["Üç F" (Fado, Fiesta, Futbol) taktiği]
Bir toplumun geleceği, stadyumların doluluğuyla değil, kütüphanelerin, laboratuvarların ve huzurlu aile sofralarının bereketiyle ölçülür. Ancak bugün geldiğimiz noktada, ülkemizin yarınlarını inşa edecek olan genç neslin; alın teri dökmeden kazanma hırsı, sanal dünyaların afyonu ve "endüstriyel futbol"un gürültüsü arasında adeta boğulduğunu üzülerek müşahede ediyoruz.
Bir eğitimci gözüyle baktığımızda; maneviyata, üretime, kadim değerlere ve köklü aile yapımıza zerre katkısı olmayan, aksine kitleleri uyuşturan bir "eğlence sektörünün" devlet imkanlarıyla devasa boyutlarda fonlanması, artık sadece bir spor tercihi değil, ciddi bir sosyal maraz halini almıştır.
Geçmişin baskıcı rejimlerinin kitleleri yönetmek için kullandığı o meşhur taktik, bugün modern dünyanın makyajlı yüzüyle karşımızda: Futbol ile uyut, festival ile oyala, fantezi dünyasıyla gerçeklerden kopar! Sonuç mu?
*Ekonomik ve Psikolojik Tahribat: Kolay yoldan zengin olma hayaliyle yanan, üretemediği için tüketen, tükettikçe de madde bağımlılığının veya sanal kumarın pençesine düşen bir gençlik.
*Adli Vakalar ve Şiddet: Suç oranlarındaki korkutucu artış, sokaklardaki güvensizlik ve psikiyatri polikliniklerindeki doluluk oranları, toplum ruh sağlığının alarm verdiğinin en somut kanıtıdır.
*Aile Kurumunun Çöküşü: Boşanma oranlarının Avrupa seviyelerine ulaşması ve aile içi huzursuzluklar, toplumun en küçük yapı taşının çürüdüğünü göstermektedir.
Maalesef ne iktidar ne de muhalefet cephesinde bu yangını söndürecek gerçek bir "reçete" göremiyoruz. Bir millet, adeta kanser hücresi gibi yayılan bu kültürel yozlaşma ile günden güne erirken; sorumluluk makamındakilerin enerjilerini ve kaynaklarını sadece günü kurtaracak popülist hamlelere harcaması büyük bir talihsizliktir.
Sormak Lazım: Eğer bu oyalama ve uyuşturma alanlarına harcanan enerjinin, maddi kaynağın ve ilginin onda biri; gerçek anlamda eğitime, üretim ahlakına ve sağlam aile temellerine harcansaydı, bugün böylesine karamsar bir tabloyla karşı karşıya kalır mıydık?
Gençliğini sporun sadece "izleyicisi" ve "tüketicisi" yapan, kadim değerlerini sahanın dışında bırakan bir milletin istikbali karanlıktır. Futbolun bir spor dalı olmaktan çıkıp, toplumu asıl meselelerinden koparan bir "sosyal uyuşturucu" haline getirilmesi, artık bir beka sorunudur.
Devletimizin bu gafletten acilen uyanması; gençlerimizi tribünlerin gürültüsünden, sosyal medyanın girdabından çekip alarak, onları üretimin, ilmin ve ahlakın merkezine yerleştirecek radikal kararlar alması şarttır. Unutulmamalıdır ki; kale direkleri arasına sıkıştırılmış bir başarı, bir milletin kaybettiği ahlaki ve kültürel değerleri geri getirmeye yetmeyecektir.
Uyanmak için daha neyi bekliyoruz?