Birkaç hafta önce feribotla karşı kıyıya geçerken gün batımına denk geldim. O muazzam manzaranın ve renklerin içinde kayboldum. Renklerin içinde kaybolurken zamanın durduğu anlardan biriydi. Gerçek olanla yüzleşmem de çok uzun sürmedi. İki ayrı iskele varlığıyla hemen kendini hatırlattı. Dünya yolculuğundaki olan bizler gibi biri arkamızda bıraktığımız başlangıç noktamız diğeri ise kaçılmaz menzil. Etrafımız sularla dolu inmek istesek inemediğimiz bir gemi gibi bu dünya yolculuğu. Başladığımız iskeledeki görüntü her geçen gün uzaklaşmakta. Gördüğümüz manzara her geçen gün değişmekte. Gecesi gündüzü mevsimleri yağmuru güneşi birçok etkenle yol alıyoruz. Bize eşlik eden yakınlarımız, gemimizde bulunan diğer insanlar ortak kullanım alanlarımız kişisel alanlarımız hepsi dünya yolculuğumuzla benzerlik göstermekte. Başlangıç noktamızdaki bakış yönümüz ve bu aralıktaki açımızla her gördüğümüze, yaşadığımıza “tanımlar” belirleyip yol alıyoruz. Bu aralığı genişletmek ve daraltmak tamamen bizim elimizde. Buna en güzel yakışacak kelimeler bolluk ve kıtlık olduğunu düşünenlerdenim. Ne kadar bolluk içindeysek bakış açımızı ve aralığımızı genişletiriz. Tanımlarımızı sınırlı tutup alternatifleri açık olmuyorsak bizim fikir bolluğuna gelemediğimizin sonucudur. Fikir bolluğu için mücadele edebilme gayretimiz bizi ileriye taşıyacak gibi duruyor. Farklı kültürlere farklı olana açık olup saygı duymak mücadelemizin en temel parçası.
Bu tanımların üzerinde durmak istiyorum. Elmayı hepimiz meyve olarak biliyor ona göre tüketiyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki elmanın tatlısını yapan birileri var. Bir başkasının elma sirkesi yaptığını öğreniyoruz. Elmadan şerbet yapan birileriyle çok geç tanışmışız oluyoruz. Elmanın diğer olasılıklarını hayata geçiren insanların varlığı bizi zenginleştiriyor. Her bir bireyin bir olasılığı hayata geçirmesi gibiyiz hayatta; Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var. “Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.” Var olmaya çalıştığımız bu dünya gemisinde kendi olasılığımızı yaşayanlarız. Kendi seçtiklerimiz dışında gemimizin bize sunduklarından kaçamadığımız da aşikar. Bu zorunlu rotada denk geldiğimiz her bireyin yolculuğu kendine has gayreti kendi kalbinde barındırarak yol alıyor. Kelimelere verdiğimiz tanım ise her an güncellenmeye açık. Bu arada elma kurusu da fena değil tavsiye ederim. Nasıl ki meyvenin birçok tanımı varsa her duygunun her yaşanılan olayın bizde bir karşılığı var. Bilmeliyiz ki anlamı bize göre değişkenlik gösterecek. Başlangıç noktasında yaşadığımız hadise bizde derin izler bırakıp acı verirken, yolun yarısında geldiğimizde yaşadığımız olayın tanımı değişip bizi koruyan bir kalkan vazifesi olmaya açık olacak. Yolculuk devam ederken yaşadıklarımıza bu şekilde bakmayı öğrenmekte bir seçenek. Seçeneklerini çoğaltmayı ne dersin?
Bu sezonun son yazısını okumuş bulunmaktasın sevgili okurum. Bu yolculukta beraberce yol almak çok keyifliydi.
Yaz ayının bize sunduğu bolluğu bereketi en güzel şekilde yaşamanı dilerim. Fikir zenginliğini de hissetmen ve hayatına geçirmen umuduyla. Ruhumuza ekilecek olan kelime tohumlarının bir sonraki vakti sonbahar. Sonbaharda görüşmek üzere...