Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bayramın Hakiki Sururu: İttihad-ı İslam

Yazının Giriş Tarihi: 20.03.2026 06:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 17:07

Ramazan-ı Şerif’in feyziyle ruhların arındığı, sabır ve şükürle harmanlanan bir ayı geride bırakırken, bizi birbirimize bağlayan en kavi bağlardan biri olan bayrama kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Bayramlar, fertler arasındaki soğuk rüzgârların dindiği, küskünlüklerin yerini kucaklaşmalara bıraktığı mübarek zaman dilimleridir. Ancak bu yıl, ferdi musalahaların ötesinde, topyekûn bir ümmetin "barışmasına" ve "buluşmasına" her zamankinden daha fazla muhtacız.

İslam'ın perspektifinden baktığımızda, müminler arasındaki bağların sadece bir gelenek değil, mimari bir zorunluluk olduğunu görürüz. Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, "Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adavet; ne kadar hakikate muhalif, ne kadar mazarratlı olduğunu" idrak etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Şahsi dargınlıkları bir kenara bırakabildiğimiz bu bayram sabahında, neden aynı iradeyi İslam coğrafyasındaki parçalanmışlıkları bitirmek için de göstermeyelim?

Bugün İslam dünyasının maruz kaldığı acımasız savaşlar ve kuvvete dayanan zulümler, ancak "İttihad-ı İslam" zemini üzerine inşa edilecek bir kale ile durdurulabilir. Gücün hakka üstün gelmeye çalıştığı bu devirde, dağılmış tesbih taneleri gibi ayrı durmak, sadece zayıflığı davet eder. Oysa yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu hakikati Enfal Suresi’nde bizlere bir emir ve strateji olarak sunmaktadır:
"Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız..." (Enfal, 46)

Ayet-i kerime gayet sarihtir: İhtilaf zayıflıktır, birlik ise kuvvettir. Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki suni sınırları kalben aşması, siyasi ve ekonomik bir dayanışma tesis etmesi artık bir tercih değil, varlık yokluk meselesidir. Bir binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmiş bir İslam dünyası, zulmün ve haksızlığın karşısında en sarsılmaz settir.

Bayramlar, sadece şekerlerin paylaşıldığı günler değil, dertlerin de paylaşıldığı ve çözüm iradesinin tazelendiği dönüm noktaları olmalıdır. Bizler bugün komşumuzla helalleşirken, aslında ümmetin diğer fertleriyle de ortak bir kader birliğinde olduğumuzu hatırlamalıyız. Maddi ve manevi bayramı tam manasıyla yaşamak; Filistin’den Doğu Türkistan’a, mazlum coğrafyaların gözyaşının dindiği, İslam’ın izzetinin birlik potasında yeniden parladığı günleri görmekle mümkündür.

Bu bayramın, aramızdaki tüm husumetleri bitirmeye ve büyük "İslam Kardeşliği" idealini kalplerimizde yeniden yeşertmeye vesile olmasını dilerim.
Bayramımız mübarek olsun.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.