Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Neyleyim

Yazının Giriş Tarihi: 18.04.2026 06:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.04.2026 09:45

Her şey zamanında, planlı programlı mı olmalı, yoksa zuhurata tabi deyip akışa mı bırakmalı? Vakti vaktine olması, nizam içinde sürmesi zorunluluk belki; çarkların işleyişi düzenin sağlanması için gerekli de.

...

Makineleşmek, dakikleşmek, sistemleşmek...

Bu, beraberinde rutinleşmeyi de getirir; aynı şeyler, aynı eylemler... Şu saatte otobüse bin, işe git, işten gel; yollar aynı, yüzler aynı, yönler aynı! İşe yeni başlamış, mahalleye yeni taşınmış, yeni yüzler, yeni insanlar tanımışa heyecan verici bütün bunlar; yeni, taze bir umuttur zira.

Yeni gidilmiş bir şehirde rastgele toplu taşıma aracına binmek, caddelerinde, sokaklarında öylesine yürümek, tarihi mekânlarında sezgiyle gezmek, mahalli yemeklerini araştırmadan yemek... Şehir ne kadar çağırıyor, çağrıya ne kadar icabet ediliyorun cevabıdır!

Seyahat firmaları sevmez böyle gezmeyi, dünyaya hâkim tüketim sistemi de... Çoğunluğun yaptığı gibi internete bakılır, gezilecek yerler sıralanır, yenilecek şeylerin yerleri bir bir yazılır; onlar düşünür, onlar yönlendirir. Sır yoktur bunda, sıradanlık vardır!

Kitapçıya gidip hangi kitabı alacağını bilerek gitmek de var; yeni kitap, yeni yazar keşfetmek için kitap raflarında dolaşmak, kitabı eline almadan onunla rabıtalaşmak, sonra alıp incelemek de...

Hangisi sırlı, hangisi sıradan? Güzel olan ne, güzel olmayan ne? Akıl mı, gönül seyri mi?

İç gürültü giderilmeden nasıl erişilir gönül seyrine?

Bazı yüzler vardır; bakınca muhabbet gelir, güzellik akar karşılıklı. Tanışılır, çok konuşulmaz ama dostluk başlar. Kimine falanın selamıyla tanışmak için gidilir, çok konuşulur ama dostluk kurulmaz; mekanik bir ilişki başlar!

Ismarlama dostluk olmaz!

Menfaat ilişkisi ısmarlamadır; yemek ısmarlanır, hediye edilir, market alışverişi gibidir yaşanılan. Bugün çoğunluk bu hâl üzere değil midir?

İnsan olmayı öne çıkarma değil de menfaati önceleme, maskeleşme... Gönülden gönüle akış nasıl olur da sessiz, sözsüz konuşulur; mekân, zaman ortadan kalkar!

Toplu taşıma araçları zuhurata göre hareket etmiyor, saatleri var. Biraz geç kalınca şikâyet ediliyor, azarlanıyor! Geç kalmamak için koşturuluyor, yetişemeyince öfkeleniliyor. Öfke kime? O gün zuhurata göre gider mi?

Öfke, hırs, kin, kibir! Çok beklersin güzel zuhurat hâlleri; yetişmediğin otobüs gibi kaçar, aradığın kitabı bulamaz, sevdiğin şehri gezemez, ülfet edeceğin dostu bulamazsın. Belki etrafında çok insan vardır, çokluk vardır; adeta pervane olurlar. Ne var ki bir rüzgârlık mecalleri ve ecelleri vardır; menfaat bittiğinde “Allaha ısmarladık” bile demeden terk ederler.

"Neyleyim böyle dünyayı" neye yarar? Yunus gibi "Biz bu dünyadan gider olduk, kalanlara selam olsun" diyecek kadar hafif ve naif olmadıktan sonra.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.