Hakikaten ne oluyor böyle bu ülkeye?
Her yer yangın yeri, her köşe ayrı harlıyor; koskoca ülke cayır cayır her anlamda. Hem kendi kendime “Ne oluyor böyle bir anda, herkes mi düzenbaz, herkes mi ikiyüzlü yani, her adım başı bir dolap mı dönüyor arka taraflarda?” diye soruyorum.
Sonra diyorum, bu ahlaksızlık dalgası bir günde mi oldu? Bunun kim bilir ne kadar uzun bir geçmişi var; biz anca yeni öğreniyoruz. Kim bilir ne kadar zaman bu düzen böyle sürüp gidiyordu.
Cevaplarını alamayacağımız bir sürü soru var hepimizin kafasında.
Bu düzen ne zamandır böyle sürüp gidiyordu?
Bunca zaman ne dolaplar döndü durdu gözümüzün önünde?
Kimlerle oynandı, kimlerin hakkı yendi, kim haksız unvan, kazanç elde etti?
En önemlisi benim için; şimdi ne oldu da bütün bu kirli çarşafları ortalığa saçma gereği duydunuz?
Bu bildiğin planlı ilerleyen, üzerinde bayağı çalışılmış, ucu bucağı gözükmeyen, nereye bağlı olduğu da bilinmeyen upuzun bir dalga. Öyle büyük ki operasyon nereden nereye başlanacağı belli değil.
Bir oraya bir buraya atlıyor; biri bir şey diyor, başka yere sıçrıyor olay.
Karmakarışık hâl aldı; her gün yeni bir bombayla gözlerimizi açıyoruz.
Ertesi gün kimin elinde patlayacak, bomba belli değil.
Herkes bir şekilde birbirine ayrı bir ahlaksızlık ile bağlıymış meğer.
Ortalık rezillikler silsilesi ile dolu.
Kimin eli kimin cebinde, kimin hayatı kimin dilinin ucunda belli değil. Anladık ki herkes birbirinin kuyusunu kazma peşinde; tökezleyene acınmıyor, basıyorlar tekmeyi.
Kim bilir kaç insanın hayatıyla oynandı şimdiye kadar. Böyle gördükçe hayata karşı inancım köreliyor benim. Sanki dünya üzerinde hiç dürüst insan kalmamış, herkes içten pazarlıklıymış, her an herkesten her şey beklenirmiş gibi hissediyorum; daralıyorum, bunu kabul etmek istemiyorum. Ama…
Gördüklerimiz, dinlediklerimiz, duyduklarımız öyle absürt şeyler ki insan altüst oluyor.
Gerçekten karşıdan bakarak kimseye özenmeye gelmeyecek hayatta.
Kimin ne yaşadığını, nasıl olaylar atlattığını, neler yaptığını, neler geçirdiğini, neler gördüğünü bilmiyoruz.
Karşıdan baksan kariyer sahibi, önemli bir şeyler başarmış, emekler vererek, tırnaklarıyla tırmanmış, zaman ve emek vermiş, çaba göstermiş, bir yerlere yükselmiş; “Helal olsun” diyesin gelirdi, imrenirdik üstelik. Kimlere kimlere özenmedik ki hepimiz.
Ama işte hiçbir şey göründüğü gibi olmuyormuş maalesef.
Komple kirli bu dünya gerçekten. Biz hayal dünyasında yaşıyoruz; dürüst bir insanla karşılaşmak bir lüks oldu artık, hazine bulmuş gibi sevineceğim bundan sonra.
Dürüst insan hayatın her alanında önem arz ediyor; hayat arkadaşlığında, komşuda, işte, ticarette, arkadaşta… Aklımıza gelebilecek her yerde, hayatın her adımında. Kime güveneceğini bilemeden, diken üzerinde yaşamak belki de en büyük imtihan, en büyük ceza bana göre.
Öğretmene, doktora, haberciye, siyasetçiye, yöneticiye, satıcıya, komşuya… kimseye güvenemeden yaşamak, nereden baksan rezil bir hayat; yerlerde bir yaşam…
Oturup çok ağlayacak hâlimiz var bizim be…