Bursa’nın yaşayan mirası Han 1426 tarihi izleriyle zamana meydan okuyor
Bursa’nın yaşayan mirası Han 1426 tarihi izleriyle zamana meydan okuyor
Bursa’nın tarihi mirasları arasında özel bir yere sahip olan Han 1426, yaklaşık 600 yıllık geçmişiyle dikkat çekiyor. Osmanlı Sultanı II. Murad döneminde inşa edilen yapı, imaretten restorana uzanan yolculuğuyla hem tarih hem de kültür turizmine katkı sağlamaya devam ediyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.05.2026 09:11
Haber Güncellenme Tarihi: 15.05.2026 09:11
Muhabir:
Nagihan ER
Bursa’nın en önemli tarihi yapılarından biri olan Han 1426, 1425-1426 yılları arasında Osmanlı Sultanı II. Murad tarafından inşa ettirildi. İlk kullanım amacı ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtılan bir imaret olan yapı, Osmanlı’nın sosyal devlet anlayışını yansıtan erken örnekler arasında yer alıyor.
Günümüzde ise tarihi dokusu korunarak restoran olarak hizmet veriyor ve ziyaretçilerini yüzyıllar öncesine götüren bir atmosfer sunuyor.
MİMARİ YAPISI VE DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR
Han 1426, dönemin mimari özelliklerini günümüze taşıyan özgün yapısıyla öne çıkıyor. Geniş giriş kapısı ve cephede yer alan beş yuvarlak kemerli pencere yapının en dikkat çekici unsurları arasında bulunuyor.
Duvarlarında bir sıra tuğla ve bir sıra moloz taş kullanılması, kuzey bölümünün kubbeyle örtülü olması yapının özgün mimarisini ortaya koyuyor. İç mekânda yer alan büyük fırınlar, yağ küpleri ve gıda depolama alanları ise dönemin mutfak kültürüne ışık tutuyor.
BALMUMU İLE KORUNAN 600 YILLIK DEPOLAR
Yapı içerisindeki depoların önemli bir bölümünün balmumuyla kaplı olduğu belirtiliyor. Bu özel teknik sayesinde gıdaların uzun süre korunması amaçlanırken, Osmanlı dönemindeki gelişmiş saklama yöntemleri de günümüze taşınmış oluyor.
Uzmanlara göre bu sistem, dönemin gıda muhafaza teknolojisini anlamak açısından büyük önem taşıyor ve hanın en dikkat çekici bölümleri arasında yer alıyor.
“SES PERDESİ” GÖREVİ GÖREN TARİHİ ÇEŞME
Han içerisinde bulunan çeşme, yalnızca mimari bir unsur olmanın ötesinde tarihi bir rivayeti de beraberinde getiriyor. Söylentilere göre bu çeşme, devlet erkânının önemli görüşmeleri sırasında konuşmaların dışarıdan duyulmaması için “ses perdesi” görevi görüyordu.
Su sesinin oluşturduğu doğal gürültü ile gizliliğin sağlanmaya çalışıldığı ifade ediliyor.
BİZANS İZLERİ VE TARİHİ SÜTUN
Yapı içerisinde yer alan yaklaşık 600 yıllık kitabe, hanın tarihine ışık tutan önemli unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca Bizans döneminden kaldığı düşünülen ve yaklaşık bin yıllık olduğu tahmin edilen bir sütun da yapının içinde yer alıyor.
Bu sütunun, hanın inşası sırasında temeli güçlendirmek amacıyla kullanıldığı belirtiliyor. Böylece yapıda hem Osmanlı hem de Bizans dönemine ait izler bir arada görülebiliyor.
RESTORASYONLA YENİDEN HAYAT BULDU
Yıllar içinde yıpranan tarihi yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek yeniden ayağa kaldırıldı. Restorasyon çalışmalarının ardından işletme hakkı özel bir girişimciye kiralanan han, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor.
Ziyaretçiler, tarihi atmosfer içerisinde geleneksel Türk mutfağının lezzetlerini deneyimleme fırsatı buluyor.
BURSA’NIN KÜLTÜREL MİRASINDA ÖZEL BİR YER
Han 1426, taş duvarları, tarihi mimarisi ve yüzyıllardır ayakta kalan yapısıyla hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan kültürel mirasını yansıtan yapı, aynı zamanda sosyal yardım geleneğinin de yaşayan bir örneği olarak kabul ediliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’nın yaşayan mirası Han 1426 tarihi izleriyle zamana meydan okuyor
Bursa’nın tarihi mirasları arasında özel bir yere sahip olan Han 1426, yaklaşık 600 yıllık geçmişiyle dikkat çekiyor. Osmanlı Sultanı II. Murad döneminde inşa edilen yapı, imaretten restorana uzanan yolculuğuyla hem tarih hem de kültür turizmine katkı sağlamaya devam ediyor.
Bursa’nın en önemli tarihi yapılarından biri olan Han 1426, 1425-1426 yılları arasında Osmanlı Sultanı II. Murad tarafından inşa ettirildi. İlk kullanım amacı ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtılan bir imaret olan yapı, Osmanlı’nın sosyal devlet anlayışını yansıtan erken örnekler arasında yer alıyor.
Günümüzde ise tarihi dokusu korunarak restoran olarak hizmet veriyor ve ziyaretçilerini yüzyıllar öncesine götüren bir atmosfer sunuyor.
MİMARİ YAPISI VE DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR
Han 1426, dönemin mimari özelliklerini günümüze taşıyan özgün yapısıyla öne çıkıyor. Geniş giriş kapısı ve cephede yer alan beş yuvarlak kemerli pencere yapının en dikkat çekici unsurları arasında bulunuyor.
Duvarlarında bir sıra tuğla ve bir sıra moloz taş kullanılması, kuzey bölümünün kubbeyle örtülü olması yapının özgün mimarisini ortaya koyuyor. İç mekânda yer alan büyük fırınlar, yağ küpleri ve gıda depolama alanları ise dönemin mutfak kültürüne ışık tutuyor.
BALMUMU İLE KORUNAN 600 YILLIK DEPOLAR
Yapı içerisindeki depoların önemli bir bölümünün balmumuyla kaplı olduğu belirtiliyor. Bu özel teknik sayesinde gıdaların uzun süre korunması amaçlanırken, Osmanlı dönemindeki gelişmiş saklama yöntemleri de günümüze taşınmış oluyor.
Uzmanlara göre bu sistem, dönemin gıda muhafaza teknolojisini anlamak açısından büyük önem taşıyor ve hanın en dikkat çekici bölümleri arasında yer alıyor.
“SES PERDESİ” GÖREVİ GÖREN TARİHİ ÇEŞME
Han içerisinde bulunan çeşme, yalnızca mimari bir unsur olmanın ötesinde tarihi bir rivayeti de beraberinde getiriyor. Söylentilere göre bu çeşme, devlet erkânının önemli görüşmeleri sırasında konuşmaların dışarıdan duyulmaması için “ses perdesi” görevi görüyordu.
Su sesinin oluşturduğu doğal gürültü ile gizliliğin sağlanmaya çalışıldığı ifade ediliyor.
BİZANS İZLERİ VE TARİHİ SÜTUN
Yapı içerisinde yer alan yaklaşık 600 yıllık kitabe, hanın tarihine ışık tutan önemli unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca Bizans döneminden kaldığı düşünülen ve yaklaşık bin yıllık olduğu tahmin edilen bir sütun da yapının içinde yer alıyor.
Bu sütunun, hanın inşası sırasında temeli güçlendirmek amacıyla kullanıldığı belirtiliyor. Böylece yapıda hem Osmanlı hem de Bizans dönemine ait izler bir arada görülebiliyor.
RESTORASYONLA YENİDEN HAYAT BULDU
Yıllar içinde yıpranan tarihi yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek yeniden ayağa kaldırıldı. Restorasyon çalışmalarının ardından işletme hakkı özel bir girişimciye kiralanan han, günümüzde restoran olarak hizmet veriyor.
Ziyaretçiler, tarihi atmosfer içerisinde geleneksel Türk mutfağının lezzetlerini deneyimleme fırsatı buluyor.
BURSA’NIN KÜLTÜREL MİRASINDA ÖZEL BİR YER
Han 1426, taş duvarları, tarihi mimarisi ve yüzyıllardır ayakta kalan yapısıyla hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan kültürel mirasını yansıtan yapı, aynı zamanda sosyal yardım geleneğinin de yaşayan bir örneği olarak kabul ediliyor.
Kaynak: Nagihan ER
Son Haberler
Bursa Büyükşehir Meclisi’nde yeni görevlendirmeler duyuruldu
Türkiye’nin 4 aylık kaza bilançosunda 567 can kaybı: Bursa’da 14 ölü
Bursa’nın yaşayan mirası Han 1426 tarihi izleriyle zamana meydan okuyor