Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Söyleşi

Bursa Hayat Gazetesi - Söyleşi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Söyleşi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BUYAZ ve Nilüfer Belediyesi’nden anlamlı etkinlik: Pelin Yılmaz’a ödül Haber

BUYAZ ve Nilüfer Belediyesi’nden anlamlı etkinlik: Pelin Yılmaz’a ödül

Nilüfer Belediyesi, Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) ile birlikte Dünya Öykü Günü kapsamında özel bir etkinlik düzenledi. Etkinlik, Akkılıç Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi ve Türkiye’nin önemli öykücülerinden Pelin Yılmaz, bu yılın BUYAZ Öykü Onur Ödülü’ne layık görüldü. BUYAZ Başkan Yardımcısı Fehmi Enginalp açılışta yaptığı konuşmada, öykünün Avrupa kökenli bir tür olduğunu, ancak Türkiye’de güçlü bir karşılık bulduğunu belirtti. Enginalp, Türkiye’nin son yıllarda önemli öykücüler yetiştirdiğini ve öykü türüne olan ilginin giderek arttığını ifade etti. “HİKAYE ANLATMAK İNSAN DOĞASINDA VAR” Etkinlikte Mustafa Balel’in kaleme aldığı Dünya Öykü Günü Bildirisi, Mustafa Akçay tarafından katılımcılara okundu. Ardından Nihal Aksoy ve Aymen Yazar, Pelin Yılmaz’ın öykülerini sahneleyerek dinleyicilerle paylaştı. Şaban Akbaba’nın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Yılmaz, öykü yazma amacını “Gerçeği ‘gerçek’ olarak anlatamadığımız için öykü yazıyoruz. Her yerde büyük sıkıntılar var ve bunları kaskatı anlatırsak kimse tahammül edemez. Bu nedenle hikaye anlatıcılığı, insanların hayatlarını ve deneyimlerini paylaşmasının bir yolu.” sözleriyle açıkladı. HAYATTAN İLHAM ALAN ÖYKÜLER Pelin Yılmaz, öykülerinin doğrudan hayattan beslendiğini vurgulayarak, “Duvarları değil sokakları seven biriyim. Bazen yazarak, bazen sözlü, bazen fotoğraf çekerek anlatıyorum. Geçmişte avukatlık yaptığımda bana anlatılanları dilekçeye dökerken aslında bir hikaye anlatıyordum. Hepimiz birer hikaye anlatıcısıyız.” dedi. Yılmaz ayrıca, yaratıcı bir iş yapmanın birçok hayatı yaşamak anlamına geldiğini belirterek, hayallerini kağıda dökmekle onları gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi. Söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy ve BUYAZ Yönetim Kurulu Üyesi Nursel Aras tarafından Pelin Yılmaz’a plaket ve hediye takdim edildi. Etkinlik, hem Türkiye’de öykü türüne olan ilgiyi artırmayı hem de yazarların eserlerini ve yaratıcı bakış açılarını geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan anlamlı bir kutlama olarak tamamlandı.

"Nasıl yapmışlar?" etkinliğinde Max Weber mercek altına alındı Haber

"Nasıl yapmışlar?" etkinliğinde Max Weber mercek altına alındı

Nilüfer Belediyesi’nin kültür etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Nasıl Yapmışlar?” söyleşileri bu ay sosyoloji tarihinin en önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen etkinlikte, Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplum ve otorite kavramını çözümleme yöntemlerini katılımcılarla paylaştı. MEŞRU EGEMENLİK VE İTAAT MEKANİZMALARI Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlar anlatıldı. Ünsaldı, Weber’in yalnızca kaba güce boyun eğmeyi değil, toplumların yönetenleri neden meşru ve haklı gördüğünü anlamaya çalıştığını vurguladı. Bu bakış açısına göre, insanlar korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için itaat etmektedir. GELENEKSEL, KARİZMATİK VE YASAL-OTORİTE Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in otorite tiplerini de detaylandırdı. Geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını karşılaştıran Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin yasal-ussal otoritenin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Bu yaklaşım, günümüz toplumlarının işleyişi ve otorite kabul mekanizmalarının anlaşılmasında önemli bir perspektif sunuyor. SORU-CEVAP BÖLÜMÜYLE SÖYLEŞİ TAMAMLANDI Söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bir bölümle sona erdi. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikler, sosyal bilimler ve kültürel farkındalık alanında kent sakinlerinin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Nilüfer’de Atatürk ve Bursa’nın devrim yolculuğu ele alındı Haber

Nilüfer’de Atatürk ve Bursa’nın devrim yolculuğu ele alındı

Bu ayki “Tematik Buluşmalar” etkinliğinde Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’ı ağırladı. Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleşen “Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir” başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa ziyaretleriyle ilgili detayları ve kentin sosyal, ekonomik ile kültürel değişimini izleyicilerle paylaştı. BURSA, OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E: YANGIN YERİ ŞEHİR YENİDEN DOĞDU Bursa’nın genellikle “Osmanlı’nın ilk başkenti” olarak tanındığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de Osmanlı dönemi kadar hayati olduğunu söyledi. 19’uncu yüzyılın sonlarında Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle ciddi bir yıkıma uğradığını hatırlatan Arslan, “İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı.” dedi. MUDANYA MÜTAREKESİ’NDEN SONRA BURSA’YA NABIZ YOKLAMASI Arslan, Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu ziyaretlerin sıradan bir gezi olmadığını belirterek şu detayları aktardı: “Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı.” ATATÜRK’ÜN BURSA İZLERİ: SANAYİ, SOSYAL HAYAT VE EĞİTİMLE ŞEKİLLENDİ Söyleşide Arslan, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarında yapılan ipek üretiminin, Cumhuriyet döneminde Merinos ve Gemlik Suni İpek fabrikalarıyla endüstriyel bir boyut kazandığını vurguladı. Arslan, bu fabrikaların yalnızca üretim merkezi olmadığını, aynı zamanda sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü taşıyan mekanlar olduğunu söyledi. Doç. Dr. Arslan, konuşmasını 1923–1938 yılları arasındaki değişimin dönemin tanıkları tarafından “hayal edilemez” şeklinde değerlendirildiğini vurgulayarak tamamladı. Arslan, “Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent yaratıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır.” şeklinde konuştu. Söyleşi sırasında katılımcıların sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a, etkinlik anısına bir hediye takdim edildi.

Bursa’da farkındalık etkinliği: Rahim ağzı kanserine dikkat çekildi! Haber

Bursa’da farkındalık etkinliği: Rahim ağzı kanserine dikkat çekildi!

Osmangazi Belediyesi, kadın sağlığını önceliklendiren çalışmaları çerçevesinde Ördekli Kültür Merkezi’nde önemli bir söyleşi düzenledi. “Sağlıklı Kadınlar, Sağlıklı Toplum” başlıklı etkinlikte Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hakan Sağer, rahim ağzı kanseri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Etkinliğe katılan kadınlar yoğun ilgi gösterirken, Op. Dr. Sağer sunumunda erken teşhisin önemi, düzenli taramalar, HPV aşısı ve koruyucu sağlık yöntemlerine dair ayrıntılara yer verdi. Op. Dr. Sağer, rahim ağzı kanseri taramalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak ve toplum temelli farkındalığı artırmak amacıyla bu önemli söyleşinin gerçekleştirildiğini belirtti. Kanserin belirtiler göstermese bile düzenli tarama testleri ile erken teşhis edilebileceğine dikkat çekti. “RAHİM AĞZI KANSERİNİN SEBEBİNİ ÇOK İYİ BİLMEK LAZIM” Op. Dr. Sağer, rahim ağzı kanserinin erken evrelerde veya risk faktörleri henüz başlangıç aşamasındayken tespit edilmesi durumunda önlenebilir olduğunu vurguladı ve sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Maalesef belirti vermediği için bu kanser türleri ileri evrelerde yakalandığında, hastalarımızın çoğunluğunu kaybediyoruz. Bu yüzden tarama testlerinin önemini vurgulamak ve bunu önleyecek aşıların da üzerinde durmak bizim için ehemmiyetli. Rahim ağzı kanserinin sebebini çok iyi bilmek lazım. Araştırmalarda kanserin aslında yüzde 100 sebebi HPV virüsleri. HPV virüsleri çoğunlukla cinsel yolla bulaşan virüsler. Bu yüzden tabii ki birçok risk faktörü var. Sigara kullanımı ve bazı yaşam tarzı faktörleri rahim ağzı kanseri riskini artırabilmektedir. Bu nedenle korunmada sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi, bilinçli davranılması ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Sigaradan uzak durulması da riskin azaltılmasına katkı msağlamaktadır. Avrupa’da birçok ülkede rahim ağzı kanseri aşıları, toplum taramaları bakanlık tarafından karşılanarak yapılmakta. Önemli yaş aralığı ise 9-16 yaş. Bu yaş aralığında aşıları yapmış olduğumuz zaman gelecekteki kanser riskini yüzde 90-95 oranında önlemiş oluyoruz.” Söyleşi sonrası Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Cemile Yılgör, Op. Dr. Sağer’e teşekkür plaketi takdim etti. Op. Dr. Sağer ise, kanser tarama programlarının halka ulaşmasında yürütülen etkin çalışmalar ve sağlanan destek için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkürlerini sundu.

Ekmeğin binlerce yıllık yolculuğu Nilüfer’de konuşuldu Haber

Ekmeğin binlerce yıllık yolculuğu Nilüfer’de konuşuldu

Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nda gerçekleşen etkinlikte, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı sunumuyla ekmeğin tarih boyunca toplumsal hafızadaki rolü vurgulandı. Ekmek sadece bir besin maddesi değil, aynı zamanda ritüelleri, şarkıları ve inanışlarıyla kültürel bir miras taşıyıcısı olarak ele alındı. Söyleşiye Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman da katılarak destek verdi. KONUKLAR TARİH VE LEZZETİ BULUŞTURDU Etkinlikte konuşmacı olarak, ekşi mayalı ekmekler üzerine araştırmalarıyla tanınan Hakan Doğan ve “Deneysel Bir Arkeoloji Çalışması Olarak Hitit Mutfağı” kitabının yazarı Asuman Dokgöz yer aldı. Katılımcılar, Sümer, Mezopotamya, Hitit ve Antik Mısır medeniyetlerinde ekmeğin önemini dinlerken, Ninda Gur Ra, Baursak, İran Pidesi, Afyon Haşaşlısı ve tirit gibi lezzetleri, o coğrafyalara ait müzikler eşliğinde tatma fırsatı buldu. HİTİT MUTFAĞI VE ANTİK EKMEK ÇEŞİTLERİ Asuman Dokgöz, Hitit mutfağı üzerine yaptığı deneysel arkeoloji çalışmalarını şu sözlerle aktardı: “Hititler ekmek yapımında hijyene büyük önem veriyordu. Tabletlerde temizlik kurallarına uymayanların sadece kendilerinin değil, ailelerinin de cezalandırıldığını görüyoruz. Amacımız sadece o ekmeği yapmak değil, dönemin yaşam biçimini ve disiplinini anlamak. 180’den fazla ekmek çeşidine sahip bu medeniyetin izlerini sürmek çok değerli bir deneyim.” EKMEK VE TUZ: BARIŞ VE GÜVENİN SİMGESİ Dünyanın farklı coğrafyalarında ekmek kültürünü inceleyen Hakan Doğan ise Türk kültürü ve komşu bölgelerde ekmeğe yüklenen anlamları paylaştı. Doğan, “Ekmek ve tuz geleneği bir barış ve güven simgesidir. Birinin ekmeğini ve tuzunu yediğinizde ona ihanet etmeyeceğinize dair sessiz bir anlaşma yapmış olursunuz. Cenazeden düğüne kadar hayatın her anında ekmek, insanları bir arada tutan bir harç görevi görüyor.” dedi. Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, konuşmacılara günün anısına hediye vererek teşekkür etti. Etkinlik, mutfak kültürü ve müziği bir araya getirerek, ekmeğin binlerce yıllık kültürel yolculuğunu katılımcılara keyifli ve öğretici bir biçimde aktarmış oldu.

Nilüfer’de “Dijital Sanat Atölyesi Nasıl Kurulur?” söyleşisine büyük ilgi Haber

Nilüfer’de “Dijital Sanat Atölyesi Nasıl Kurulur?” söyleşisine büyük ilgi

Nilüfer Belediyesi, kentte kültürel yaşamı destekleyen çalışmalarına bir yenisini ekledi. Sanatçı, eğitmen ve tasarımcı Bager Akbay yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Dijital Sanat Atölyesi Nasıl Kurulur?” başlıklı söyleşi, Pancar Deposu’nda yoğun ilgi gördü. Söyleşi, Nilüfer Belediyesi’nin kente kazandırmayı planladığı Dijital Sanat Atölyesi fikri etrafında şekillendi. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman ve dijital kültür, sanat ile yaratıcı üretim alanlarında faaliyet gösteren çok sayıda paydaş katıldı. ATÖLYE KÜLTÜRÜNÜN SIRLARI BAGER AKBAY’TAN Bager Akbay, söyleşide kendi yaşamından örnekler vererek atölye kültürünün nasıl oluştuğunu katılımcılarla paylaştı. Akbay, kurucuları arasında yer aldığı atölyelerin başarısının temelinde “üretime odaklanmak” olduğunu vurgulayarak, “Problemler çıkabilir. Malzemeler olmayabilir. Ama önemli olan onlar olmadığı zaman ne yaptığınız.” dedi. Akbay ayrıca, iş dünyasında çoğu zaman reklama odaklanıldığını, kendi deneyimlerinde ise sadece işin nasıl yapılacağını göstermek ve üretime yoğunlaşmak sayesinde başarıya ulaştıklarını söyledi. TÜRKİYE’DE ATÖLYE YAKLAŞIMI VE ÖNEMLİ TAVSİYELER Sanatçı, Türkiye’deki genel yaklaşımın önce teknik problemleri çözmeye odaklandığını ve bunun insanların ilgisini uzaklaştırdığını belirtti. Konuya dair Akbay, şunları ekledi: “Üretim mekanlarının, öncelikle müdavimleri, aşıkları olması gerekiyor. Orada kültürel bir alan oluşmalı. Toplulukların neye ihtiyacı olduğu göz önüne alınmalı. Önemli olan sadece kurmak değil, kurduktan sonra yaşatabilmek.” KATILIMCILAR GÖRÜŞLERİNİ PAYLAŞTI Etkinliğin sonunda, Nilüfer Belediyesi’nin kurmayı planladığı Dijital Sanat Atölyesi hakkında katılımcıların görüşleri alındı. Söyleşi, hem atölye kurulum süreçleri hem de dijital sanat alanında yaratıcı üretim fikirleri açısından zengin bir paylaşım ortamı sundu. Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, söyleşi sonunda Bager Akbay’a teşekkür ederek bir hediye takdim etti.

Osmangazi Belediyesi’nden genç girişimcilere yol gösterici söyleşi Haber

Osmangazi Belediyesi’nden genç girişimcilere yol gösterici söyleşi

Osmangazi Belediyesi, girişimcilik farkındalığını artırmak amacıyla düzenlediği programlarla gençleri iş dünyasına hazırlıyor. Bu kapsamda Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleşen ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’nin konuğu TGK Otomotiv Yönetim Kurulu Onursal Başkanı İrfan Demirdüzen oldu. Demirdüzen, 50 yıla yaklaşan iş hayatı deneyimini gençlerle paylaşarak, geçmiş ile günümüz Türkiye’sindeki iş kültürü farklarını değerlendirdi. “Biz yamalı pantolon ile geziyorduk, şimdi marka olmayan pantolon ile gezen yok. Herkes şatafat peşinde. Gelirimizden fazla harcıyoruz” ifadelerini kullandı. SANAYİLEŞMENİN GETİRDİĞİ YALNIZLIK Başarılı iş insanı, teknolojinin bireysel yaşam üzerindeki etkilerine de dikkat çekti. “Sanayileşmenin getirdiği bir yalnızlık var. Çocuklar bilgisayar başında tüm gün geçiriyor ve sosyallikten uzak kalıyor. Bu durum aileler ve toplum için hoş değil” diyerek gençlerin sosyal hayat ve teknoloji dengesine vurgu yaptı. BAŞARININ TEMELİ: İLKELER VE OMURGA Demirdüzen, genç girişimcilere iş hayatında rehberlik edecek tavsiyelerde de bulundu: “Kendi ilkelerin olacak. Omurgalı ve topluma saygılı olursan, ilerlemek istediğin yolda ilerleyebilirsin. Yoksa rüzgara göre yelken açarsan, nereye gideceğin belli olmaz.” KİTAP HEDİYESİ VE ORTAK KAZANIM VURGUSU Yaklaşık 2 saat süren söyleşi sonunda Demirdüzen, genç girişimcilere kendi kitaplarını hediye ederek, “Kazanırsak hep beraber ülke olarak kazanacağız, bireysellik ön planda olursa kaybedeceğiz” mesajını verdi. Etkinlik için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür eden Demirdüzen, gençlere ilham olmayı sürdürdü.

Osmangazi Belediyesi'nden genç girişimcilere ilham veren buluşma Haber

Osmangazi Belediyesi'nden genç girişimcilere ilham veren buluşma

Osmangazi Belediyesi, gençlerin girişimcilik ruhunu güçlendirmek ve iş dünyasında kendilerine sağlam bir yol çizmelerini sağlamak amacıyla başlattığı “Girişimci Kafası” söyleşilerini sürdürüyor. Her hafta farklı bir başarılı girişimcinin katılımıyla gerçekleşen program, gençlerin kariyer yolculuklarına ilham kaynağı oluyor. İSMAİL ÖZCAN’DAN BAŞARIYA GİDEN YOLUN ŞİFRELERİ Bu haftaki söyleşinin konuğu Ottonom Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özcan oldu. Osmangazi Belediyesi Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Özcan, sıfırdan kurduğu mühendislik firmasının uluslararası başarılara nasıl imza attığını gençlerle paylaştı. “Gençken Jim Carrey’nin ‘Yes Man’ filminden çok etkilenmiştim,” diyen Özcan, “Her fırsata evet demeye başladım. Her evetle yeni bir ekip kurduk, yeni projelere adım attık. Bu cesaret bize büyüme getirdi” sözleriyle gençlere cesaretin önemine dikkat çekti. “TÜRK MÜHENDİSLİĞİ İLE DÜNYA’YA AÇILDIK” 2016 yılında kurduğu Ottonom Mühendislik firmasının temel amacını "Dünya’ya Türk mühendisliğini göstermek" olarak tanımlayan Özcan, gençlerin yerli firmalarla çalışarak kendilerini geliştirmeleri gerektiğini vurguladı. Özcan, “Yerel deneyimle kazanılan bilgi ve beceriler, global pazarda rekabet için güçlü bir temel oluşturur. Standartlarını geliştiren her genç, bir sonraki adımda ihracata açılabilir” dedi. BAŞKAN AYDIN’A TEŞEKKÜR Programda konuşan Özcan, Osmangazi Belediyesi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin yolunu aydınlatmasının büyük bir sosyal sorumluluk olduğunu belirtti. Özcan, “Girişimcilik heyecanı taşıyan gençlerle bir araya gelmek beni mutlu etti. Bu fırsatı sunduğu için Başkan Erkan Aydın’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Bursa’da mimarlık ve iç mimarlık arasındaki ince çizgi tartışıldı Haber

Bursa’da mimarlık ve iç mimarlık arasındaki ince çizgi tartışıldı

TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde gerçekleşen “Multidisipliner Perspektifte Mimarlık” söyleşisinde, mimarlık ve iç mimarlık mesleklerinin eğitim ve uygulama süreçlerindeki farklılıklar ayrıntılı şekilde ele alındı. Moderatörlüğünü Mimar Sinem Özbey’in yaptığı etkinlikte, HARC Community’nin kurucu ortakları Mimar Buse Turan ve İç Mimar Burcu Uluköy deneyimlerini paylaştı. Buse Turan, mimarlık eğitiminin genellikle yapının genel tasarımına odaklandığını ancak detaylarda eksik kalındığını belirtti. Turan, “Okulda detay odaklı eğitim almıyoruz. Mimarlıkta yapıyı bütün olarak düşünmeyi öğreniyoruz ama uygulama ve detaylarda eksik kalıyoruz. Bu farkı ilk kez staj yaparken anladım” ifadelerini kullandı. Öte yandan Burcu Uluköy, mimarlık ve iç mimarlık arasındaki ayrımın çok keskin olmadığını savunarak, “Mekan tasarımı yaratıcı bir süreç. Farklı disiplinlerin bir arada çalışması işleri zenginleştiriyor” dedi. HARC COMMUNİTY’NİN DOĞUŞU VE TASARIM ANLAYIŞI Söyleşide HARC Community’nin kuruluş hikayesine de değinen Buse Turan, “2022’de zor müşterilerle çalışırken farklı bir şey yapma ihtiyacı doğdu. Kahve ve tatlı sevgimiz bizi HARC fikrine götürdü. Mekanın sadece bir kafe değil, detaylı bir atmosfer tasarımı olması bizim için çok önemliydi” dedi. Burcu Uluköy ise HARC’ı ticari bir proje olarak değil, kendilerini ifade ettikleri bir platform olarak tanımladı ve tasarım sürecinde detayların kullanıcı deneyimine etkisini vurguladı. ORTAKLIKTA GÜVEN VE ESNEKLİK ÖNE ÇIKIYOR Buse Turan ve Burcu Uluköy, iş ortaklıklarında esnekliği ve karşılıklı güveni en önemli unsur olarak gösterdi. İkili, “İkimiz de mimarız. Bazen birlikte çalışıyoruz, bazen biri öne çıkıyor. En önemli şey güven ve hakkaniyet. Birimiz çok çalıştığında diğeri destek oluyor” şeklinde ortaklık dinamiklerini anlattı. MİMARLIK SEKTÖRÜNDEKİ ZORLUKLAR VE MÜCADELE Sektörde karşılaştıkları güçlükleri de dile getiren Burcu Uluköy, “Romantik hayallerim vardı ama gerçek hayatta sürekli krizlerle karşılaşıyoruz. Müşteri, finans ve sistem sorunları bitmiyor” ifadelerini kullandı. Buse Turan ise, “İşin başında ciddi maddi zorluklar yaşadık. Arabalarımızı ipotek ettik, kredi kullandık. Eleman bulmak ve onları eğitmek en zor kısımlardan biri oldu” dedi. İkili, doğru insanla çalışmanın iş kalitesini artırmadaki önemine vurgu yaptı. Etkinlik, soru-cevap bölümüyle devam etti ve sonunda Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Komitesi Başkanı Mimar Bahar Kuş ile Başkan Yardımcısı Mimar Aysu Derman tarafından HARC Community Kurucu Ortakları Buse Turan ve Burcu Uluköy’e teşekkür plaketi takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.