TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi yetkilileri, 1–7 Mart Deprem Haftası’nda yaptığı açıklamada, deprem bilincinin sembolizmin ötesine geçmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, şehir planlaması ve yapı güvenliği için bilimsel verilerin kullanılmasının önemine değinildi.
Haber Giriş Tarihi: 07.03.2026 14:52
Haber Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 15:04
Muhabir:
Servet Semerci Yakuli
Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, 1-7 Mart Deprem Haftası’nın Türkiye için sadece sembolik bir takvim yaprağı olmaması gerektiğini hatırlattı. Deprem öncesi, sırası ve sonrasındaki kritik süreçlere dair toplumsal farkındalığın hayati önem taşıdığını belirten Soyutürk; odanın bu bilinci genele yaymak adına öğrenciler, yerel yönetimler ve karar vericilerle dirsek temasında olduğunu ifade etti. Soyutürk, mesajlarla sınırlı kalan bir farkındalık yerine; uygulamalı etkinlikler ve bilimsel çalışmalarla desteklenmiş bir hazırlık sürecinin önemine dikkat çekti.
SOYUTÜRK’TEN PLANLAMA UYARISI
Depremlerin, ülkemizin jeolojik yapısının kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olduğunu hatırlatan Soyutürk, yer sarsıntılarının tek başına birer "afet" olarak nitelendirilemeyeceğini savundu.
Bu doğa olayını büyük felaketlere dönüştüren asıl nedenin; bilimsel temelden yoksun yaklaşımlar, hatalı şehir planlamaları ve mevzuat hükümlerini hiçe sayan uygulamalar olduğunu vurgulayan Soyutürk, çözümün ancak mühendislik disiplinine sadık kalmakla mümkün olacağını ifade etti.
Büyük depremlerin ardından ortaya çıkan tabloyu teknik bir perspektifle değerlendiren Ayça Soyutürk, kentsel dönüşüm ve yapı güçlendirme süreçlerinde jeofizik verilerin hayati rolüne dikkat çekti.
Mevzuatın bu bilimsel veriler ışığında güncellenmesi çağrısında bulunan Soyutürk, 1999 ve 2023 depremlerinden çıkarılacak en büyük dersin "zemin-yapı etkileşimini doğru kurmak" olduğunu ifade etti. Soyutürk, jeofizik mühendisliğinin sağladığı yeraltı haritalama ve analiz yöntemlerinin yasal bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini belirtti.
KORKUTAN BENZERLİK
Ayça Soyutürk, Bursa’nın deprem riskine dair kritik bir teknik karşılaştırma yaptı.
Kentin yerel zemin koşullarının ve deprem anındaki davranış biçiminin, 6 Şubat felaketinde ağır yıkım yaşayan Hatay ile benzerlikler taşıdığına dikkat çeken Soyutürk, bu durumun ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Bursa’da zemin etütlerinin sadece yasal zorunluluğu yerine getirmek ya da asgari şartları kurtarmak için yapılmaması gerektiğini belirten Soyutürk, en yüksek bilimsel hassasiyetle yapılacak analizlerin hayati önem taşıdığını ifade etti.
‘HER VATANDAŞIN EN TEMEL HAKKI’
Soyutürk, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin acı hatırasını hatırlatarak, deprem kayıplarının bir "kader" değil, sistemli ihmaller zincirinin sonucu olduğunu vurguladı. Kaçak yapılaşma, plansız kentleşme ve zemin özelliklerinin göz ardı edilmesinin on binlerce cana mal olduğunu belirten Soyutürk; çözümün teknik, hukuki ve sosyal politikaların insan odaklı bir kararlılıkla uygulanmasında yattığını ifade etti. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğiyle yüzleşerek, bilimi merkeze alan bir yönetim anlayışının hayatiyetini savunan Soyutürk, güvenli yaşam hakkının her vatandaşın en temel hakkı olduğunun altını çizdi.
Vatandaşların güvenli yapılarda yaşama hakkını savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Soyutürk, Deprem Haftası'nın sadece bir anma değil, bir ders çıkarma haftası olması gerektiğini ifade etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’nın zemin dosyasında korkutan Hatay benzerliği!
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi yetkilileri, 1–7 Mart Deprem Haftası’nda yaptığı açıklamada, deprem bilincinin sembolizmin ötesine geçmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, şehir planlaması ve yapı güvenliği için bilimsel verilerin kullanılmasının önemine değinildi.
Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, 1-7 Mart Deprem Haftası’nın Türkiye için sadece sembolik bir takvim yaprağı olmaması gerektiğini hatırlattı. Deprem öncesi, sırası ve sonrasındaki kritik süreçlere dair toplumsal farkındalığın hayati önem taşıdığını belirten Soyutürk; odanın bu bilinci genele yaymak adına öğrenciler, yerel yönetimler ve karar vericilerle dirsek temasında olduğunu ifade etti. Soyutürk, mesajlarla sınırlı kalan bir farkındalık yerine; uygulamalı etkinlikler ve bilimsel çalışmalarla desteklenmiş bir hazırlık sürecinin önemine dikkat çekti.
SOYUTÜRK’TEN PLANLAMA UYARISI
Depremlerin, ülkemizin jeolojik yapısının kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olduğunu hatırlatan Soyutürk, yer sarsıntılarının tek başına birer "afet" olarak nitelendirilemeyeceğini savundu.
Bu doğa olayını büyük felaketlere dönüştüren asıl nedenin; bilimsel temelden yoksun yaklaşımlar, hatalı şehir planlamaları ve mevzuat hükümlerini hiçe sayan uygulamalar olduğunu vurgulayan Soyutürk, çözümün ancak mühendislik disiplinine sadık kalmakla mümkün olacağını ifade etti.
‘DEPREM YÖNETMELİĞİNDE JEOFİZİK VERİLER OLMAZSA OLMAZ’
Büyük depremlerin ardından ortaya çıkan tabloyu teknik bir perspektifle değerlendiren Ayça Soyutürk, kentsel dönüşüm ve yapı güçlendirme süreçlerinde jeofizik verilerin hayati rolüne dikkat çekti.
Mevzuatın bu bilimsel veriler ışığında güncellenmesi çağrısında bulunan Soyutürk, 1999 ve 2023 depremlerinden çıkarılacak en büyük dersin "zemin-yapı etkileşimini doğru kurmak" olduğunu ifade etti. Soyutürk, jeofizik mühendisliğinin sağladığı yeraltı haritalama ve analiz yöntemlerinin yasal bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini belirtti.
KORKUTAN BENZERLİK
Ayça Soyutürk, Bursa’nın deprem riskine dair kritik bir teknik karşılaştırma yaptı.
Kentin yerel zemin koşullarının ve deprem anındaki davranış biçiminin, 6 Şubat felaketinde ağır yıkım yaşayan Hatay ile benzerlikler taşıdığına dikkat çeken Soyutürk, bu durumun ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Bursa’da zemin etütlerinin sadece yasal zorunluluğu yerine getirmek ya da asgari şartları kurtarmak için yapılmaması gerektiğini belirten Soyutürk, en yüksek bilimsel hassasiyetle yapılacak analizlerin hayati önem taşıdığını ifade etti.
‘HER VATANDAŞIN EN TEMEL HAKKI’
Soyutürk, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin acı hatırasını hatırlatarak, deprem kayıplarının bir "kader" değil, sistemli ihmaller zincirinin sonucu olduğunu vurguladı. Kaçak yapılaşma, plansız kentleşme ve zemin özelliklerinin göz ardı edilmesinin on binlerce cana mal olduğunu belirten Soyutürk; çözümün teknik, hukuki ve sosyal politikaların insan odaklı bir kararlılıkla uygulanmasında yattığını ifade etti. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğiyle yüzleşerek, bilimi merkeze alan bir yönetim anlayışının hayatiyetini savunan Soyutürk, güvenli yaşam hakkının her vatandaşın en temel hakkı olduğunun altını çizdi.
Vatandaşların güvenli yapılarda yaşama hakkını savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Soyutürk, Deprem Haftası'nın sadece bir anma değil, bir ders çıkarma haftası olması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Servet Semerci Yakuli
Son Haberler
Bursaspor’da Muş Spor hazırlıkları taktik provayla sürdü
Şarkıcı Cansever’e müjdeli haber: Uygun donör bulundu
Bursa’nın sevilen doktorundan son görev: Organlarıyla 5 kişiye hayat verdi