"Şiir yazmak, benim için bir eğlence olmak şöyle dursun, bir ihtiyaç, bir zaruret, adeta yaşamamın sebep ve hikmeti. Bugün, 'Yarın öleceksin' deseler, yegane üzüntüm, dünyada bırakacağım sevdiklerimle yazamadığım eserlerimdir."
Ziya Osman böyle diyor kendisiyle yapılan bir röpoartajda. Şiir onun için varlık ve varlığın sürdürülmesi adeta, edebiyatı "Güzeli arama" olarak nitelendiriyor. Ölüm hayat, şiirinin ana temalarında, Cahit Sıtkı Tarancı ile arkadaşlar zaten.
"Yaşamı boyunca 150'nin üzerinde şiire imza atan Saba, şiir türünde "Sebil ve Güvercinler", "Geçen Zaman", "Nefes Almak" ve "Bıraktığım İstanbul", hikaye türünde "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi" ve "Değişen İstanbul", deneme türünde ise "Konuşanlar, Bir Hüzünle Sesinde" kitaplarını Türk edebiyatına armağan etti."
8 yaşında annesini kaybetmesi onda ölüme karşı yakınlık ve uzaklık, korku ve ümit uyandırır. Yahya Kemal de annesini küçük yaşta kaybeder bu durum onu çok etkiler, derin üzüntüler sanatçılar üzerinde derin tesirleri bırakıyor olmalı.
Anne sevgisi katıksız ve karşılıksız, ondan yoksun olmak bitmeyecek hasret ve asıl hayatı hatırlatan ve aratan bir boşluk... Şiir bu boşluğu doldurabilir mi? Ebediyet arzusu, gerçek güzeli arama iştiyakı insan ruhunun dinmeyen yarası...
Artık yaşamak için herkesten kaçacağız,
Dünya bize verecek yalnız güzellikleri,
Yalnız, semalarından dökecek ruhumuza,
Geceler mehtapları ve gündüzler seheri
Düşünceli yürürken, bir yol dönemecinde
Çıkacak ömrümüze beyaz dallarla bahar.
Hatırlatacak bize şen çocukluğumuzu,
Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar.
Tekrar yaşayacağız ümitli sabahları,
Bulacağız dünyanın o en güzel yerini.
Ebedi bir sahilde yeniden tadacağız
Kolkola sükûn dolu akşam gezmelerini"
Ziya Osman Saba bu dizeleriyle çocukluk masumiyeti, ebedi güzel yaşama arzusunu dile getiriyor, hepimizin istediği de bu değil mi?
Yeni yitirdiğimiz veya vuslata eren Bülent Akyürek geride kelimeler bırakmalıyız, mezar taşımızda "cömert insandı" gibi bir şeyler yazılmalı diyor.
Evet geride bırakacağımız bir kaç güzel kelime var mı yoksa yaşamıyoruzdur vesselam.