Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Değer mi ki...

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.04.2026 14:10

Değişikliğin her anlamda çoğu şeyde iyi geleceğine inanan biriyim ben.

Devamlılık süreklilik gibi şeyler bir zaman sonra yavaş yavaş zarar verir insana, hem kendine hem karşındakine. Neden? Öyle alışırsın ki olduğun sürece en ufak bir değişiklik zor gelir, tembelleşirsin, yavaşlarsın, monotonluğa alışırsın, gelişemezsin geliştiremezsin kısacası işlemeyen demir pas tutara gelir iş. Hani derler ya bir şeyler başarmak istiyorsan konfor alanından çıkacaksın. Bu monotonluk da bir zaman sonra konfor alanı gibi gözükür bize.

Ama aslında olan yavaş yavaş körelmemizdir ama anlamayız. Bu yavaşlığı severiz de gitgide işte en tehlikelisi de budur. Velhasıl kelam değişiklik, hareket, hız, devamlı yürümek, her daim hareket halinde olmak iyidir. Ne paslanırsın, ne aklın karışır, ne beynin yavaşlar ne de gözüne perde iner.

Hayatın her alanında böyledir bu. İnsanoğlu her şeye anında adaptasyon gösterebilir. Her şeyin sürekliliği bir zaman sonra tehlike arz eder, değişim iyidir.

Dedim ya bu kural her alanda geçerlidir diye işte bence yönetimlerde de geçerlidir bu, hele burada daha büyük önem arz eder bu konu. Çünkü sorumluluk çok gibi gözükse de konfor alanı da o derece büyüktür ve insan buna öyle çabuk adapte olur ki kendini bile unutur. Çokça da şahit olmuşuzdur bu duruma. Ne ümitle oralara getirilen insanlar bizi sıkça hüsrana uğratmışlardır. Türkiye tarihinde bu örnekleri saya saya bitiremezsin.

Ve hala bu örnekleri göre göre midemiz karışmış durumda şu sıralar. İnsan neye inansın neye güvensin şaşırıyor gerçekten.

Ne illet bir şeydir ki bu koltuk sevdası nasıl bir konfor alanı sunuyorsa artık ulaşmak için çırpınan ulaşınca da kendini kaybeden insanların hayatını öyle bir etkiliyor ki, bizim karşıdan nutkumuz tutuluyor.

Bir bıkkınlık geldi hepimize şu sıralar çok maruz kaldık bu örneklere malum, insanın içindeki inancı güvenci baltalıyorlar başka bir şey değil. İnsan bunlara sık maruz kalınca bütün içindeki umutları paramparça oluyor her şeye şüphe ile bakmaya başlıyor artık. Şuan bütün Türkiye ikilemde neye kime nasıl inanancağını güveneceğini şaşırmış vaziyette. Şuan kim haklı kim haksız kim yalan söylüyor hangisi hakkı savunuyor veya kim gerçekten mağdur karmakarışık halde.
En başta da dedim ya ben bir zaman sonra değişikliğin iyi olacağını savunanlardanım diye belki Bursa’da da bu olur belki değişiklik iyi gelir belli olmaz bu işler, konfor alanından çıkması lazım insanların, koltuklara yapışmaması lazım, kendini kaybetmemesi lazım, ne için orada olduklarını unutmaması lazım( bu hayatın her alanında geçerli bir kuraldır bana göre) diye. Şuana kadar veya şuan gördüğümüz kadarıyla yanılmışım sanırım. İşler her zaman da umduğumuz, beklediğimiz, belkilerle ilerlemiyormuş gibi gözüküyor.

İnsan ne düşüneceğini de sapıtıyor böyle durumlarda.

İnanmak, güvenmek, sırtını yaslamak, gözün kapalı yolundan yürümek, bazı şeylerden emin olmak, emin kılınmak artık o kadar zor ki...
Böyle böyle bizi paranoyak yaptılar haberleri yok. Koskoca bir halk koskoca bir kafa karışıklığının içinde bir o yana bir bu yana sürükleniyor.

Hem kendilerine hem bize yazık ediyorlar...

Değer mi bunca hayal kırıklığına, bunca insanı hüsrana uğratmaya... Bilemiyorum.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.