Zamansız hüzün çöker birden; bir bakıma sebepsiz bir bakıma çok sebepten, incelir derinleşir, ürperttiği bile olur... Toplum ülke dünya bunun için çok müsait; ince düşünürsen incinirsin, ince düşünmesen başka şekilde incinirsin...
Umut fakirin ekmeği derler hüzün de öyle! Fakirlik ne fakirliği; maddi mi manevi mi, zahiri mi batıni mi?
Evden çıkma kalabalıklara karışma, söz söyleme, yazma, düşünme, dikte edileni kabul et, riske girme; ne yaşadığın belli olsun ne de öldüğün!
Sahici olanı yok et sonra sahte olanı sahneye sür!
Bu durum Umborto Eco'nun dediği gibi "yozlaşma!" Sahteyi sahici sanan nesiller yetiştir "rahat" et! İstediğin yöne çevir dünyayı yönet, virüs var de aşı yaptır, bunu yap bunu yapma, buna inan buna inanma, böyle giyin/giyinme de!
Savaşlar çıkar, fitneler üret, insanların zihinlerini çal... Dünyayı geniş bir hapishane, küresel bir köye dönüştürmeye çalış; ne kadar başarılı oldular ne kadar olamadılar, kendine çevresine dünyaya bakan görür, körler bir şey göremez, paganların önünde diz çökmüştür çünkü!
Tütsülenmiş sosislenmiş baskılanmışlara ne söz söylenir, söze yazık, kaleme yazık!
Hüzün yemeğe hüzün içmeye devam; ıslanıncaya doyuncaya kadar devam, onu da elimizden alamazlar ya, rüyalarımızı çalamazlar biz söylemedikçe...
Rüya avcıları yok değil!
Gerçekliği öğrenemedik ki rüyaları tabir edelim, hayatın kendisi bir nevi rüya, oyun eğlence! Asıl hayata hazırlık salonu, hazırlıkta iyi puan alan, sonsuzlukta sonsuza kadar rahat eder... Akıl öyle diyor, kalp öyle diyor, vicdan öyle diyor, ruh öyle diyor!
Dünya hüzün ve gurbet diyarı, sabreden ve şükredene hüzün de güzel gurbet de. Ne diyordu "Ben gurbette değilim gurbet benim içimde"
Bir yanımız hep hüzün; güz de geçse bahar da gelse o hal değişmiyor sadece bastırılıyor, örtülüyor!
Kasasıyla masasıyla kibirlenen rüyadan düşmüş hüznü unutmuş, pusulasını kaybetmiştir. Ne ağlamayı bilir ne gülmeyi çünkü gül bahçesini arsa fiyatına göre değerlendirir, kibrinden yanına varılmıyor denir ya asıl onlar uzak dursun!
İçinde gurbeti hisseden geldiği ve gideceği yeri arar, ona göre yaşar, çelik çomak oyunlarına rağbet etmez, oyundur der geçer.
Bayram geldi şimdi sevinç zamanı! Kudüs öyle Kaşgar öyle ne kadar sevinç olur ne kadar hüzün, İstanbul düşmesin İstanbul üşümesin isteniyorsa "Kurban" hakikati iyi kavranmalı, içimizdeki İbrahim ve İsmail uyandırılmalı vesselam.