Bazı koltuklar vardır; ağırlığı sorumluluktan gelir. Üzerinde oturan kişi o koltuğun hakkını vermek için gecesini gündüzüne katar, fikir üretir, mücadele eder, eleştirilir ama yılmaz. Çünkü bilir ki o koltuk bir makam değil, bir emanettir.
Ama bir de başka koltuklar vardır. Üzerinde oturanların kendilerine baston yaptığı, yürüyemeyecekleri zaman tutunacak bir “koltuk değneği” gibi kullandıkları koltuklar… Ne yazık ki bugün birçok mesleki dernekte gördüğümüz manzara tam olarak budur.
Mesleğin gelişmesi için kurulmuş derneklerin bir kısmı, mesleğin yükünü taşıyan insanların değil; etiket taşıma meraklısı, vasıfsız ama hırslı kişilerin elinde adeta kişisel vitrine dönüşmüş durumdadır. Bir kartvizitte yazan unvanın peşine düşmüş, ama o unvanın gerektirdiği sorumluluğun yanından bile geçmeyen insanlar…
Koltuklar, meslek için çalışanların değil; koltuğa tutunarak ayakta kalmaya çalışanların mekânı hâline gelmiştir.
Oysa mesleki dernekler; liyakatin, emeğin, bilgi üretmenin ve dayanışmanın merkezleri olmalıdır. Mesleği ileri taşımak için projeler üreten, genç meslektaşların önünü açan, sektöre yön veren yerler olmalıdır.
Ama bazı yöneticiler için dernekler sadece fotoğraf karelerinde görünmek, birkaç toplantıda isim anons edilmesi ve kartvizitlerine bir satır daha eklemekten ibarettir.
Daha da kötüsü, bu koltukları korumak uğruna girilen ucuz pazarlıklardır.
Birilerine yaranmak, birilerinin gözüne girmek, birilerinin sofrasında görünmek…
Meslek için dik durması gerekenler, koltuklarını kaybetmemek için eğilip bükülmekte sakınca görmez hâle gelmiştir.
Bir zamanlar meslek onuru diye bir şey vardı. İnsanlar itibarını korumak için makamdan vazgeçerdi. Şimdi ise bazıları makamı korumak için itibarından vazgeçiyor.
Sorulması gereken soru çok basit:
O koltukta oturmanızın mesleğe ne faydası var?
Eğer o koltuk;
Meslektaşlara bir katkı sağlamıyorsa,
Gençlere yol açmıyorsa,
Mesleğin sorunlarına çözüm üretmiyorsa,
Sadece birkaç kişinin egosunu tatmin ediyorsa…
O koltuk bir makam değil, sadece bir koltuk değneğidir.
Ve şunu unutmamak gerekir:
Koltuklar insanların karakterini büyütmez. Sadece karakterlerini daha görünür hâle getirir.
Eğer bir insan o koltukta otururken mesleğe değer katmıyorsa, dürüstçe yapması gereken tek bir şey vardır:
O koltuğu bırakmak.
Çünkü bazı koltuklar oturuldukça değer kazanır, bazıları ise yanlış insanlar oturdukça değer kaybeder.
Meslek örgütleri kimsenin kişisel vitrini değildir.
Hiç kimse bir unvanı sonsuza kadar taşıma hakkına sahip değildir.
Koltuklar emanet ise, emaneti taşıyamayanların yapması gereken şey bellidir:
Tutunmak değil, bırakmaktır.
Aksi hâlde tarih her zaman aynı cümleyi yazar:
Mesleğe hizmet edenler hatırlanır, koltuk değnekleri ise unutulur.