Nilüfer Belediyesi’nin “Sağlık Buluşmaları” etkinliğinde konuşan Psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz, depresyon, panik atak ve kaygı bozukluklarına dair toplumda yerleşmiş yanlış algıları ele aldı. Öz, psikiyatrik tedavinin hedefinin insanları duygusuzlaştırmak değil, korkular nedeniyle kaybedilen özgürlüğü geri kazandırmak olduğunu söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 19.01.2026 09:31
Haber Güncellenme Tarihi: 19.01.2026 09:31
Muhabir:
Nagihan ER
Nilüfer Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve bilinçlendirme çalışmaları kapsamında düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na bu kez Psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz’ü konuk etti. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleşen etkinlikte depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları ve takıntılar tüm yönleriyle ele alındı.
“PANİK ATAK KAVRAMININ İÇİ BOŞALTILIYOR”
Konuşmasına panik atak kavramına açıklık getirerek başlayan Dr. Öz, her endişenin ya da üzüntünün hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğini vurguladı.
“Biraz evhamlı olan, başına kötü bir şey gelmesinden korkan herkes kendine panik atak tanısı koyuyor” diyen Öz, kaygı ve üzüntünün insan olmanın doğal bir parçası olduğunu belirtti. “Değer verdiğimiz şeyleri kaybetme ihtimali bizi endişelendirir. Bu, tek başına bir hastalık değildir” ifadelerini kullandı.
PSİKİYATRİK DESTEĞİN KİLİT NOKTASI: BAĞIMSIZLIK
Psikiyatrik desteğe ne zaman ihtiyaç duyulduğu konusuna da değinen Uzm. Dr. Öz, asıl belirleyici unsurun kişinin bağımsızlığı olduğunu söyledi.
“Eğer bir kişi kaygıları nedeniyle yemek yiyemiyor, dışarı çıkamıyor ya da evde yalnız kalamıyorsa, işte o noktada bağımsızlığını kaybetmiştir” diyen Öz, psikiyatrinin temel amacını şöyle özetledi:
“Bizim hedefimiz, kişinin korkular yüzünden kısıtlanan özgürlüğünü ona geri kazandırmaktır. Amacımız hiç üzülmeyen, hiç kaygılanmayan robotlar yaratmak değil.”
“BOZUKLUK” DİLİNE ELEŞTİRİ
Ruh sağlığı sorunları tanımlanırken kullanılan dilin önemine dikkat çeken Öz, “bozukluk” kelimesine mesafeli yaklaştığını ifade etti.
“‘Bende bozukluk var’ düşüncesi kişiyi daha da çaresiz hissettirir” diyen Öz, iyileşmenin düşünce biçimini değiştirmekle başladığını vurguladı. “Cerrah değiliz, neşterle kesip atamayız. ‘Korkma, geçer’ demek tedavi değildir. Kişi gerçekten bayılacağını ya da öleceğini düşünüyorsa, onunla bu düşünceyi gerçeklikten ayırmayı öğrenmek gerekir” dedi.
İLAÇ TARTIŞMALARINA NET YANIT
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, psikiyatrik ilaçlarla ilgili toplumda yaygın olan “uyuşturur, bağımlılık yapar, kilo aldırır” gibi önyargılara açıklık getirdi.
Bilimin ve farmakolojinin ciddi ilerleme kaydettiğini belirten Öz, “Tedavide amaç kişiyi uyuşturmak değil, işlevselliğini artırmaktır. Ancak ilaç tek başına sihirli bir değnek değildir. Yaşam alışkanlıklarının ve düşünce kalıplarının değişmesi, gerektiğinde terapiyle sürecin desteklenmesi şarttır” diye konuştu.
KATILIMCILARDAN YOĞUN İLGİ
Etkinlik, katılımcıların sorularıyla interaktif şekilde devam ederken, ruh sağlığına dair doğru bilinen yanlışların ele alınması büyük ilgi gördü. Nilüfer Belediyesi’nin bu tür etkinliklerle toplumda ruh sağlığı farkındalığını artırmayı sürdüreceği belirtildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nilüfer’de ruh sağlığına doğru bakış
Nilüfer Belediyesi’nin “Sağlık Buluşmaları” etkinliğinde konuşan Psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz, depresyon, panik atak ve kaygı bozukluklarına dair toplumda yerleşmiş yanlış algıları ele aldı. Öz, psikiyatrik tedavinin hedefinin insanları duygusuzlaştırmak değil, korkular nedeniyle kaybedilen özgürlüğü geri kazandırmak olduğunu söyledi.
Nilüfer Belediyesi, toplum sağlığını koruma ve bilinçlendirme çalışmaları kapsamında düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na bu kez Psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz’ü konuk etti. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleşen etkinlikte depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları ve takıntılar tüm yönleriyle ele alındı.
“PANİK ATAK KAVRAMININ İÇİ BOŞALTILIYOR”
Konuşmasına panik atak kavramına açıklık getirerek başlayan Dr. Öz, her endişenin ya da üzüntünün hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğini vurguladı.
“Biraz evhamlı olan, başına kötü bir şey gelmesinden korkan herkes kendine panik atak tanısı koyuyor” diyen Öz, kaygı ve üzüntünün insan olmanın doğal bir parçası olduğunu belirtti. “Değer verdiğimiz şeyleri kaybetme ihtimali bizi endişelendirir. Bu, tek başına bir hastalık değildir” ifadelerini kullandı.
PSİKİYATRİK DESTEĞİN KİLİT NOKTASI: BAĞIMSIZLIK
Psikiyatrik desteğe ne zaman ihtiyaç duyulduğu konusuna da değinen Uzm. Dr. Öz, asıl belirleyici unsurun kişinin bağımsızlığı olduğunu söyledi.
“Eğer bir kişi kaygıları nedeniyle yemek yiyemiyor, dışarı çıkamıyor ya da evde yalnız kalamıyorsa, işte o noktada bağımsızlığını kaybetmiştir” diyen Öz, psikiyatrinin temel amacını şöyle özetledi:
“Bizim hedefimiz, kişinin korkular yüzünden kısıtlanan özgürlüğünü ona geri kazandırmaktır. Amacımız hiç üzülmeyen, hiç kaygılanmayan robotlar yaratmak değil.”
“BOZUKLUK” DİLİNE ELEŞTİRİ
Ruh sağlığı sorunları tanımlanırken kullanılan dilin önemine dikkat çeken Öz, “bozukluk” kelimesine mesafeli yaklaştığını ifade etti.
“‘Bende bozukluk var’ düşüncesi kişiyi daha da çaresiz hissettirir” diyen Öz, iyileşmenin düşünce biçimini değiştirmekle başladığını vurguladı. “Cerrah değiliz, neşterle kesip atamayız. ‘Korkma, geçer’ demek tedavi değildir. Kişi gerçekten bayılacağını ya da öleceğini düşünüyorsa, onunla bu düşünceyi gerçeklikten ayırmayı öğrenmek gerekir” dedi.
İLAÇ TARTIŞMALARINA NET YANIT
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, psikiyatrik ilaçlarla ilgili toplumda yaygın olan “uyuşturur, bağımlılık yapar, kilo aldırır” gibi önyargılara açıklık getirdi.
Bilimin ve farmakolojinin ciddi ilerleme kaydettiğini belirten Öz, “Tedavide amaç kişiyi uyuşturmak değil, işlevselliğini artırmaktır. Ancak ilaç tek başına sihirli bir değnek değildir. Yaşam alışkanlıklarının ve düşünce kalıplarının değişmesi, gerektiğinde terapiyle sürecin desteklenmesi şarttır” diye konuştu.
KATILIMCILARDAN YOĞUN İLGİ
Etkinlik, katılımcıların sorularıyla interaktif şekilde devam ederken, ruh sağlığına dair doğru bilinen yanlışların ele alınması büyük ilgi gördü. Nilüfer Belediyesi’nin bu tür etkinliklerle toplumda ruh sağlığı farkındalığını artırmayı sürdüreceği belirtildi.
Kaynak: Nagihan ER
Son Haberler
Karaciğer nakli bekleyen Ufuk Özkan’ın yıllar önceki çağrısı gündem oldu
8 kilogram altın aranıyor: Bursa'daki kazada gizem sürüyor!
Davayı kaybeden Ahmet Çakar’dan Hadise’ye özür: Tazminat ödeyecek