Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Duvarlardaki fotoğraflardan biri olmamak: Sayın Bakan’a "Aslımıza Rücu" çağrısı

Yazının Giriş Tarihi: 01.05.2026 07:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.04.2026 15:06

Siyaset sahnesi, ardında derin izler bırakanlarla, sadece görev süresini tamamlayıp makam odalarındaki fotoğraf karelerine hapsolanların sessiz geçit törenidir. Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin için bugün, o fotoğraf karelerinden taşacak, tarihin sayfalarına "eser" olarak kazınacak bir yol ayrımındayız. Eğitimde ikinci dönemini yaşayan Sayın Bakan’a hatırlatmak gerekir: Makamlar geçici, mühür emanet, lakin sorumluluk bakidir.

"PLASTİK ELBİSE" TEŞHİSİ VE SİSTEMİN ÇIKMAZI!

Bugüne kadar eğitim sistemimizin röntgenini çeken nadir çalışmalardan biri olan Bartın Üniversitesi’nin "Türk Eğitim Sistemi ve Demokratikleşme" araştırmasındaki o müthiş tespit, aslında her şeyi özetliyor:

"Türk eğitim sistemi plastikten yapılmış bir elbiseye benzetiliyor ve bütün bir milleti buradan geçiriyorlar; uymayanların da uzuvlarından kesiliyor!"

Bu teşhis, sistemin nasıl bir "tek tipleştirme" ve "yabancılaştırma" makinesine dönüştüğünün en acı kanıtıdır. Esnemeyen, ruhu sarmayan, fıtrata uymayan bu plastik elbise, çocuklarımızın manevi azalarını budamaktadır. Sayın Bakan; vicdanın sesini susturmak için tribünlere arz edilen pansuman tedbirler, bu plastik elbiseyi ipekten bir kaftana dönüştürmez. Bizim evlatlarımıza uzatılan bir "simit" değil, onları fırtınalı denizlerde kıyıya ulaştıracak bir iman pusulası lazımdır.

GÜLİSTAN DOKU BİR POLİSİYE VAK'A MIDIR?

Bakınız, Tunceli’de kaybolan evladımız Gülistan Doku hadisesi, meseleyi sadece "adli bir dosya" olarak görenlerin alicenaplık oyununu bozmaktadır. Gülistan; Anadolu’nun bağrından, muhafazakâr ve inançlı bir aile ikliminden gelmişti. Ancak eğitim adı altındaki o devasa çarkın içine girdiğinde, ne yazık ki köklerinden ve onu ayakta tutacak manevi zırhlarından mahrum bırakıldı.

Anadolu’nun tertemiz çocuklarını alıp, onlara kendi değerlerini "yabancı" gibi sunan veya onları manevi bir boşluğun kucağına iten bu sistemi sorgulamadan gerçek bir çözüme ulaşamayız. Bir genç, ailesinin ve inancının değerlerinden kopup savruluyorsa, bu durum polisiye bir vak'adan önce bir eğitim zafiyetidir. Neden üniversitelerimiz bu "yabancılaşma" üzerine daha fazla derinlemesine araştırma yapmaz? Türk milleti üzerine serpilen bu ölü toprağını kim kaldıracaktır?

İSTİKBAL VE İSTİKLAL İÇİN "ASLA" DÖNÜŞ!

Neden çekiniyoruz? Osmanlı’nın o muazzam maarif sisteminde ruh bulmuş; Tefsir, Hadis, Kelam, Adab-ı Muaşeret, İlmihal ve Siyer...gibi derslerin müfredatta hak ettiği yeri alması bir tercih değil, bir istiklal meselesidir. Bu dersler, Gülistanların kendi aslına tutunması, modernizmin dehlizlerinde kaybolmaması için birer can simididir.

İZZETLİ BİR VEDA İÇİN

Mehmet Akif Ersoy’un o meşhur feryadıyla sesleniyoruz: "Yok mu kurtaracak bahtı kara maderini?"

Sayın Bakan; yarın bu görevden ayrıldığınızda halkın ve şüheda ecdadımızın sizi alkışlamasını istiyorsanız, gidişinizin izzetli ve hamiyetli olmasını arzuluyorsanız, fabrika ayarlarımıza dönmek zorundasınız. Müfredata bu toprakların mayasını çalın ki, milletin gönlüne çekilmiş olasınız. Aksi halde tarih, sadece cesaretle imza atanları yazar; "ne derler" diye çekinenleri değil.

Haydi Sayın Bakan; kendimize, aslımıza, bizi biz yapan o büyük ruha rücu edelim!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.