Konuşmak her şeydir. Konuşmak insanın kendini ifade etmesini sağlayan en temel ve en önemli ihtiyaçtır. İletişimin aracı konuşmaktır. Konuşmanın aracı kelimelerdir. Kelimelerin taşıyıcısı dildir. Konuşmanın algılayıcısı insandır. İletişimin, konuşmanın ve kelimelerin bağlayıcısı ise üsluptur. Üslup olmadan kelimelerin, iletişimin gözleri görmez, kulakları duymaz.
Yeni okuduğum Livaneli’nin ‘’Son Ada’’ romanında çok hoş bir bölüm var. "Kendi sesin! İşte en önemli şey bu. Senin sesin! Dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya oturtulamayacak kadar senin olan bir üslup. Elin gibi, gözün, bakışın, gülüşün gibi senden bir parça.’’
Bizden bir parça üslup, bizi tanımlayan ve tamamlayan en nazik parçamız. Bizi yansıtan bu parça tüm ilişkilerimizi etkiliyor. Ne söylediğimizden çok neyi, nasıl söylediğimizin önem kazandığı insan ilişkilerinde her ton ve tavır çok değerli bir hale geliyor. Hemen her yazar hiç değilse ucundan da olsa bu konuya muhakkak dokunmuş. Nitekim üslup bir sanattır. Üslubu doğru kullanmak bir sanatçı işidir. Her gün konuşarak kurduğumuz iletişimi bir sanata dönüştürebiliriz. Çok basit bir örnek;sabah gülümseme olmadan buz gibi bir tonda duyduğunuz ‘’günaydın’’ ne kadar gününüzü aydınlatabilir? Üslubu doğru kullanarak, aktarmak durumunda olduğunuz en olumsuz konuyu bile incelikle aktarabilirsiniz.
Kelimelerimizi özenle seçip özenle kullandığımızda çevremizdeki insanların da bizlerle olan iletişimlerinin bizim kurduğumuz iletişime benzeyeceğini göreceğiz. Sabrımız o noktaya kadar dayanabilirse. Sıcak günaydınımıza sesli harfleri yutulmuş bir günaydın ile dönüt yapıldığında ‘’başlarım senin gününe de aydınlığına da’’ demeyip (en azından dışımızdan çünkü gösterilen özveri ve inceliğin karşılığını görmemek gayri ihtiyarı bizleri de üslupsuz kişilere çevirebilir) nezaket ve üslubumuzu koruduğumuzda inanıyorum ki dalga dalga insanları değiştirebiliriz.
Söylediğimiz her şeyin manası üç aşağı beş yukarı birbirinin aynısı. Söylediklerimizin nasıl anlaşıldığı ise aşağısı yukarısı olmadan büsbütün farklı. Bu farkta dostun artık acı söylememesi, söyleyeceğini seçerek söylemesi gerekiyor. Dostun acı söylemleri maziye karışmalı. Doğruyu, yanlışı nezaket çerçeveli üslup süzgecinden geçirsin artık.
Üslup; ‘’Dilsel araç ve olanaklardan yararlanarak düşünce, duygu, hayal ve eylemlerin özgün, kişisel bir yaklaşımla ifade ediliş biçimi, anlatılış tarzı.’’Üslup sözcüğünü kelime anlamı olmaktan çıkarıp hayatlarımızda uygulamaya geçirmek için geç kalıyoruz.