Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlik

Bursa Hayat Gazetesi - Sağlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kış aylarında çocuklarda enfeksiyon riski zirveye çıkıyor Haber

Kış aylarında çocuklarda enfeksiyon riski zirveye çıkıyor

Kış mevsiminin çocuk sağlığı açısından en riskli dönemlerden biri olduğuna dikkat çeken Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fisun Aydemir, soğuk hava nedeniyle çocukların kapalı alanlarda daha uzun süre vakit geçirdiğini söyledi. Bu durumun bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonların hızla yayılmasına zemin hazırladığını ifade eden Aydemir, özellikle toplu yaşam alanlarının hastalıklar açısından yüksek risk taşıdığına vurgu yaptı. KIŞ AYLARINDA EN SIK GÖRÜLEN ÇOCUK HASTALIKLARI Kış aylarında çocuklarda sık görülen hastalıklara değinen Uzm. Dr. Fisun Aydemir, influenza (grip) enfeksiyonunun yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı ve halsizlikle seyrettiğini, zamanında müdahale edilmediğinde ise zatürre gibi ciddi tablolara yol açabildiğini belirtti. Özellikle altı aydan küçük bebekler için büyük risk taşıyan RSV enfeksiyonunun, bronşiolit ve zatürreye neden olabildiğini aktaran Aydemir, iki yaş altı çocuklarda sık görülen bronşiolit ve zatürrenin; hızlı soluma, öksürük, morarma ve yüksek ateşle kendini gösterdiğini söyledi. Aydemir ayrıca, kış aylarında rotavirüse bağlı ishal vakalarında ciddi artış yaşandığını, şiddetli kusma ve ishalin sıvı kaybına neden olarak hastaneye başvuruları artırdığını ifade etti. Soğuk algınlığı sonrası sık görülen orta kulak iltihabının ise kulak ağrısı ve ateşle ortaya çıktığını belirtti. BU BELİRTİLER GÖRÜLÜYORSA GECİKMEDEN DOKTORA BAŞVURUN Ailelerin bazı belirtileri mutlaka ciddiye alması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Fisun Aydemir, “38 derecenin üzerinde ateş, baş ve kas ağrıları, nefes darlığı, hızlı soluma, kulak ağrısı, sürekli kusma veya ishal, aşırı halsizlik, iştahsızlık ve bilinç değişikliği görülen çocuklar mutlaka vakit kaybetmeden bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Basit gibi görünen enfeksiyonlar kısa sürede ağır tablolara dönüşebilir” dedi. KIŞ ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMAK MÜMKÜN Kış enfeksiyonlarından korunmanın mümkün olduğunu belirten Dr. Aydemir, hijyen kurallarının bu noktada büyük önem taşıdığını söyledi. Çocukların ellerini sık sık yıkamasının, öksürürken dirsek içini kullanmasının bulaş riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Aydemir, grip ve rotavirüs aşılarının zamanında yapılmasının ağır seyreden hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynadığını ifade etti. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve düzenli D vitamini desteğinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kaydeden Aydemir, kapalı alanların sık sık havalandırılmasının da virüs yoğunluğunu azalttığını dile getirdi. ANTİBİYOTİK BİLİNÇSİZ KULLANILMAMALI Ebeveynlere önemli uyarılarda bulunan Dr. Fisun Aydemir, kış aylarında çocuklarda görülen enfeksiyonların hızla ağırlaşabileceğine dikkat çekerek, “Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalıdır. Çocukların sıvı alımı artırılmalı; gribal enfeksiyonlarda tavuk veya kemik suyu çorba, ishallerde ise pirinç suyu çorba, yoğurt ve haşlanmış patates tercih edilmelidir. Hasta çocukların okula gönderilmemesi hem iyileşme sürecini hızlandırır hem de salgınların önüne geçer” ifadelerini kullandı. ERKEN MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR Kış mevsiminde çocuklarda grip, RSV, bronşiolit, zatürre ve rotavirüs vakalarının belirgin şekilde arttığını belirten Uzm. Dr. Fisun Aydemir, hijyen kurallarına uyulmasının, aşıların zamanında yaptırılmasının ve belirtiler ortaya çıktığında erken dönemde doktora başvurulmasının çocuk sağlığını korumada en etkili yöntemler olduğunu sözlerine ekledi.

Uraloğlu’ndan sağlık açıklaması: “Şükür hiçbir problem yok” Haber

Uraloğlu’ndan sağlık açıklaması: “Şükür hiçbir problem yok”

Televizyon yayını sırasında rahatsızlık yaşayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sağlık durumu hakkında konuştu. Sağlığının yerinde olduğunu ifade eden Uraloğlu, şunları aktardı: "Bugün tabii yoğun bir ilgi oldu. Havalimanıyla ilgili açıklama yaptık. Sonra da bireysel röportaj talepleri geldi. Ben de onları kırmamaya gayret ettim. Bu son röportajda biraz gözüm karardı, anladım tansiyonum muhtemelen düştü diye. Onun için müsaade istedik. Tam ne dediğimi hatırlamıyorum ama yayını durdurabilir miyiz, müsaadenizle dediğimi zannediyorum en azından. Arkadaşlar oturttu, havalimanımızın doktor ve sağlık görevlileri geldi. Tansiyon düşüklüğüymüş. Demek ki birazcık fazla yorulmuşuz. Ondan sonra gerekli ufak tefek bir serum takviyesi yaptılar, bir şeyler atıştırdık. Tansiyonumuz da normale geldi. Çok şükür hiçbir problem yoktur. Anladığım kadarıyla biraz gribal biraz da yorgunluktan kaynaklı çok şükür hiçbir problem yok." URALOĞLU’NDAN SAĞLIK AÇIKLAMASI: “ŞÜKÜR HİÇBİR PROBLEM YOK”Ankara Esenboğa Havalimanı’ndaki program sonrası bir televizyon yayını sırasında rahatsızlanan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AA muhabirine sağlık durumu hakkında açıklama yaptı.https://t.co/EoOBILzbQL pic.twitter.com/tyllV0y1Cv— Bursa Hayat (@bursahayatcomtr) January 16, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sağlıkta 23 yılda büyük bir devrime imza attık” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sağlıkta 23 yılda büyük bir devrime imza attık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreninde kapsamlı bir konuşma yaptı. Türkiye'nin sağlık alanında attığı adımları değerlendiren Erdoğan, bilimsel çalışmalara destek vurgusu yaptı ve sağlık sistemindeki dönüşümün süreceğini belirtti. “TIP İNSANIN ORTAK DEĞERİDİR” Konuşmasında tıp biliminin insanlık tarihi kadar eski olduğuna dikkat çeken Erdoğan, tıbbi gelişmelerin hiçbir coğrafyaya ait olmadığına, tüm insanlığın ortak kazancı olduğuna vurgu yaparak, “Tıp ilmindeki buluşlar, hangi ülkeden doğarsa doğsun insanlığın ortak malıdır. Sağlık, her işin başıdır” dedi. Kapitalist sistemin sağlık alanında yarattığı ticarileşme problemlerine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, sağlık hizmetlerinin eşit ve erişilebilir olması gerektiğinin altını çizdi. GAZZE MESAJI: “İNSANLIK SINAVI VERİYOR” Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde Gazze’de yaşanan sağlık krizine değindi ve dünyanın bu tablo karşısındaki sessizliğini eleştirerek, “Hastanelerin bombalandığı, bebeklerin katledildiği bir dünyadan daha adil bir sağlık düzenine geçmek kolay olmayacaktır” açıklamasında bulundu. Türkiye’nin tıp tarihinde köklü bir kültürün mirasçısı olduğunun altını çizen Erdoğan, bilim insanlarını bu geleneğin devamı olmaya davet etti. Kadim tıp anlayışının bilgelik ve insan odaklı olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bu potansiyeli günümüze taşımak zorunda olduğunu belirtti. “SAĞLIKTA DÜNYADA BİRİNCİ LİGDE OLMAMIZ YETMEZ” Erdoğan, son 23 yılda sağlık alanında yapılan yatırımları şöyle özetledi: 1 milyon 470 bini aşan sağlık personeli Son 1,5 yılda 57.504’ü hekim olmak üzere toplam 99.567 yeni atama 794 yeni hastane, toplamda 173 bin yatak kapasitesi Deprem bölgesinde 109 yeni sağlık tesisi 25 şehir hastanesinin hizmete açılması, 13’ünün yapımının sürmesi Kamuda nitelikli yatak sayısının 18 kat artarak 122 bine çıkması Erdoğan bu yatırımların, Türkiye’nin dünyanın farklı ülkelerinden hasta kabul eden güçlü bir sağlık merkezi haline gelmesini sağladığını vurguladı. YERLİ İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ ÜRETİMİNE VURGU Konuşmasının önemli bölümlerinden biri de yerli ilaç ve tıbbi cihaz üretimi üzerine oldu. Erdoğan, bu alanda hedeflenen seviyeye ulaşılamadığını ancak kararlılıkla devam edeceklerini belirterek “Savunma sanayinde nasıl başardıysak, yerli tıbbi cihaz ve ilaç konusunda da başaracağız.” dedi. AZİZ SANCAR VE BİLİM İNSANLARINA ÖZEL TEŞEKKÜR TÖSEB tarafından ödül verilen bilim insanlarını tebrik eden Erdoğan, özellikle Prof. Dr. Aziz Sancar için özel bir parantez açarak ona uzun ömür ve yeni başarılar diledi. Konuşmasının sonunda tüm katılımcılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı, kurultaydan çıkacak sonuçların Türkiye’nin sağlık vizyonuna güç katacağını söyledi.

Bursa’da diyabet farkındalık etkinliği düzenlendi Haber

Bursa’da diyabet farkındalık etkinliği düzenlendi

Bursa Osmangazi’deki Şehit Hakan Ünver Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlediği il programıyla diyabet farkındalığını artırdı. Programda öğrenciler, öğretmenler ve sağlık çalışanları bir araya geldi, sağlıklı yaşam ve diyabetin önemi ele alındı. Şehit Hakan Ünver MTAL toplantı salonunda düzenlenen program, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programın açılışında “Diyabet Nedir?” konulu video gösterimi ile katılımcılara diyabetin temel bilgileri sunuldu. MÜDÜR VE YETKİLİLERDEN BİLİNÇLENDİRME KONUŞMALARI Programda konuşan okul müdürü İbrahim Aygüç, diyabetle mücadelede bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Yunus Bulut, Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürü Metin Sezer ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Tülay Köse de etkinlik kapsamında protokol konuşmalarını gerçekleştirdi. DİYABET FARKINDALIK SUNUMLARI VE VİDEOLAR Bursa İl İSG Birimi tarafından hazırlanan diyabet farkındalık videosu izlenirken, Osmangazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Uzman Dr. Büşra Kaba, diyabetin belirtileri, korunma yolları ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemi üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. ÖĞRENCİLERDEN AKRAN FARKINDALIĞI Öğrenci Buse Yağmur Cengiz, diyabetle ilgili düşüncelerini paylaşarak, akran farkındalığının önemine değindi. Program boyunca katılımcılar, stantları ziyaret ederek diyabet ve sağlıklı yaşam konularında bilgi aldı. “MAVİ HALKA” ETKİNLİĞİ İLE FARKINDALIK GÖRSELLEŞTİRİLDİ Programın son bölümünde okul bahçesinde gerçekleştirilen “Mavi Halka Fotoğraf Çekimi” ile diyabet farkındalığı görsel olarak da vurgulandı. Etkinlik, katılımcılara teşekkür edilerek son buldu ve toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılmasına katkı sağladı.

Erken teşhisin önemine dikkat çekti: 5 dakikalık kontrol hayati öneme sahip Haber

Erken teşhisin önemine dikkat çekti: 5 dakikalık kontrol hayati öneme sahip

Kasım ayı, dünya genelinde Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Didar Tekeli Yazıcı, akciğer kanserinin Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Yazıcı, hastalığın sinsi ilerlediğini ve çoğu zaman geç fark edildiğini ifade etti. TÜTÜN VE ÇEVRESEL RİSKLER ÖNE ÇIKIYOR Dr. Yazıcı, akciğer kanserinin yüzde 85’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu vurguladı. Bunun yanı sıra pasif içicilik, hava kirliliği, asbest ve radon gazı maruziyetinin de hastalık riskini artırdığını belirtti. “Tütün ürünleri kullanmıyor olmak tamamen güvenli olduğumuz anlamına gelmez” diyerek risk faktörlerine dikkat çekti. ERKEN BELİRTİLER HAFİFE ALINMAMALI Hastalığın belirtilerinin genellikle hafif başladığını belirten Yazıcı, şu uyarılarda bulundu: Geçmeyen öksürükler Balgamda kan görülmesi Nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrıları Açıklanamayan kilo kayıpları Yazıcı, bu belirtilerin mevsimsel veya sigara kaynaklı deyip geçiştirilmemesi gerektiğini vurguladı. “Çünkü bu belirtiler hastalığın erken evre habercileri olabilir” dedi. GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİYLE ERKEN TANI MÜMKÜN Dr. Yazıcı, erken tanının tedavi başarısını ve yaşam süresini ciddi şekilde artırdığını belirtti. Akciğer grafisinde uyumlu bulgular görüldüğünde hastalara tomografi kontrolleri uygulandığını ve bu sayede hastaların erken teşhis alabildiğini söyledi. 55 YAŞ ÜZERİ VE SİGARA İÇENLER DİKKAT! Uzman, özellikle 55 yaş üzeri ve uzun süre sigara kullanmış bireylerin erken kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. “Polikliniklerimizde geç kalmanın verdiği üzüntüyü yaşayan hastalarımızı görüyoruz. Oysa yalnızca 5 dakikalık kısa kontroller bir insanın hayatını değiştirebiliyor” dedi. ERKEN TANI HAYAT KURTARIR Dr. Yazıcı, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı boyunca tütün ürünlerinden uzak durulması ve vücuttaki değişikliklere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. “Kendimiz ve sevdiklerimiz için bu ayı yeni bir başlangıca dönüştürelim. Unutmayalım ki erken tanı hayat kurtarır” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Hayat Hastanesi’nden sağlık çalışanlarına gelişim odaklı eğitim Haber

Hayat Hastanesi’nden sağlık çalışanlarına gelişim odaklı eğitim

Bursa Hayat Hastanesi, sağlık alanındaki yenilikçi hizmetlerinin yanı sıra çalışanlarının gelişimine katkı sağlayan eğitim faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur’u konuk ederek kapsamlı bir eğitim programı düzenledi. GELİŞİM İÇİN EĞİTİMLER DEVAM EDİYOR Eğitim programı öncesinde konuşan Hayat Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Fatih Özkul, sağlık çalışanlarının değişen dünya koşullarına uyum sağlaması için sürekli öğrenmenin önemine vurgu yaptı. Özkul, “Doktorlarımızın ve sağlık personelimizin çağın gereksinimlerine uygun şekilde gelişimlerini sürdürebilmeleri için bu eğitim programlarını düzenlemeye devam edeceğiz.” dedi. “İLETİŞİMDE BAŞARI, DUYGUSAL ZEKADAN GEÇER” Hayat Hastanesi ve Hayat Şifa Hastanesi’nin sağlık birimi sorumlularına sunum yapan Prof. Dr. Haydar Sur, iletişimde başarılı olmanın temelinde duygusal zekanın yattığını belirtti. Sur, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Kişinin duygusal zekasını geliştirmeye çalışması, iletişimde başarıya ulaşma kararlılığından gelir. İnsan, kendini çözümlemeyi başarırsa; eksik ve avantajlarıyla kendini tam olarak tanıyabilirse sosyal ortamlarda ifade gücü artar. Bu büyük gücü hepimiz kullanmalıyız.” “KENDİNİ TANIYAN, BAŞKALARINI DAHA İYİ ANLAR” Duygusal farkındalığın iş ve özel hayatta güçlü iletişimin temelini oluşturduğunu vurgulayan Sur, sağlık çalışanları için bu becerinin daha da önemli olduğunun altını çizdi. “Kendinizin farkında olursanız, yüzeysel tepkiler vermeyen, empati kurabilen ve iletişimi doğru zemine oturtan bir insan olursunuz. Bu farkındalık özellikle sağlık çalışanları için kritik öneme sahip.” şeklinde konuştu. EĞİTİM GELENEĞİ DEVAM EDİYOR Düzenlenen bu eğitim programı, sağlık çalışanlarının mesleki niteliğini artırmayı, hasta iletişimini güçlendirmeyi ve kurum içi iletişimi daha etkin hale getirmeyi hedefliyor. Yönetim, benzer eğitimlerin önümüzdeki dönemde de süreceğini belirterek çalışanlara değer veren yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu.

Bursa Şehir Hastanesi aldığı belgeyle uluslararası tanınırlık kazandı Haber

Bursa Şehir Hastanesi aldığı belgeyle uluslararası tanınırlık kazandı

Bursa Şehir Hastanesi, rejyonal anestezi, ağrı tedavisi ve yatak başı ultrasonografi alanında uluslararası eğitim sunabilen merkezlerden biri olarak Avrupa Rejyonal Anestezi Derneği (ESRA) tarafından kabul edildi. Bu gelişme, hastaneyi sadece Türkiye’de değil, dünyada da eğitim veren öncü sağlık kuruluşları arasına taşıdı. DOÇ. DR. HANDE GÜRBÜZ’DEN AÇIKLAMA Konuyla ilgili konuşan Bursa Şehir Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hande Gürbüz, merkezin Türkiye’de bu belgeyi alan dördüncü yetkin merkez olduğunu belirtti. Gürbüz, sürecin Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda yürütüldüğünü ifade ederek, rejyonal anestezinin hem ameliyat sırasında hem de ameliyat sonrası ağrı yönetiminde etkin bir yöntem olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Gürbüz, “Rejyonal anestezi, birçok ameliyatın genel anesteziye gerek kalmadan yapılmasını sağlıyor. Aynı zamanda ameliyat sonrasında yaşanan şiddetli ağrıları azaltarak hastalarımızın iyileşme sürecini daha konforlu hale getiriyor” dedi. UZUN SÜREDİR BAŞARIYLA UYGULANIYOR Bursa Şehir Hastanesi’nde rejyonal anestezi ve yatak başı ultrasonografi yöntemlerinin uzun süredir kullanıldığına dikkat çeken Gürbüz, alınan uluslararası onayın önemine değindi: “Artık sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından anestezi, yoğun bakım ve aile hekimleri eğitimlerimize katılabilecek. Bu bizim için büyük bir gurur kaynağı ve hastanemiz için uluslararası prestij anlamına geliyor. Bu süreçte emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ve hocalarıma teşekkür ediyorum.” HASTANE İÇİN ULUSLARARASI PRESTİJ Bursa Şehir Hastanesi’nin ESRA tarafından tanınması, hastanenin uluslararası standartlarda eğitim ve sağlık hizmeti sunma kapasitesini bir kez daha kanıtlamış oldu. Bu gelişme, hem Türkiye’nin sağlık alanındaki başarılarını dünyaya taşıyor hem de sağlık çalışanlarının bilgi ve beceri düzeyini artırarak hasta güvenliği ve konforunu iyileştiriyor.

BTÜ’den sağlık alanında yeni hamle! Aft tedavisinde yeni dönem başlıyor Haber

BTÜ’den sağlık alanında yeni hamle! Aft tedavisinde yeni dönem başlıyor

Ağız içi aft tedavisine yenilikçi bir yaklaşım Bursa’dan geliyor. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bilim insanları, insan ağız hücrelerinden elde ettikleri yeni nesil biyouyumlu hidrojel malzeme ile ağızdaki aftların lokal uygulama yöntemiyle hızlı şekilde tedavi edilmesini hedefliyor. “Ağız Ülserlerinin Tedavisine Yönelik, Biyouyumlu Polimer Tabanlı, Hücre Kültüründen Elde Edilen Hücresizleştirilmiş Ekstraselüler Matriks ve Antioksidan Destekli Hidrojel Yama Geliştirilmesi” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. BTÜ BİLİM İNSANLARINDAN YENİLİKÇİ PROJE Projenin yürütücülüğünü, BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nden Dr. Halime Serinçay üstleniyor. Projede, Doç. Dr. Gökçe Taner, Dr. Öğr. Üyesi Münevver Müge Çağal ve Araştırma Görevlisi Kübra Bezir araştırmacı olarak, yüksek lisans öğrencisi Hilal Akar ise bursiyer olarak görev alıyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde görülen aft (ağız ülseri) problemine çözüm sunmayı amaçlayan proje ile, insan vücuduyla tam uyumlu, yapışkan, antioksidan, mikrop öldürücü ve yenileyici özellikte hidrojel yama sistemi geliştirilmesi planlanıyor. “AFTLARI KISA SÜREDE İYİLEŞTİRECEK” Proje yürütücüsü Dr. Halime Serinçay, ağız aftlarının tekrar eden bir sağlık sorunu olduğunu ve yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek, yeni malzemenin bu problemi kısa sürede ortadan kaldırabileceğini vurguladı. Serinçay açıklamasında “İnsan ağız hücrelerinden elde ettiğimiz hücresizleştirilmiş dokularla oluşturacağımız biyofonksiyonel hidrojel, doğal doku ortamını taklit ederek iyileşmeyi hızlandıracak. Ayrıca yüksek antioksidan kapasitesiyle bilinen aronya meyvesi ekstraktı da formülasyona dahil edilerek, lezyon bölgesindeki oksidatif stresi azaltacak ve iyileşme sürecini destekleyecek” dedi. MEVCUT TEDAVİ YÖNTEMLERİNE GÖRE DAHA ETKİLİ Dr. Serinçay, aft tedavisinde yaygın olarak kullanılan sprey, gargara, solüsyon ve jel formlarının, ağız boşluğunun sürekli nemli ve hareketli yapısı nedeniyle etkisini kısa sürede kaybettiğine dikkat çekti. Sıvı formların lezyon bölgesinde tutunamadığını jel formların ise tükürükle seyrelerek birkaç saat içinde etkisini yitirdiğini belirten Serinçay, “Bizim geliştireceğimiz hidrojel yama, yüksek yapışma kapasitesi ve dayanıklı formülasyonu sayesinde bu sorunu ortadan kaldıracak. Etkin maddenin bölgeye uzun süreli etki etmesini sağlayarak tedavi süresini kısaltmayı amaçlıyoruz” açıklamasını yaptı. “TOPLUM SAĞLIĞINA KATKI SAĞLAYACAK” BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, projenin hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını belirterek, araştırmacıları tebrik etti. Çağlar, açıklamasında “Üniversitemiz bünyesinde gerçekleştirilen bu nitelikli çalışma, sağlık alanında önemli bir ihtiyaca çözüm sunarken, yerli ve yenilikçi ürün geliştirme hedefimizi de yansıtıyor. Bursa Teknik Üniversitesi olarak toplumun yaşam kalitesini artıracak, bilimsel üretkenliği teşvik edecek projelere destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.