Vesvese şüphe, karamsar bakış, olumsuzu görme, umutsuzluğa gömülme... Maddi grip olur da manevi grip olmaz mı; işin diğer bir yanı maddesine gösterdiğimiz duyarlılığı buna göstermeyiz hastalık ilerler bünyeye yerleşir, biyolojiyi bile bozar!
Madde ve mana içi içe, baş başa, hatta mana biraz önde; maddeyi ayakta tutan manadır,insanı ayakta tutan ruhtur, ruh çıktıysa hayat bitmiştir!
Evi arabayı dövizi yatırımı öncelediğimiz, midemizi önemsediğimiz kadar kalp ve ruhun gıdasını dikkat etmez çok zaman aç sefil dolaşır, türlü dert ve hastalıklara düçar oluruz, madde asrınayız zira...Mana ve deva arama gibi derdimiz yok!
Çünkü hastayız!
Hastalığını fark etmeyecek kadar hasta; kitap okumak, kendini okumak, geçmişini taramak, geleceği öngörmek, eşyanın hadislerin künhüne varmak çabası; devayı götüren bir kaç çare...
Günün akışına, suni gündemlere kaptıran, çevrenin etkisinde kalan, fikren ve zikret kendi ayakları üzerinde durmayı bilmeyen... Sıradanlaşır, etkisiz eleman olur, zamanın salgın hastalıklarına tutulur, bir nevi esir hayat yaşar!
Hele sanal akışa kaptırmış "beğenilmeyi" yenilmişse vay haline... Sahiciligini samimiyetini, kimliğini, kişiliğini yitirmiş, hastalık hale tutulmuştur, çok zaman birbirimizi bu hale çekeriz!
Sükut zamanlar yok artık, gecenin sessizliği de!
Kimlik bunalımı ve tedavi derinlerde, pansuman tedavi ile kendimizi avutuyor, mutlu pozlar veriyor, siretimizi gizliyoruz!
Başkası ne der, ayıp olur mu, aman söz söylemesinler, nazara gelmeyeyim, küçük düşmemeyim... Bir yerde gerekli bir yerden sonra olumsuzluğu çoğaltır, kimliği küçültür!
Gerçeği bulduktan, hakikate eriştirktikten sonra kimin ne dediği önemli mi, nasıl baktığı, nasıl yorduğu da...
Asil tedavi,gerçek şifa, hakiki deva; hakikat burcuna çıkmakta; insanı hayatı hadiseleri eşyayı o burçtan seyretmek, doyumsuz hikmet tefekkür içine girmek... Dert dalgalarında sörf yaptırır, kederden keyf damıtır, hastalıktan şifa iksiri çıkartır...
Böyle kitaplar bulmuş okuyor, böyle dostlar edinmiş sohbet ediyor, böyle hale bürünmüş yaşıyorsanız...
Neyleyeyim dünya saltanatını der, şükreder, şirk ve şikayette uzak durursunuz!
Çekirdek ile meyvenin çekirdeği aynıdır, kocaman ağaç o aynılığın şahididir, hayatımız iki çekirdek arası ömürdür, çürük şeylerle meşgul olan ağaca dönüşmeden hasta olur, ölür.
İyisimi güzeli gerçeği aramak meyveli ağaca dönüşmek; ebediyette sümbül vermektir vesselam.