Kendi yönünü, niyetini ve hedefini belirleyen Emir Sultan Hz. Anadolu’ya doğru hicret ederken, Medine'de tanıştığı 3 genç de bu hicret kafilesine dahil olur. Öncelikle Kudüs’e sonra Bursa’ya varırlar. Gördüğü rüyayı emir olarak görüp yola çıkan ve onun peşinden gelenlere der ki: “Hadi ben gördüğüm rüyanın hikmetinin peşindeyim, ya siz neyin peşindesiniz a kuzularım?” diyerek genç yaşta olduklarını belirtir.
Biri, sırrın peşinden giderken diğerleri sadece hak yolunun yolcularıdır. Kendisine verilen emri yerini getiren Emir Sultan Hz. bir yanda, diğer tarafta ise birliğin getirdiği huzuru yaşayıp devam ettirme peşinde olan dervişlerdi. Bugün yolumuz biraz tepelerde, yol yokuş yukarı gibi gözükse de vardığımız nokta sanki sıratı müstakim, hissedilen tek şey de sadece huzur.

Keşiş Dağı diye bilinen Bursa’nın manevi bekçilerinin bulunduğu mevkideyiz, Üç Kuzular ve Yediler’in huzurundayız.
Buraya gelmek isteyen bir arkadaşımla belirli bir yere kadar arabayla gelip sonrasında yürüyüp gelmiştik. Kestirme olan dar sokaklardan geçerken mahalle kültürünün yaşandığı yerlerin yaşanmışlıkların arasından geçiyorduk. Bana söylediği tek şey, “Sanki zamanda yolculuk yapıyor gibiyim. Plazaların sitelerin içinden buraya gelmek, dokusunu kaybetmeyen yerlerin içinden geçmek samimi bir hayatın hala devam ettiğini gösteriyor, ruhuma çok iyi geldi.”

Sadece durup tepeden şehre öylece baktık ikimiz de. Ne çok yaşanmışlığım var. İlkokulumu görüyorum, eve giderken kullandığım yolu da... Ortaokulum da orada parkın içinden geçerek eve ulaşan o minik kızın yürüyüşünü anımsadım. Lisede okulu kırıp sinemaya gidişlerimiz. Bu yoldan kaç defa geçtim kim bilir? Her geçtiğimde hissettiklerim birbirinden farklı. Kaç farklı ‘Seda’ görüyorum. Her biri ben ama her biri de ben değil gibi değişim içinde, bazen mutluluktan uçuyor bazen de çıkışı bulamayıp dolanıp duruyor. Fırsatını bulduğumda buraya gelip şehrin çehresini seyrederim. Tepeden her halimi görüp, kendi hallerime bakıyorum. Şehrin çehresi de değişiyor, genişliyor farklılaşıyor. Bir zamanlar Buhara’dan esen manevi rüzgarın Bursa’da kök salıp kadim kentin ruhunu oluşturmuş olup bu zamana kadar dönüşümü ne çok yaşanmışlık var.
Bugünün modern insanı ise kendi ruhunu bulamayışının sancılarını çekiyor. Azımsanmayacak kadar kalabalığız ama ruhunla yol alan insan çok azınlıkta. Çokların içinde kaybolduk. O zamanlar az olup ulaşmakta zorluk çekilen bilgi, şu an ise hızla erişilen çöplük gibi yığınla kirli bilgiler. Her gün birileri kayboluyor bu çoklukta, zehirleniyor kirli bilgilerden.
Emirsultan Hz. peşinden gelip onun hali ve maneviyatıyla pişip çoğalan manevi bir ocağın közleriydi Üç kuzular. Tepeden bakmak arkadaşımla bana iyi geldi. Biz çay molası verip hissettiklerimiz üzerinde derinleşirken, haftaya Üç Kuzular ve Yediler’in hikayesini kaldığım yerden devam ediyor olacağım.