Türkiye’nin gündemi hızlı değişiyor. Ekonomi, siyaset, sosyal medya tartışmaları… Her gün yeni bir konu konuşuyoruz. Ama bir gerçek var ki ne zaman konuşmayı bıraksak, o sessizce bizi köşede bekliyor: Deprem.
Büyük depremler sonrası sokaklarda yankılanan “Bir daha unutmamalıyız” sözleri, ne yazık ki zaman geçtikçe etkisini kaybediyor. Acı içten içe soğuyor, duyarlılık azalıyor ve tedbirler rafa kalkıyor. İnsan hayatı normale dönüyor ama fay hatları normalleşmiyor; onlar aynı yerinde, aynı enerjiyi biriktirmeye devam ediyor.
Bugün hâlâ milyonlarca konutun DASK poliçesinin yenilenmediği biliniyor. Bir kısmı ihmal, bir kısmı ekonomik sebepler, bir kısmı da “bize bir şey olmaz” yanılgısı… Oysa deprem, ne adrese ne ekonomik duruma ne de kimlik bilgilerine bakıyor. Hepimizin kapısını aynı sertlikle çalabilecek bir gerçek.
Deprem sigortası, çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece bir formalite, tapuda ihtiyaç duyulan bir evrak ya da bankanın zorunlu tuttuğu bir belge değildir. Aksine, olası bir yıkımın ardından yeniden ayağa kalkabilmenin ilk ve en güçlü dayanağıdır. Çünkü bir binanın enkazı sadece beton yığınından ibaret değildir; içinde yılların emeği, birikimi ve hayatın tamamı vardır.
Devlet desteği elbette önemlidir, fakat büyük afetlerde yaşanan kayıplar, tek başına devletin karşılayabileceği sınırların çok ötesine geçer. Deprem sonrasında en çok duyulan cümlelerden biri “Hiçbir şeyim kalmadı” olur. İşte tam bu noktada DASK, bir eve yeniden kavuşmanın, hayatı tekrar kurmanın, en önemlisi de belirsizliğin karanlığından çıkmanın somut bir yolunu sunar.
Bir ev sahibi için belki yılların birikimi, bir kiracı için ise güvenle yaşama duygusu… Her iki durumda da deprem sigortası yıkımın ardından insanlara tutunacak bir dal verir. Çünkü depremden sonra atılan her adım maliyetlidir: Barınma, onarım, taşınma, hatta yeni bir başlangıca dair en küçük detay bile… Bunların hiçbirini ertelemek mümkün değildir.
Ama depremi ertelemek mümkündür… Sadece biz unuttuğumuz için. En büyük risk, bilinen bir tehlikeyi unutmakla başlar. Depremi unuttuğumuzda aslında kaderi değil, ihmali büyütmüş oluruz.
Bugün fay hatları dün olduğu yerde duruyor. Risk değişmedi. O hâlde bizim değişmemiz gerekiyor. Deprem sigortasını ihmal etmemek, kendi hayatımıza ve sevdiklerimize karşı sorumluluğumuzdur.
Çünkü depremi hatırlamak hayat kurtarmaz;
Ama hatırlayıp önlem almak kurtarır.