Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kök Hücre

Bursa Hayat Gazetesi - Kök Hücre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kök Hücre haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

PRP, kök hücre ve egzozom tedavilerinde sosyal medya yanılgısı Haber

PRP, kök hücre ve egzozom tedavilerinde sosyal medya yanılgısı

Son yıllarda PRP, Ozon, Kök Hücre ve Egzozom gibi fiziksel tıp uygulamaları, hastalar arasında büyük merak uyandırırken yanlış bilgi yayılımına da yol açıyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emre Latifoğlu, sosyal medyanın kısa ve çarpıcı paylaşımları nedeniyle bu tedavilerin olduğundan daha etkili gösterilebildiğini belirtti. Dr. Latifoğlu, “Eskiden hastalar ‘Ağrılarıma sıcak mı soğuk mu iyi gelir?’ sorusunu sorarken, artık doğrudan ‘PRP yaptırsam geçer mi?’, ‘Ozon bana çare olur mu?’ gibi sorular yöneltiyor. Sosyal medya, bu yöntemleri mucize çözümler gibi gösterebiliyor. Oysa işin aslı daha gerçekçi bir yaklaşımı gerektiriyor” dedi. TEDAVİLERİN BİLİMSEL DAYANAĞI PRP, Ozon, Kök Hücre ve Egzozom uygulamalarının ortak noktası, vücudun kendi iyileşme mekanizmalarını desteklemeleri. Dr. Latifoğlu, “Bu yöntemler ağrıyı anında kesmez veya bozulan dokuyu direkt onarmaz. Hasarlı dokuyu iyileşmeye teşvik eder. Etkileri kişiden kişiye, hastalığın evresine ve uygulamanın niteliğine göre değişebilir” ifadelerini kullandı. SIKÇA KARIŞTIRILAN UYGULAMALAR Dr. Latifoğlu tedavileri şu şekilde özetledi: PRP (Platelet Rich Plasma): Kişinin kendi kanından elde edilir, tendon ve kas zorlanmalarında destek sağlar. İleri derece kireçlenmede tek başına mucize beklemek gerçekçi değildir. Ozon Tedavisi: Vücudun antioksidan mekanizmasını tetikler. Her hasta için uygun değildir; doğru doz ve endikasyon şarttır. Kök Hücre: Hasarlı bölgeyi doğrudan yenilemez, iyileşmeyi destekleyen sinyaller gönderir. Egzozom: Kök hücrelerin iyileştirici mesajlarını taşıyan mikroskobik keseciklerdir. Klinik kullanımı gelişme aşamasındadır; “yeni” olması otomatik olarak en etkili olduğu anlamına gelmez. DOĞRU HASTA, DOĞRU ZAMAN, DOĞRU BEKLENTİ Uzman, tedavi başarısının “doğru hasta, doğru zaman ve doğru beklenti” üçgenine bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca yaşam tarzının önemine dikkat çekerek, “Hiçbir modern uygulama egzersiz, hareket ve yaşam tarzı düzenlemelerinin yerini tutmaz. Sosyal medyadaki başarı hikayeleri tüm süreci yansıtmayabilir” dedi. BİLİMSEL VE GERÇEKÇİ YAKLAŞIM ÖNERİSİ Dr. Latifoğlu son olarak hastalara tavsiyede bulundu: “Tedavi seçerken ‘En yenisi hangisi?’ yerine ‘Benim durumum için hangisi uygun?’ sorusunu sorun. Modaya kapılmadan, bilimsel kanıtlarla ve gerçekçi beklentilerle ilerlemek hem hastayı hem de hekimin yolunu aydınlatacaktır.”

Prof. Dr. Erdal Karaöz kök hücre alanındaki gelişmeleri Bursa'da ele aldı Haber

Prof. Dr. Erdal Karaöz kök hücre alanındaki gelişmeleri Bursa'da ele aldı

Medicana Hastanesi öncülüğünde düzenlenen “Kök Hücre Tedavisi ile Tıbbın Geleceğine Birlikte” başlıklı söyleşide, kök hücre alanındaki güncel gelişmeler Prof. Dr. Erdal Karaöz’ün anlatımıyla ele alındı. Katılımcılar, Türkiye’de uygulanan tedavilerin yasal çerçevesinden klinik tecrübeye, tedavi süreçlerinden etik boyutlara kadar birçok konuda bilgi alma fırsatı buldu. 25 yıldır kök hücre araştırmaları ve uygulamaları üzerine çalışan Prof. Dr. Erdal Karaöz, Türkiye’de bu alanda gelinen noktayı değerlendirirken Sağlık Bakanlığı’nın onaylı, bilimsel ve etik uygulamaların önemine dikkat çekti. Karaöz, kök hücre tedavisinin bakanlık izni olmadan uygulanmasının yasal olmadığını ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı: “Son beş yılda inanılmaz bir ilerleme kaydettik. Bugün Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’ndan onay alarak seçilmiş hastalara kök hücre tabanlı hücresel tedaviler uygulayabiliyoruz. Ancak tekrar altını çizmek isterim: Bakanlık onayı olmadan yapılan uygulamalar yasal ve bilimsel değildir. Merdiven altı yöntemlerle üretilen hücreler ciddi risk taşır ve bu uygulamaları yapan kişiler genellikle ehil değildir.” “DOĞRU HASTA SEÇİMİ VE PROTOKOL ŞART” Kök hücre tedavisinin özellikle nörolojik rahatsızlıklardaki başarısının doğru hasta seçimi ve tedavi protokolüne bağlı olduğunu anlatan Karaöz, her hastada aynı sonucun alınamayacağına dikkat çekti: “Tıpta her tedavi kişiye özeldir. Kök hücrede de başarı, doğru hastayı seçmek, doğru hücreyi kullanmak, doğru zamanda ve doğru protokolle uygulamak ve sonrasında iyi bir rehabilitasyonla mümkündür. Bunların beşi bir araya gelmezse başarı şansı sıfırdır.” Örneğin serebral palsi hastalarından fiziksel kabiliyeti geri dönüşü olmayan ileri yaştaki hastalarda beklentilerin sınırlandırılması gerektiğini ifade eden Karaöz, mental gelişimde ise fayda sağlanabileceğini belirtti. “BİLİMSEL KANITLI CİDDİ BİR YAN ETKİ YOK” Tedavinin komplikasyonlarına ilişkin soruları da yanıtlayan Karaöz, kök hücre tedavisinin bugüne dek ciddi bir yan etkisinin bilimsel olarak gösterilmediğini söyledi: “KÖK HÜCRE ARTIK GELECEĞİN DEĞİL, GÜNÜMÜZÜN TEDAVİ PROTOKOLÜ OLMA YOLUNDA” Karaöz konuşmasında kök hücre tedavisinin dünya genelindeki gelişimine de değindi. ABD, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin onlarca farklı tanıda kök hücre uygulamalarına onay verdiğini belirtti. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı’nın önceki yıllarda daha temkinli yaklaştığını, ancak bilimsel verilerin artması ve özellikle COVID-19 dönemindeki başarıların ardından izin süreçlerinin hızlandığını anlattı. “Artık Amerikan FDA’si bile belirli tedavilere onay vermeye başladı. Biz de Türkiye’de bakanlığa sunduğumuz çok sayıda klinik yayınla ve COVID-19 dönemindeki sonuçlarla birlikte daha rahat izinler alabiliyoruz.” “TÜRKİYE’NİN İLK KÖK HÜCRE ARAŞTIRMA MERKEZİ VE GMP LABORATUVARINI KURDU” Kök hücre alanındaki kişisel yolculuğunu da paylaşan Prof. Dr. Karaöz, bu alana özel bir ailevi motivasyonla başladığını anlatarak şöyle devam etti: “Yirmi beş yıl önce bir yakınıma hala tedavisi olmayan bir hastalık tanısı kondu. İnternette ‘stem cell’ kelimesiyle karşılaştım. Sonra bu alanda çalışmaya başladım. Harvard’da dünyanın önde gelen isimleriyle çalıştım, Türkiye’ye döndüğümde Kocaeli Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk kök hücre araştırma merkezini kurduk.” Prof. Dr. Karaöz, bu laboratuvarda on yıllar içinde yüzlerce ulusal ve uluslararası kurs düzenlediklerini, dört yüze yakın akademisyeni eğittiklerini ve Türkiye’de ilk kez kök hücre, doku mühendisliği ve gen tedavileri alanında lisansüstü programlar açtıklarını anlattı. Ayrıca Türkiye’nin ilk özel hastane koşullarında GMP (Good Manufacturing Practice) onaylı hücre üretim laboratuvarını da kurduklarını belirtti: “Bugüne kadar on beş binden fazla uygulama yapıldı. GMP standartlarına uygun, insanlara nakledilebilir hücresel ürün üreten bu laboratuvar çok özel ve işletmesi son derece hassas. En küçük bir kontaminasyon riski bile ciddi sonuçlar doğurabilir.” “EMBRİYONİK KÖK HÜCRE ÇALIŞMALARI TÜRKİYE’DE YASAL DEĞİL” Konuşmasında embriyonik kök hücre çalışmalarının potansiyelini ve etik sınırlamalarını da ele alan Karaöz, Türkiye’de embriyonlardan kök hücre hatları üretmenin 2005’ten beri yasak olduğunu hatırlattı: “Embriyonik kök hücrelerin potansiyeli çok yüksek. İnsülin üreten hücrelere, kas hücrelerine, sinir hücrelerine dönüşebiliyorlar. Ama aynı zamanda teratom dediğimiz tümörleri oluşturma riskleri var. Bu yüzden dünyada sınırlı sayıda ülke bu alanda çalışmaya izin veriyor. Türkiye’de de 2005’ten beri yasak.” Öte yandan farklı ülkelerde – özellikle ABD, Çin ve İran’da – embriyonik kök hücrelerle klinik çalışmaların sürdüğünü belirten Karaöz, etik ve bilimsel çerçevede bu alandaki gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi.

Bursa'da öğrencilerin kan bağışı 2 hastayı yaşama bağladı Haber

Bursa'da öğrencilerin kan bağışı 2 hastayı yaşama bağladı

Bursa'nın Büyükorhan ilçesindeki meslek yüksek okulu personeli ve öğrencileri, her yıl düzenli olarak Türk Kızılay’a kan bağışı ve TÜRKÖK’e kök hücre bağışı yaptıyor. Öğrencilerden alınan bu kök hücreler düzenli olarak her yıl sisteme yüklenerek lösemi hastalarıyla eşleştirildi. Bu eşleşmelerde Büyükorhan Meslek Yüksek Okulu öğrencilerden Halil Ulutaş ve Abdullah Doğan, bağışladığı kök hücreler 2 lösemi hastasıyla eşleşti. Öğrencilerden alınan ve eşleşen kök hücreler hastalara nakil edildi. Bu nakil sayesinde 2 lösemi hastası iyileşerek sağlığına kavuştu. Hedeflerinin bir canı daha nasıl kurtarırız olduğunu ifade eden Büyükorhan Meslek Yüksek Okulu Öğrencileri, “Biz insanı yaşat ki devlet yaşasın düşüncesini benimsemiş, bir neslin torunlarıyız. Bizde hasta kardeşlerimize nasıl umut olabiliriz diye düşünürken kan bağışı ve kök hücre bağışında bulunmak aklımıza geldi. Bizde her yıl düzenli olarak kan bağışı ve kök hücre bağışı yaparak bir insanın daha hayatını kurtarmak için mücadele ettik. Bizim bağışladığımız kanlar hastalara hayat verirken kök hücrelerde sistemde kayıtlı lösemi hastalarıyla eşleştiriliyor. Bu eşleştirmelerden 2 arkadaşımızın bağışladığı kök hücreler 2 lösemi hastasıyla eşleşti ve nakil yapıldı. Nakil olan lösemi hastaları sağlığına kavuştu. 2 insanın hayatını kurtarmak bizim için çok mutluluk verici bir duyguydu. Bağış yapmaya ve hayat kurtarmaya devam edeceğiz” dedi.

Bursa'da hemşirenin bağışı bir anneyi sağlığına kavuşturdu Haber

Bursa'da hemşirenin bağışı bir anneyi sağlığına kavuşturdu

Doruk Yıldırım Hastanesi’nde bu yıl 3'üncü kez düzenlenen kan ve kök hücre bağışına, hastane personeli ve vatandaşlar kan stokuna katkıda bulunmak için büyük ilgi gösterdi. Kan bağışının önemine değinen Doruk Yıldırım Hastanesi Başhekimi Dr. Cemal Turhan, tüm vatandaşlara kan ve kök hücre bağışı yapma çağrısında bulunarak, "Hepimizin kan ve kök hücreye bir gün ihtiyacı olabilir. Bu ihtiyaca önceden cevap verme özverisinde bulunmak zorundayız" dedi. Kızılay Güney Marmara Kök Hücre Kazanım Uzmanı Ramazan Çiçek ise Doruk Sağlık Grubu’na verdikleri destekten dolayı teşekkür ederek, kan ve kök hücre bağışının önemine değindi. Doruk Yıldırım Hastanesi’nin önceki kan ve kök hücre bağışları sayesinde hastalara şifa olduklarını söyleyen Ramazan Çiçek, "Kan bildiğiniz gibi yapımı olmayan tek ilaç. Tüm vatandaşlarımızı bağış yapmaları için davet ediyorum" diye konuştu. Doruk Yıldırım Hastanesi Laboratuvar Sorumlusu Seçil Turgut da kan ve kök hücre bağışı konusunda farkındalık oluşturmaya devam ettiklerini belirterek, "Hastane çalışanlarımızdan kök hücre uyumunu yakalayarak hastalara yardım elimizi uzatabildik. İnsanlarımıza bağışlar sayesinde hayata tutunabilmelerini sağlayacağına bilincini aşılamamız gerekiyor. Herkese düzenli olarak kan ve kök hücre bağışı yapmalarını tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. Yaptığı kök hücre bağışı ile hasta bir annenin sağlığına kavuşmasına aracılık eden Doruk Yıldırım Hastanesi Hemşiresi Goncanur Şen ise büyük bir mutluluk yaşadığını söyledi. Kan ve kök hücre bağışının düşünüldüğünden çok daha büyük bir faydasının olduğuna bir kez daha şahit olduğunu vurgulayan Hemşire Şen, “Özellikle annenin sağlığına kavuşarak çocuklarıyla mutlu olması beni çok duygulandırdı” şeklinde görüşlerini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.