Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Acele bacının hikayesi

Yazının Giriş Tarihi: 27.09.2025 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.09.2025 09:05

Çakır Hamam’dan Tahtakale’ye doğru çıkarken sağ taraftaki surların altındaki binaların yokluğu epey fark ediliyor. Binalar kayma nedeniyle risk altında olduğu için bilinçli bir şekilde boşaltılıp yıkımı yapılmış. Şehrin sıkışık hali üst üste yapıların yanında bir anda boşluk bir arazi, tepedeki surlarla dikkat çekici. Yaşanmış binalar, her yerinde anı olan yapılar ekmek kapısı dükkanlar şimdi ise yoklar. Biz biliyorduk ama bizden sonrakiler orada bulunan binaların olduğunu yaşanmışlığı ancak fotoğraflardan bilecekler. Kimi sabah okula giderken simit aldığı fırını hatırlayacak. Kimi de komşusunun ne kadar gürültü yaptığını. Bende yürürken iki kişinin zor geçtiğini hatırlayacağım.

Bursa’da yaşamış ve Bursa’ya değer katmış yakın geçmişteki insanlarıyla her sokağında farklı tarihi dokusuyla güncellenen haliyle bildiğimiz bilmediğimiz anılarla siz okurlarla birlikte gezintiye çıkacağız. Benim gözümden yansımaların olduğu şahsi yorumlarımı da kattığım bazen de yorumu karşılaştıklarıma bıraktığım bir gözlem olacak. İlk durak Tahtakale’de bulunan Hacı Sevinç Mescidi ve yanındaki Acele Bacı Kabri.

Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılan bir mescit. Başçı Hacı Sevinç adında bir tüccar tarafından yaptırılmış. Bahçesinde Helvacı Bacı’nın hikayesi yazmakta. Tüccar hacca gittiği zaman hanımı evde helva pişirirken gönülden istediği duanın kabul olmasını anlatıyor. Helvayı pişerken “efendi çok severdi helvayı” demesiyle evdeki çalışan kız bir tabağa koyup “ağız tadıyla yesin.” demiş. Tabak hacdan gelen eşyaların içinden çıkınca bacının kerameti ortaya çıkar. Çalışan kız bu olaydan sonra Helvacı Bacı olarak çağrılmış. Oradaki kabir ona mı ait bilemiyoruz? Acaba bir kadın mescidin hemen yanına defnedildi mi dersiniz? Rivayetler iki yönlü hacca giden tüccarın kabri ya da Acelece Bacı’nın kabri olduğu yönünde.

Şu zamanda bile kadınların varlığından rahatsız olan egemenlik kurmak isteyen bir sistemin içinde biz kadınlar çırpınıyoruz. Öğrenci olduğumuzda da çalışma hayatımızda da hep bir forma sokulmaya çalıştık. Dışlanan ve ötekileştirilen kadınlar, önceden de vardı şimdi de var. O dönemlerde yapılan bir mescit. Başkası için içtenlikle edilmiş bir dua “helvayı çok severdi olsaydı da yeseydi” söylenen bir söz ve kabul olan bir dua.

Hikayesi anlatılıp ritüelleri hala yapılmakta. Cuma günü, cuma namazından önce evde dualar eşliğinde helva kavrulur eve gelenler helvadan yer ve dileğini içlerinden geçirir. Kim niyet ettiyse üç Cuma bu ritüeli devam ettirir. İçtenlikle başkasının iyiliği için edilen duanın kabulünü görmekteyiz. Bazen umutsuz ve çaresizlikle ya da bilgi eksikliğinden kaynaklanan sapmaların sonucu kabri kutsamak ilahlaştırıp amacının dışına çıkmak mum dikmek gibi ritüeller sonradan sokulan hurafeler de oluşmuş. Gözlemlerim sonucu ziyaret edenlerin daha bilinçli ve farkındalıklı olduğunu da fark ettim. Bu tarz eylem yapan ya da daha önceden kalan somut bir örnek yoktu etrafta. Her zamanki gibi kadim türbedarlar vardı. Uyuyan bir kaç kedi. Yazıyı okuyan merakla etrafa bakan bir kaç kişi ve ruhuna Fatiha okuyanlar.

Aklıma ortaokul yıllarımda yaşadığım bir anı geldi. Anneme anneler günü hediyesi alırken kasada paramın yetmediğini gören arka sıradaki kadın eksik kalan kısmını ödemişti. Benim acele bacım da sanırım o kadındı. Başkasının mutluluğuna aracı gelen Hızır gibi yetişen. Şimdiki dileklerin hayallerin diğerlerinden üstün olma, markalı yerlerde olma ve amacı büyüklenme yönünde olunca zamanla insanların arzularının yaşama verdiği anlamın sadece gösteriş üzerine olduğunu görmekteyiz. Bir sonraki durağım tamamen sezgisel ve olağan olduğu için haftaya benimde merak ettiğim yerle devam ediyor olacağım. Keyifli hafta sonları dilerim.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.