Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi

Bursa Hayat Gazetesi - Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MEB’in “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi laiklik tartışması yarattı Haber

MEB’in “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi laiklik tartışması yarattı

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” başlıklı genelge doğrultusunda okullarda Ramazan ayına ilişkin etkinlikler düzenlenmesi yönündeki uygulamalar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Eğitim kurumlarında gerçekleştirilecek programların kapsamı ve içeriği, özellikle laiklik ilkesi çerçevesinde tartışma konusu oldu. Konuya ilişkin bursahayat.com.tr’ye değerlendirmelerde bulunan Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, kamusal eğitim alanında dini referanslı etkinliklerin kurumsallaştırılmasının hukuki açıdan sorun teşkil edebileceğini savundu. “MESELE İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL, KAMUSAL YÖNLENDİRME” Merkez adına açıklama yapan avukat Yazıcı, herkesin inancını özgürce yaşama hakkına sahip olduğunu vurgularken, tartışmanın bireysel ibadet özgürlüğüyle karıştırılmaması gerektiğini ifade etti. Yazıcı, “Burada mesele, bireylerin dini vecibelerini yerine getirmesi değil; çocuklar üzerinden kamusal eğitim alanında bir yönlendirme yapılması ihtimalidir” dedi. Okulların laik ve tarafsız bir yapıya sahip olması gerektiğini belirten Merkez temsilcileri, “Kamusal eğitim alanı herhangi bir dini referans üzerinden şekillendirilemez” görüşünü dile getirdi. ANAYASA MADDELERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın: 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesi, 10. maddesindeki eşitlik ilkesi, 24. maddesindeki din ve vicdan özgürlüğü, ve 42 maddesindeki eğitimin bilimsel esaslara göre yürütülmesi hükmü hatırlatıldı. Merkez, merkezi idari talimatla dini içerikli etkinliklerin kurumsal bir yapıya kavuşturulmasının anayasal ilkelere aykırılık oluşturabileceğini savundu. “GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU YETERLİ DEĞİL” Okul ortamının hiyerarşik bir yapı barındırdığına dikkat çeken Yazıcı, gönüllülük esasının uygulamada yeterli güvence sağlamayabileceğini belirtti. “Gönüllülük vurgusu yapılmış olsa da öğrencilerin çoğunluğa uyum baskısı hissedebileceği göz ardı edilmemelidir” diyen Yazıcı, çocukların psikolojik ve sosyal baskı altında kalabileceğini ifade etti. Avukatlar, bu durumun kamusal eğitimin tarafsızlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILIYOR Sosyal medyadaki paylaşımlar ve sahadaki uygulamaların takip edildiğini açıklayan Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, anayasal ilkelere aykırı olduğunu düşündükleri etkinlikler hakkında soruşturma başlatılması için girişimde bulunacaklarını duyurdu. Sürecin savcılık makamının takdirinde olduğunu belirten Merkez yetkilileri, “Hukuki itirazımızı kayıt altına almak ve anayasal çerçevede tepkimizi göstermek sorumluluğumuzdur” açıklamasında bulundu. ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE VURGU Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de hatırlatarak, çocukların üstün yararı, düşünce ve vicdan özgürlüğü ile ayrımcılık yasağına dikkat çekti. Eğitimin tek yönlü bir kimlik inşası aracı olmaması gerektiği vurgulanırken, okul ortamının eleştirel düşünceyi ve çoğulculuğu geliştiren bir yapıda olması gerektiği ifade edildi.

Avukatlardan MESEM eleştirisi: “Sistem çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor” Haber

Avukatlardan MESEM eleştirisi: “Sistem çocuk işçiliğini meşrulaştırıyor”

Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyeleri Av. Zeynep Yazıcı, Av. Murat Özdemir ve Av. Atakan Arar, bursahayat.com.tr’ye yaptıkları özel açıklamada, MESEM’in geçmişteki Ahilik ve çıraklık anlayışıyla ilişkilendirilmesinin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Avukatlar, günümüzde uygulanan MESEM modelinin, çocuk emeğini korumaktan uzak bir noktaya evrildiğini dile getirdi. “SİGORTALI OLMALARI ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ ORTADAN KALDIRMAZ” Çocuk işçiliği kavramının sıkça yanlış anlaşıldığını vurgulayan avukatlar, sigorta yapılmasının çocuk işçiliğini ortadan kaldırmadığını belirtti. Çocuk işçiliğinin; çocuğun fiziksel, zihinsel, ahlaki ve bilişsel gelişimini olumsuz etkileyen her türlü çalışma biçimi olduğunu ifade eden hukukçular, MESEM’in bu tanımın tam karşılığı olduğunu savundu. Geçtiğimiz aylarda Konya’da MESEM kapsamında çalışan bir çocuğun elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiğini hatırlatan avukatlar, yaşanan ölümlerin sistemin yapısal sorunlarını gözler önüne serdiğini belirtti. “STAJYER DENİLİYOR AMA İŞÇİ GİBİ ÇALIŞTIRILIYORLAR” MESEM kapsamındaki çocukların hukuken “stajyer” olarak tanımlandığını hatırlatan avukatlar, uygulamada çocukların işçi gibi çalıştırıldığını söyledi. Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılmasına ilişkin yönetmeliklerde çocukların çalışamayacağı işlerin açıkça belirtilmesine rağmen, MESEM kapsamında bu kuralların fiilen yok sayıldığını ifade ettiler. Özellikle otomotiv gibi ağır ve tehlikeli sektörlerde çocukların çalıştırılmasının açık bir hak ihlali olduğunu belirten avukatlar, işverenlerin bu sistemde çocuklara işçi gibi davrandığını vurguladı. DENETİM MEKANİZMASI YETERSİZ MESEM’de denetim sisteminin etkili işlemediğini dile getiren avukatlar, bir öğretmene onlarca öğrencinin verildiğini ve öğretmenlerin çocukların çalıştığı iş yerlerini düzenli denetlemesinin teknik olarak mümkün olmadığını söyledi. “1 gün okul, 4 gün iş” düzeninin fiilen çocukların çalıştırılması anlamına geldiği ifade edildi. İŞVERENLER İÇİN “UCUZ İŞ GÜCÜ” MODELİ Avukatlara göre MESEM, işverenler açısından ciddi ekonomik avantajlar sunuyor. Çocukların ücretlerinin büyük bölümünün devlet tarafından karşılandığını, sigorta primleri ve yol giderlerinin de kamu kaynaklarından ödendiğini belirten avukatlar, çocuklara ödenen ücretlerin asgari ücretin yaklaşık yüzde 30’u seviyesinde kaldığını aktardı. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde 392 bin 881 çocuğun MESEM kapsamında çalıştığı, 2024 yılında ise 15–17 yaş arası çocukların yüzde 24,9’unun iş gücüne katıldığı bilgisi paylaşıldı. Bu rakamların yalnızca kayıtlı çocukları kapsadığı, kayıt dışı ve göçmen çocukların dahil olmadığı vurgulandı. “ÇOCUKLAR YA SÖMÜRÜLÜYOR YA DA ÖLÜME GÖNDERİLİYOR” Avukatlar, MESEM’in anayasal açıdan da sorunlu olduğunu belirterek, Anayasa’daki “Kimse yaşına ve cinsiyetine uymayan işlerde çalıştırılamaz” hükmünün ihlal edildiğini söyledi. MESEM’in bir “kılıf sistem” haline geldiğini ifade eden hukukçular, çocukların üstün yararı ilkesinin gözetilmediğini dile getirdi. SINIFSAL EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR MESEM’in eğitimdeki sınıfsal farkları daha da derinleştirdiğini belirten avukatlar, özel okul ücretlerinin astronomik seviyelere ulaştığını, yoksul ailelerin çocuklarının ise sistematik olarak iş gücüne yönlendirildiğini ifade etti. Sistemin, çocukların değil işverenlerin ihtiyaçlarına göre şekillendiği vurgulandı. “HESAP SORULMAYAN BİR SİSTEM VAR” Çocukların iş kazalarında hayatını kaybetmesine rağmen etkili soruşturmaların yapılmadığını belirten avukatlar, sorumluların çoğu zaman cezasız kaldığını söyledi. Denetim ve hesap verme mekanizmalarının zincirleme şekilde işlemediğini ifade eden hukukçular, MESEM’in mevcut haliyle çocuk hakları ihlallerini derinleştirdiğini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.