Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Trafikteki zorbalık medeniyetin iflasıdır

Yazının Giriş Tarihi: 22.02.2026 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 15:12

Direksiyon başına geçtiği anda kendini hukukun, ahlakın ve vicdanın üstünde gören bir tip var bu ülkede. Korna çalındı diye araçtan inen, yolu kesen, cam yumruklayan, küfür savuran… Trafiği bir ulaşım alanı değil, egosunu tatmin ettiği bir arena sanan bu zihniyet artık münferit değil; sistematik bir çürümenin dışavurumu.

Trafikte araçtan inmek bir refleks değil, bir karakter beyanıdır. O an araçtan inen kişi aslında şunu söyler: “Ben birlikte yaşama kültürünü reddediyorum.” Çünkü trafik dediğimiz şey, modern toplumun en somut sözleşmesidir. Işıklara uymak, şeritte kalmak, yaya geçidinde durmak; bunlar sadece kural değil, birbirimizin hayatına duyduğumuz saygının ifadesidir. Bu saygıyı hiçe sayan, aslında toplumsal sözleşmeyi yırtıp atan kişidir.

Vandalizm sadece duvara yazı yazmak değildir. Vandalizm, bir başkasının yaşam hakkını tehlikeye atmaktır. 120 ile şehir içinde makas atan, ambulansa yol vermeyen, öfkeyle fren yapan herkes potansiyel bir yıkımdır. Bu insanlar kaza yaptığında “bir anlık sinir” der geçeriz. Oysa o anlık sinir, yıllarca beslenmiş bir sorumsuzluğun sonucudur.

Felsefi olarak mesele basittir: Özgürlük, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Trafikte bunu kabul etmeyen kişi özgürlük değil, tahakküm peşindedir. Kendi hızını, kendi öfkesini, kendi egosunu toplumun güvenliğinin önüne koyan biri, medeni değil, ilkel bir refleksle hareket eder. Direksiyon başındaki maganda, aslında içindeki denetimsizliği dışarı kusar.

Elbette kanun gereklidir. Caydırıcı cezalar, ehliyet iptalleri, ağır yaptırımlar şarttır. Ancak sadece ceza yetmez. Çünkü sorun sadece hukuki değil, kültüreldir. Bu karakterler, “erkeklik” adı altında öfkeyi yücelten, kabalığı güç sanan bir çevreden beslenir. Onları üreten sadece direksiyon değil, alkışlayan bir arka plandır.

Bu yüzden toplumsal yaptırım şarttır. Alkışlamayacağız. “Helal olsun.” demeyeceğiz. Araçtan inip kavga çıkaranı kahramanlaştırmayacağız. Aksine, dışlayacağız. Çünkü toplum, hangi davranışı ödüllendirirse onu çoğaltır. Trafikte zorbalığı normalleştirirsek yarın sokakta, okulda, iş yerinde aynı zorbalığı izleriz.

Trafikte kural tanımayan kişi aslında şunu test eder: “Bana kim ‘dur’ diyecek?” Eğer cevabı kimse olmazsa o kişi sınır tanımamaya devam eder. Bu yüzden sınır çizmek sadece polisin değil, toplumun da görevidir. Medeniyet dediğimiz şey, bireyin içindeki hayvanı dizginleyebilmesidir. Dizginleyemeyen için hukuk vardır; ama hukuk kadar güçlü olan şey, toplumsal bilinçtir.

Unutmayalım: Trafik kazası çoğu zaman kader değil, karakter meselesidir. Direksiyon başında sergilenen her hoyratlık, bir gün bir tabuta dönüşebilir. Ve o tabutun yükünü sadece sürücü değil, bütün toplum taşır.

Artık mazeret değil, sorumluluk zamanı.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.