Sayılı günler tez geçti bayramın gölgesi üzerimize düştü; sevinç kuşattı, bereket kapladı, tatlı telaş başladı... Tatlılar yapılmaya, yol hazırlığına başlandı, alış verişler hızlandı... Bayram ayrı bir hareket ayrı bir bereket ayrı bir huzur.
Adı üstünde bayram.
Kedere kasvete rutine ara; çokça tebessüm, sıla-i rahim, gezmeler, tatlı muhabbetler, kahve keyifler... Mutluluk akıyor yüzlerde yüreklerde; orucu tutana orucun tuttuğuna..
Aç kalmaktan öte bir şey oruç. Gönlün gökler ötesiyle buluşması, ruhun yücelmesi, hislerin ulvileşmesi. Toprakta yaratılmak itibarıyla beşer, ruhumuz itibariyle ebede namzet insanız; baba yurdu cennet, öncesi elest meclisi; özlemimiz hasretimiz, yitiğimiz...
Hakiki bayram.
Göçmen kuşlar gibiyiz dünya evinde, bir gölgelik dinlenme, bir kısa mola... Tüm bunları düşünme fırsatı ramazan;yitiğini bulma demi, azığını hazırlama fırsatı...
Yüzler ay aydınlığında baktıkça bakası geliyor insanın, sanki cennet manzarası, peşin bayram!
Bunlardan uzak olmak ne acınası bir şey, keşke herkes tatsa deniyor ne var ki kimileri bu güzellikten uzak hatta düşmanca tavır içinde.
Çocukların camilerde şenlenmesinden, camilerin çocuklarla şenlenmesinden rahatsızlar hatta çok rahatsızlar, ellerinden gelse bir zamanlar yaptıklarını yapacaklar, kin kuyularda çırpınıyorlar...
Rahatsız olma hürriyetleri var, biri demiş "Türkiye İslam ülkesi olmayacak". Zaten İslam ülkesi, kulağı bütün vatan sathında okunma ezanları duymuyor olmalı, gözü büyük şehirlerde büyük camileri, İstanbul'da Süleymaniye Ayasofya, Ankara'da Kocatepe, Hacı Bayram Veli, Bursa'da Ulucami... Bir kaç kilometre ile ara yeni yapılan camileri...
Onca İmam Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri, Sivil Kuruluşların dinini diyanetini medeniyetini öğretme çabalarını görmüyor olmalı...
Kulak duymayınca göz görmeyince dil öyle söyler! Kendince hayalinde "mabetsiz şehir" "mabetsiz ülke" kurar, kuruntularla yaşar bir müddet yaşanan "karartmayı" arar!
Bin yıldır bu ülkenin İslam ülkesini olduğunu anlamayana ne denir, ya 28 şubat için "bin yıl sürecek" diyene...
Tarihten ilimde bilimden kendinden habersiz denir, hayal aleminde yaşanan denir.
Oruç bilmezler bayram ne bilir, ne orucun tadını ne bayramın tadını bilir, tatsız tuzsuz atar tutarlar.
Gelen bayram; gönlümüzün olduğu kadar ülkemizin, İslam Ülkelerinin bu bayrama ihtiyacı var, buna hakiki manada eriştiğimizde dünyaya da huzur ve barış gelir vesselam.