anında, basit bir bahaneyle ortadan kaldırılıyor. Dün olduğu gibi, bugün de…

Artık insanların gözünü boyamak için zahmet bile etmiyorlar. Ağızlarının kenarıyla iki gerekçe gevelediler, adet yerini bulsun diye. Gerçek sebepleri ise hepimiz zaten biliyorduk. Peki nereden biliyorduk? Yine kendilerinden elbette. Hiç saklamadılar ki. Adam, tüm dünyanın önünde açık açık “Venezuela’nın kaynaklarına ihtiyacımız var” dedi.

Peki dünya bu kanunsuzluk, bu haydutluk karşısında ne yaptı?

Hiçbir şey.

Sadece izledi. Tüm dünya kilitlendi ve izledi, o kadar.

Bu durum kimilerinin ağzının sulanmasına neden oldu; bir umut misali. Kimilerine korku saldı: “Ya bizim de başımıza gelirse?” diye. Kimilerini ise kenetledi.

O ağzı sulananlardan biri de Yunan bir hadsizlik örneğiydi. Hayalini sosyal medyada paylaştı güya. Yapay zekâyla hazırlanmış bir görsel… Maduro yerine Erdoğan.

Ve bu öyle bir şeye sebep oldu ki, biz bile kendimize şaşırdık. Şahsen ben böyle bir tepki beklemiyordum, yalan değil.

Bu ülke onca badire atlattı. Deprem gördü, yangın gördü. Ama her koşulda birbirine girmeyi, her boşlukta kavga etmeyi, her defasında birbirini suçlamayı hiç ihmal etmedi. Karşıdan bakan biri için, birbirinden nefret eden bir topluluk görüntüsü veriyorduk. Biz de kendimizi öyle görüyorduk, hadi itiraf edelim.

Neler söylendi, neler hatırlatıldı, neler anlatıldı… Hiçbiri işe yaramadı. Hiçbir çaba bizi bu kavgadan vazgeçiremedi.

Ta ki o fotoğrafı görene kadar…

Sadece bir görsel, her şeyi bir anda silip süpürdü.

Bir anda ne kavga kaldı, ne nefret, ne suçlama. Koskoca ülke tek fikirde, tek yumruk oldu.
Gördüğümüz şey öyle kızdırdı ki bizi; içimizdeki tüm kavgalar bir anda bitti. İhtimali bile deliye çevirdi. Herkes her şeyi unuttu ve tek bir ses oldu:

“Biz kendimizi kimseye yedirmeyiz.”

“Kendimiz yeriz ama başkası asla dokunamaz.”

“O işler burada öyle işlemez.”

“Buradan bir sinek bile alamazsınız.”

Bu görsel sadece bizim dikkatimizi çekmedi; dünya gündemine de girdi. Doğal olarak Türk halkının tepkisi de…

Buradan bir kahramanlık hikâyesi çıkarmayacağım. Gururlanmak için de yazmıyorum bunları. Gurur duydum, evet; ama zaten olması gereken buydu.
Sadece o kadar çok kavga ettik ki, “biz” olmayı unutmuştuk. Hatırlattıkları iyi oldu. Ara ara yapmalarında fayda var; çünkü insan bazen kendisi de unutuyor. En acısı da bu zaten.

Dışarıdan biri dürtmezse hatırlayacağımız yok. Yazık… Onlar böyle şeyler paylaşınca bize artistlik yaptıklarını, canımızı yaktıklarını falan sanıyorlar.
Oysa bizim kafa biraz ters çalışır.

Ama kıllanmadım da değil açıkçası. Bilerek yapılmış da olabilir; nabız yoklamak için. Çünkü Trump laf arasında birkaç ülke daha saydı, birkaç kişiyi daha tehdit etti. Maduro olayıyla bir deneme yapıyor olabilir: Kim korkacak, kim susacak, kim karşı çıkacak?

Gerçi bu ihtimal bizim için yıllar önce ihtimal olmaktan çıktı. Aynı şeyi darbe zamanında da denediler. İlk deneme bizdik zaten. Eğer muvaffak olsalardı, 2016’da bu görüntülerin çok benzerini görmüş olacaktık.

Cevabımız o gün de netti, bugün de…

Keskin ve değişmez.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.