Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deprem

Bursa Hayat Gazetesi - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AFAD paylaştı: Denizli'de sabah saatlerinde korkutan deprem! Haber

AFAD paylaştı: Denizli'de sabah saatlerinde korkutan deprem!

AFAD’ın açıklamasına göre, Denizli’nin Buldan ilçesinde 9 Mart 2026 saat 09.21’de 5.1 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Depremin merkez üssü Buldan ilçesi olarak açıklanırken sarsıntı yerin 7 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Deprem çevre il ve ilçelerden de hissedilirken, vatandaşlar kısa süreli panik yaşadı. #DEPREM Büyüklük:5.1 (Mw) Yer:Buldan (Denizli) Tarih:2026-03-09 Saat:09:21:04 TSİ Enlem:38.08694 N Boylam:28.97389 E Derinlik:7 km Detay:https://t.co/6VDnujx2JK@afadbaskanlik @trthaber @anadoluajansi — AFAD Deprem (@DepremDairesi) March 9, 2026 AFAD’DAN AÇIKLAMA AFAD yaptığı açıklamada, “Denizli ilimizin Buldan ilçesinde, saat 09.21’de 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Gelişmeleri takip etmekteyiz.” ifadelerine yer verildi. #DEPREM: Denizli ilimizin Buldan ilçesinde, saat 09.21'de 5.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Gelişmeleri takip etmekteyiz. ➡️ https://t.co/cofXSurHiN https://t.co/nmpGt5tyhe — AFAD (@AFADBaskanlik) March 9, 2026 OLUMSUZ BİR DURUM YOK AFAD tarafından yapılan bir başka açıklamada ise olumsuz bir durum bulunmadığı ifade edildi. Yapılan açıklamada; "Denizli ilimizin Buldan ilçesinde saat 09.21'de meydana gelen ve Uşak, Aydın, Muğla, Burdur illerimizde de hissedilen 5.1 büyüklüğündeki #deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." ifadelerine yer verildi.

Bursa’nın zemin dosyasında korkutan Hatay benzerliği! Haber

Bursa’nın zemin dosyasında korkutan Hatay benzerliği!

Jeofizik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ayça Soyutürk, 1-7 Mart Deprem Haftası’nın Türkiye için sadece sembolik bir takvim yaprağı olmaması gerektiğini hatırlattı. Deprem öncesi, sırası ve sonrasındaki kritik süreçlere dair toplumsal farkındalığın hayati önem taşıdığını belirten Soyutürk; odanın bu bilinci genele yaymak adına öğrenciler, yerel yönetimler ve karar vericilerle dirsek temasında olduğunu ifade etti. Soyutürk, mesajlarla sınırlı kalan bir farkındalık yerine; uygulamalı etkinlikler ve bilimsel çalışmalarla desteklenmiş bir hazırlık sürecinin önemine dikkat çekti. SOYUTÜRK’TEN PLANLAMA UYARISI Depremlerin, ülkemizin jeolojik yapısının kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olduğunu hatırlatan Soyutürk, yer sarsıntılarının tek başına birer "afet" olarak nitelendirilemeyeceğini savundu. Bu doğa olayını büyük felaketlere dönüştüren asıl nedenin; bilimsel temelden yoksun yaklaşımlar, hatalı şehir planlamaları ve mevzuat hükümlerini hiçe sayan uygulamalar olduğunu vurgulayan Soyutürk, çözümün ancak mühendislik disiplinine sadık kalmakla mümkün olacağını ifade etti. ‘DEPREM YÖNETMELİĞİNDE JEOFİZİK VERİLER OLMAZSA OLMAZ’ Büyük depremlerin ardından ortaya çıkan tabloyu teknik bir perspektifle değerlendiren Ayça Soyutürk, kentsel dönüşüm ve yapı güçlendirme süreçlerinde jeofizik verilerin hayati rolüne dikkat çekti. Mevzuatın bu bilimsel veriler ışığında güncellenmesi çağrısında bulunan Soyutürk, 1999 ve 2023 depremlerinden çıkarılacak en büyük dersin "zemin-yapı etkileşimini doğru kurmak" olduğunu ifade etti. Soyutürk, jeofizik mühendisliğinin sağladığı yeraltı haritalama ve analiz yöntemlerinin yasal bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini belirtti. KORKUTAN BENZERLİK Ayça Soyutürk, Bursa’nın deprem riskine dair kritik bir teknik karşılaştırma yaptı. Kentin yerel zemin koşullarının ve deprem anındaki davranış biçiminin, 6 Şubat felaketinde ağır yıkım yaşayan Hatay ile benzerlikler taşıdığına dikkat çeken Soyutürk, bu durumun ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı. Bursa’da zemin etütlerinin sadece yasal zorunluluğu yerine getirmek ya da asgari şartları kurtarmak için yapılmaması gerektiğini belirten Soyutürk, en yüksek bilimsel hassasiyetle yapılacak analizlerin hayati önem taşıdığını ifade etti. ‘HER VATANDAŞIN EN TEMEL HAKKI’ Soyutürk, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin acı hatırasını hatırlatarak, deprem kayıplarının bir "kader" değil, sistemli ihmaller zincirinin sonucu olduğunu vurguladı. Kaçak yapılaşma, plansız kentleşme ve zemin özelliklerinin göz ardı edilmesinin on binlerce cana mal olduğunu belirten Soyutürk; çözümün teknik, hukuki ve sosyal politikaların insan odaklı bir kararlılıkla uygulanmasında yattığını ifade etti. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğiyle yüzleşerek, bilimi merkeze alan bir yönetim anlayışının hayatiyetini savunan Soyutürk, güvenli yaşam hakkının her vatandaşın en temel hakkı olduğunun altını çizdi. Vatandaşların güvenli yapılarda yaşama hakkını savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Soyutürk, Deprem Haftası'nın sadece bir anma değil, bir ders çıkarma haftası olması gerektiğini ifade etti.

Deprem farkındalık haftasında yapı güvenliği vurgusu Haber

Deprem farkındalık haftasında yapı güvenliği vurgusu

İMSİAD ve İMSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, Türkiye’nin jeolojik yapısı gereği sürekli deprem riski altında olduğunu hatırlatarak, büyük afetlerde yaşanan kayıpların önemli kısmının insan kaynaklı ihmallerden kaynaklandığını söyledi. “Deprem bir doğa olayıdır; ancak yıkım ve kayıpların boyutu insan eliyle şekillenmektedir” diyen Demir, 1–7 Mart Deprem Farkındalık Haftası’nın sadece anma değil, toplumsal sorumlulukları gözden geçirme dönemi olduğunu ifade etti. YAPI GÜVENLİĞİ TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK Deprem riskinin yalnızca afet anına odaklanılarak ele alınamayacağını kaydeden Demir, sürecin planlama, tasarım, uygulama ve denetim aşamalarını kapsayan çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayarak, “Güvenli şehirler ancak doğru planlama, nitelikli yapılaşma ve güçlü denetim mekanizmalarıyla inşa edilebilir. Yapı güvenliği bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluktur” şeklinde konuştu. ESKİ YAPILAR VE RİSKLER Başkan Demir, özellikle eski ve mühendislik hizmeti almamış yapıların ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekerek, yapı stokunun büyük bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığını belirtti. Demir, “Riskli yapıların tespit edilmesi, güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin kararlılıkla yürütülmesi zorunludur” diyen Demir, yeni yapımda da projelendirme, malzeme ve işçilik kalitesine tam uyumun hayati önem taşıdığını kaydetti. DENETİM VE TOPLUMSAL BİLİNÇ Yapı denetim sisteminin yalnızca bürokratik bir prosedür olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Demir, kısa vadeli maliyet hesaplarının uzun vadede telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açtığını belirtti. Depreme dirençli şehirlerin teknik düzenlemelerin yanı sıra toplumsal bilinçle mümkün olacağını vurgulayan Demir, vatandaşların binaların durumu hakkında bilgi sahibi olması ve afet öncesi hazırlık kültürünün yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Demir, kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü iş birliğinin şart olduğunu ifade ederek açıklamasını şöyle tamamladı: “Depremle yaşamayı değil, depreme karşı hazırlıklı yaşamayı öğrenmek zorundayız. İMSİAD ve İMSİFED olarak güvenli yapılaşmayı savunmaya, deprem riskine karşı kalıcı çözümler üretilmesini desteklemeye ve kamuoyunu bilinçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Türkiye’de deprem farkındalığının artırılması, yapı denetimlerinin sıkı tutulması ve toplumsal bilinçle hareket edilmesi, kayıpları azaltmanın ve güvenli şehirler inşa etmenin temel şartı olarak öne çıkıyor.

Küçük sarsıntılar, büyük hasarlar: Doğu Karadeniz alarmda! Haber

Küçük sarsıntılar, büyük hasarlar: Doğu Karadeniz alarmda!

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’in depremselliğine ilişkin değerlendirmesiyle uzun süredir devam eden bir tartışmaya açıklık getirdi. Bektaş, kamuoyunda yaygın şekilde dile getirilen "Doğu Karadeniz sahili deprem üretmez" görüşünün gerçeği yansıtmadığını belirtti. Bektaş, Kandilli Rasathanesi’nin paylaştığı verilere dikkat çekerek, kıyı şeridinde 3 ve üzeri büyüklükteki depremlerin sıkça kaydedildiğini ifade etti. Bunun, bölgenin tektonik açıdan tamamen durağan olmadığını ve yer kabuğunda bir gerilim birikimi bulunduğunu ortaya koyduğunu belirtti. DOĞU KARADENİZ’DE ZEMİN GERÇEĞİ: YAMAÇLAR VE DOLGU ALANLARI RİSK ALTINDA Bektaş, deprem tehlikesinin sadece sarsıntının büyüklüğüne bakılarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Dolgu sahaları, gevşek alüvyon zeminler ve yamaç hareketlerinin, küçük ya da orta ölçekli depremlerde dahi hasarı büyütebileceğine dikkat çekti. Bektaş, bölgenin jeomorfolojik özelliklerine işaret ederek, dağların yükselmeyi sürdürdüğü Doğu Karadeniz’de kıyı yamaçlarının daha hızlı şekilde aşağı yönlü hareket edebildiğini söyledi. Bu sürecin zemin güvenliği üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguladı. “DEPREM ÜRETMEZ” REHAVETİNE KARŞI KRİTİK ÇAĞRI! Prof. Dr. Osman Bektaş, sağlam zemin etütleri ve dayanıklı yapılaşmanın hayati öneme sahip olduğunu belirterek, planlama süreçlerinin mutlaka bilimsel veriler ışığında yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Deprem gerçeğinin görmezden gelinmemesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, bölgenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak yapılaşma politikalarının şekillendirilmesinin önemine dikkat çekti. Bektaş, kamuoyunda yerleşen "deprem üretmez" düşüncesinin toplumda bir gevşemeye neden olabileceğini söyledi. Doğu Karadeniz kıyılarında da deprem riskinin göz ardı edilmemesi ve gerekli önlemlerin ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

MAG-DER Başkanı Yusuf Yumru: ‘Gemlik dirençli şehir olmalı’ Haber

MAG-DER Başkanı Yusuf Yumru: ‘Gemlik dirençli şehir olmalı’

MAG-DER İl Başkanı Yusuf Yumru, Bursa Gemlik’in deprem riskine karşı kırılgan bir yapı stokuna sahip olduğunu belirterek, ilçede yalnızca “kentsel dönüşüm” ile yetinilmemesi gerektiğini ifade etti. Yumru, “Sadece betonarme yenilemek çözüm değil. Afet anında çalışacak bir şehir kurgulamazsanız, dönüşüm eksik kalır” dedi. Yumru, ilçedeki zemin yapısı, eski bina yoğunluğu ve yapı yoğunluğunun yüksek olduğunu, deprem risk sıralamalarında Gemlik’in üst basamaklarda yer aldığını kaydetti. Önceki dönemde ödül almış kentsel dönüşüm planının revizyona sokulması ve yeniden ihale sürecine girmesinin ise ilçeye en az 2–3 yıl kaybettirdiğini söyledi. AFET ÖNCESİ HAZIRLIK VE KAYNAK KULLANIMI Yumru, afet yönetiminde önleyici yaklaşımın önemine dikkat çekerek, deprem sonrası harcanan kaynakların afet öncesi risk azaltımına yönlendirilmesi halinde şehirlerin güçlendirilebileceğini ifade etti. “Afetin gerçekleşmesinden sonra kenti ayağa kaldırmak için harcanan bütçeyle, bugün yapı stokunu güçlendirmek ve acil durum kapasitesini artırmak mümkün” değerlendirmesinde bulundu. SANAYİ YOĞUNLUĞU VE İKİNCİL RİSKLER Gemlik’in yalnızca konut stokuyla değil, organize sanayi bölgelerinin yoğunluğu ile de deprem riski taşıdığına dikkat çeken Yumru, sanayi tesislerinde oluşabilecek yangın, patlama ve çevresel risklerin olası bir depremde krizi katlayacağını söyledi. “Ekonomik üretim önemli; ama yüksek riskli bir deprem bölgesinde sanayi yoğunluğunu artırırken güvenlik katsayısını da yükseltmek zorundasınız” dedi. BÜROKRASİ VE YEREL YETKİLENDİRME SORUNLARI Yumru, Büyükşehir yasasının küçük ilçelerde kentsel dönüşümü kısıtladığını, planlama ve onay süreçlerinin çok katmanlı olmasının hızlı müdahaleyi engellediğini ifade etti. İlçe belediyelerinin finansman ve uygulama noktasında daha fazla yetkilendirilmesi gerektiğini belirtti. RIZA SÜRECİ EKONOMİK VE PSİKOLOJİK BOYUT TAŞIYOR Kentsel dönüşümde vatandaşın ikna edilmesinin ekonomik kaygılar ve mülkiyet alanının daralması nedeniyle zorlaştığını aktaran Yumru, devletin finansman desteği, kira yardımı ve sosyal konut gibi modellerle sürece dahil olmasının güveni artıracağını söyledi. “Devlet el atarsa vatandaş daha kolay ikna olur. Güvence ve sürdürülebilirlik algısı oluşur” dedi. Yumru, Gemlik’te direnci artıracak bütüncül şehir planlamasının yalnızca teknik değil, siyasi ve idari irade meselesi olduğunu vurgulayarak, kentsel dönüşümün sosyo-ekonomik boyutlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.