Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sempozyum

Bursa Hayat Gazetesi - Sempozyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sempozyum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTÜ’de “Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına” yapay zeka sempozyumu Haber

BTÜ’de “Doç. Dr. Şakir Kocabaş Anısına” yapay zeka sempozyumu

Bursa Teknik Üniversitesi Mimar Sinan Yerleskesi Turkuaz Salon’da gerçekleşen sempozyuma BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Caglar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yilmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Açılış konuşmasında Rektör Prof. Dr. Naci Caglar, Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın yapay zekadan bilim felsefesine uzanan çalışmalarına dikkat çekerek, “Bilgi, ahlak ve sorumluluk bilinciyle birlikte ele alınmalıdır. Bugünkü program, Şakir Kocabaş Hocamızı anmanın ötesinde öğrencilerimize onun ilmi yolunu yeniden düşünme fırsatı sunuyor” dedi. YAPAY ZEKA VE İNSAN ZEKASININ GELECEĞİ Sempozyumun ilk oturumunda Prof. Dr. Ercan Öztemel, “Yapay Zekanın Dünü, Bugünü ve Geleceği” başlıklı konuşmasında, yapay zekanın 1900’lü yıllardaki ilk adımlarından günümüze uzanan sürecini anlattı. 2030 yılına kadar yapay zekanın toplumla bütünleşeceğini ve günlük yaşam, endüstri ve yönetimi dönüştüreceğini belirten Öztemel, “Gelişen yapay zeka değil, insan zekasıdır” mesajını verdi. Prof. Dr. Saadettin Ökten ise “Yapay Zeka Çağında İnsan ve Medeniyet” başlıklı sunumunda, yapay zeka tartışmalarında yalnızca “nasıl yapılır” sorusunun değil, “niçin yapılır” sorusunun da sorulması gerektiğini vurguladı. Ökten, Doç. Dr. Kocabaş’ın yapay zekayı toplumsal ve insani perspektiflerle ele alan öncü bir akademisyen olduğunu hatırlattı. BİLİM FELSEFESİ VE ZEKA ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER Prof. Dr. Zekai Şen, “Bilim Felsefesi ve Yapay Zeka” başlıklı konuşmasında, yapay zeka ve insan zekası arasındaki farkları değerlendirdi. Şen, manevi zekanın insan yaşamındaki önemine dikkat çekerek, yapay zekanın insan değerlerini aşmasının mümkün olmadığını ifade etti. DOÇ. DR. ŞAKİR KOCABAŞ’IN ÇALIŞMALARI VE KATKILARI Sempozyumun ikinci oturumunda, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi akademisyenleri, Doç. Dr. Şakir Kocabaş’ın yapay zeka alanındaki çalışmalarını ve alana katkılarını katılımcılarla paylaştı. Panel ve oturumlarda ayrıca genç bilim insanları, yapay zekanın geleceği ve toplumsal etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Program, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Caglar’ın konuşmacılara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Sempozyum, yapay zeka alanındaki bilimsel tartışmaları derinleştiren ve insan zekasının önemini vurgulayan bir etkinlik olarak kayda geçti.

Nilüfer’de Rıfat Ilgaz yılı taçlandı: Sempozyum ve öykü ödülleriyle anıldı Haber

Nilüfer’de Rıfat Ilgaz yılı taçlandı: Sempozyum ve öykü ödülleriyle anıldı

Nilüfer Belediyesi’nin 2013 yılından bu yana sürdürdüğü Yılın Yazarı projesi kapsamında, 2025 yılı boyunca Rıfat Ilgaz’ın eserleri kentin farklı noktalarında okurlarla buluştu. Söyleşiler, fabrika okumaları, atölye çalışmaları ve yazar buluşmalarıyla her yaştan okur, usta yazarın edebiyat dünyasını yakından tanıma fırsatı buldu. Etkinliklerin finali ise Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen sempozyum ve ödül töreniyle yapıldı. ILGAZ’IN EDEBİYATI MASAYA YATIRILDI “Çocukluktan Sınıfa, Sınıf’tan Hayata Rıfat Ilgaz Sempozyumu” iki gün boyunca akademisyenler ve yazarların katılımıyla gerçekleştirildi. Sempozyumun ikinci günü, “Yaratıcılığın İzinde” başlıklı söyleşiyle başladı. Ardından beş ayrı oturumda Rıfat Ilgaz’ın edebiyatına farklı pencerelerden bakıldı. Oturumlarda; Ilgaz’ın çocuk duyarlılığı ve mizah anlayışı, şair kimliği, romanlarındaki toplumsal gerçekçilik, 1940’lı yılların mizah geleneği ve anılarla yaşayan edebi mirası ele alındı. Katılımcılar, Ilgaz’ın eserlerinin yalnızca edebi değil, toplumsal bir hafıza taşıdığına dikkat çekti. “O HER ZAMAN BİR ÖĞRETMENDİ” Sempozyumun kapanış konuşmasını yazar Feyza Hepçilingirler yaptı. Rıfat Ilgaz’ın şair, romancı, öykücü, gazeteci, mizah yazarı ve çocuk kitapları yazarı gibi çok yönlü bir kimliğe sahip olduğunu vurgulayan Hepçilingirler, Ilgaz’ın öğretmenlikten hiçbir zaman kopmadığını ifade etti. Usta yazarın özellikle yaşamının son dönemlerinde çocuk kitaplarına yönelmesinin, yeni kuşaklara duyduğu sorumluluktan kaynaklandığını belirten Hepçilingirler, konuşmasını Ilgaz’ın “Okutmak Üzerine” adlı şiiriyle tamamladı. ÖYKÜ ÖDÜLÜ TÖRENİNDE EDEBİYAT COŞKUSU Sempozyumun ardından düzenlenen Yılın Yazarı Öykü Ödülü Töreni, edebiyat dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Seçici Kurul adına konuşan Figen Şakacı, yıl boyunca düzenlenen etkinliklere katkı sunan herkese teşekkür etti. Bu yıl ödüle 131 yazarın 262 öyküyle başvurduğunu belirten Şakacı, jüri üyeleri Burcu Aktaş, Turgay Fişekçi, Nalan Karagöz ve Nahit Kayabaşı’nın titiz bir değerlendirme süreci yürüttüğünü söyledi. Jüri üyelerine plaketleri Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin tarafından takdim edildi. RIFAT ILGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ’NÜN SAHİBİ BELLİ OLDU “Bilmediğim Dağların Ardındaki Bahçe” adlı öyküsüyle Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü’nün sahibi olan Adalet Temürtürkan, ödülünü Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in elinden aldı. Mansiyon ödülleri ise Derya Atsan, Tuğba Yalçın, Yakup Cemel, Anıl Çetinel Örselli ve Özlem Oral Gürdal’a verildi. Hazırlanacak kitapta öyküleri yayımlanmaya değer bulunan çok sayıda yazar da ödüllendirildi. Bu ödüller, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun tarafından takdim edildi. Rıfat Ilgaz Yılın Yazarı etkinlikleri, yıl boyunca emeği geçen tüm paydaşların birlikte yer aldığı Yılın Yazarı Aile Fotoğrafı ile sona erdi. Nilüfer Belediyesi, bu proje ile Rıfat Ilgaz’ın edebi mirasını yalnızca anmakla kalmayıp, yeni kuşaklara aktarmayı bir kez daha başardı.

BUSİAD sempozyumunda çarpıcı uyarı: “Mutsuzluk pandemisi yaşıyoruz” Haber

BUSİAD sempozyumunda çarpıcı uyarı: “Mutsuzluk pandemisi yaşıyoruz”

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu tarafından bu yıl “Fabrika Ayarlarına Dönmek” temasıyla düzenlenen 15. Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu, Podyum Davet’te geniş katılımla gerçekleştirildi. Hem iş dünyasının hem akademinin önde gelen isimlerini buluşturan sempozyum, değişen dünya düzenine yönelik kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. “TOPLUM OLARAK MUTSUZLUK PANDEMİSİNİN İÇİNDEYİZ” Sempozyumun dikkat çeken konuşmacılarından Prof. Dr. Acar Baltaş, günümüz insanının ruh halini “mutsuzluk pandemisi” olarak tanımladı. Sahip olunan imkanların fark edilmediğini belirten Baltaş, “Geçmiş kuşaklara kıyasla çok daha şanslıyız ancak bunu göremiyoruz” dedi. Baltaş, mutsuzluğun nedenlerini şöyle sıraladı: Mutsuz insanlarla yaşamak, Beklentiler ile gerçekler arasındaki büyük uçurum, Sürekli kıyaslama kültürü, Hayatı gereksiz yere karmaşıklaştırmak, Geçmişe takılı kalmak, Kendini fazlaca önemsemek. Dünyanın çok büyük bir değişim yaşadığını söyleyen Baltaş, öngörülemeyen koşulların aslında öngörülebilir sinyaller verdiğini ifade etti. “KARMAŞIK SORUNLAR BİLGELİK ZEKASIYLA ÇÖZÜLÜR” Prof. Dr. Acar Baltaş, bilgelik zekasının modern çağın en büyük ihtiyacı olduğunu vurguladı. Bu zekanın; kitap okumak, sanatla ilgilenmek, başkalarına yardım etmek ve farklı insanları anlamaya çalışmak gibi alışkanlıklarla geliştirilebileceğini söyleyen Baltaş şöyle devam etti: “Bu da geçecek. Mutsuzluk pandemisinin bir üyesi olmayın. Huzura ulaşmanın yolu; cömertlik, bağışlayıcılık, sahip olduklarının kıymetini bilmek ve anlamlı üretimin içinde yer almaktan geçiyor.” Hayatın her noktasını kontrol etme çabasının boşuna olduğunu belirten Baltaş, “Bilge insanlar, her zaman kazanamayacaklarını bilir. Şanssız olmamak bile bir şanstır” diyerek katılımcılara güçlü mesajlar verdi. “ÇOCUKLARIN YANINDA TÜRKİYE’Yİ KÖTÜLEMEYİN” UYARISI Prof. Dr. Baltaş’ın en dikkat çekici uyarılarından biri de ailelere yönelikti. Baltaş, çocukların giderek daha erken yaşlarda yurt dışında yaşama hayali kurduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Göçmen, hayatı boyunca göçmendir. Bu topraklara borçluyuz. Çocukların yanında ülke hakkında sürekli olumsuz konuşmak doğru değil.” “ŞİRKETLERDE CEZA KANUNU DEĞİL, ANAYASA OLMALI” Stratejik Danışman ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi İdil Türkmenoğlu ise iş dünyasında insan odaklı dönüşümün altını çizdi. Türkmenoğlu, “Salt sayıları konuşmak yetmez, amaç da konuşmak gerekir” diyerek şunları söyledi: Kurumsallaşma sürecinde insan göz ardı edildi. Şirketler, çalışanlarla anlam bütünlüğü kurmalı. Nasıl çalışmak istediğimizi belirleyen bir şirket anayasası oluşturulmalı. Ayrıca, sabit ücret zammı uygulamalarının Türkiye’de yüzde 85 oranında olduğunu belirten Türkmenoğlu bunun değişmesi gerektiğini ifade etti. Ünvan odaklı ücret politikalarının sürdürülebilir olmadığını, niteliğe göre değerlendirmenin daha adil ve verimli sonuç vereceğini vurguladı. “BELİRSİZLİK ADALETSİZLİKTEN DOĞAR” Uludağ İçecek Türk A.Ş. CEO’su Levent Kömür, konuşmasında yaratıcılığın iki temel dayanağı olarak mizah ve bilimi gösterdi. Türkiye’nin fabrika ayarlarından birinin “belirsizlik” olduğunu söyleyen Kömür, bunun adaletsizlikten kaynaklandığını ifade etti. Kömür ayrıca, dünyadaki değişime dikkat çekerek şöyle konuştu: “Eskiden ne bildiğimiz önemliydi. Artık insanlara ne hissettirdiğimiz daha değerli. Bilgiden duyguya, bilgiyi taşımaktan öğrenmeye geçmemiz gerekiyor.” “YENİ BİR DÖNÜŞÜM VİRAJINDAYIZ” Sempozyumun açılışında konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ise insanlığın büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğunu belirtti. Teknolojik değişimin geleceği nasıl şekillendireceği üzerine önemli değerlendirmeler yapan Yılmaz, BUSİAD—BUÜ işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini söyledi. “RUHUMUZUN BİZE YETİŞMESİNE İZİN VERELİM” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, sempozyumun temasını anlatırken Kızılderililere ait bir sözü hatırlattı: “O kadar hızlı gittik ki ruhumuz geride kaldı. Biraz soluklanalım, ruhumuz bize yetişsin.” Küçükkayalar, Bursa’da dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm adına yaptıkları çalışmaları aktararak, kentin Türkiye’nin dönüşüm sürecine pilotluk yapması gerektiğini söyledi. Oldukça yoğun bir katılımla gerçekleşen 15. Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu, sponsorlara plaket takdimiyle sona erdi.

Bursa’da organ naklinde farkındalık zirvesi Haber

Bursa’da organ naklinde farkındalık zirvesi

Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, organ nakli süreçlerine katkı sağlayan profesyonellere yönelik önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. “Beyin Ölümü Tespiti ve Donör Bakımı Farkındalık Sempozyumu”, organ bağışının artırılması ve bu alanda görev yapan sağlık çalışanlarının bilgi ve deneyimlerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlendi. Etkinlikte, özellikle beyin ölümü tanısı, donör bakımı süreçleri ve bu aşamalarda karşılaşılan etik ve pratik zorluklar detaylı bir şekilde ele alındı. ETKİNLİĞE YOĞUN KATILIM Sempozyuma; Sağlık Bakanlığı Ulusal Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Ayşegül Şahin, Koordinatör Fatma Toprak, Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ONKOD) Başkanı Nilgün Bilal, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fahire Gündüz ve Bursa bölgesindeki hastanelerden yaklaşık 90 sağlık profesyoneli katıldı. Katılımcılar, Türkiye’de organ nakli ve bağışıyla ilgili yasal, etik ve teknolojik gelişmeleri değerlendirme ve görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladı. "ORGAN BAĞIŞI TOPLUMSAL BİR DUYARLILIKTIR" Sempozyumun açılışında konuşan Dr. Fahire Gündüz, organ bağışı konusunda toplumda hala önemli bir farkındalık eksikliği olduğunu vurguladı. Gündüz; “Beyin ölümü tespiti ve donör bakımı, yalnızca tıbbi bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal duyarlılık gerektiren bir süreçtir. Bu sempozyumlar, sadece sağlık profesyonelleri için değil, halkın bilinçlendirilmesi açısından da büyük önem taşıyor” dedi. DENEYİM PAYLAŞIMLARI VE UYGULAMALI SUNUMLAR DİKKAT ÇEKTİ Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan ve çeşitli kurumlardan organ nakli koordinatörleri, kendi deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Oturumlarda özellikle, beyin ölümü tespitinde kullanılan en güncel protokoller, donör bakımında yaşanan etik ikilemler, medyanın organ bağışı süreçlerine olan etkisi ve sorumluluğu gibi başlıklar ön plana çıktı. ORGAN BAĞIŞI BİLİNCİNİN TOPLUMA YAYILMASI HEDEFLENİYOR Sempozyum sayesinde sağlık çalışanları yalnızca teknik bilgiyle değil, aynı zamanda iletişim, etik ve toplumsal etki açısından da donanımlarını artırdı. Uzmanlar, bu tür organizasyonların sürekliliğinin sağlanarak hem profesyonellerin hem de toplumun organ bağışı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

BTÜ iş birliğinde bilimsel güç birliği Haber

BTÜ iş birliğinde bilimsel güç birliği

Doğal afetler ve teknoloji alanındaki bilimsel araştırmaları desteklemek amacıyla Bursa Teknik Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Akademik Platform bir araya geldi. Bu çerçevede, uzmanların deneyim ve fikirlerini paylaşabileceği iki farklı sempozyum düzenlenecek. Bursa Teknik Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Akademik Platform iş birliğiyle 15-17 Kasım 2024 tarihleri arasında 7. Uluslararası Doğal Afet ve Afet Yönetimi Sempozyumu (ISHAD2024) ve 11. Uluslararası Mühendislik ve Bilim Alanında Akıllı Teknolojiler Sempozyumu (ISITES2024) gerçekleştirilecek. Dicle Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenecek ISHAD2024, 6 Şubat depremlerinin ardından doğal afetlerin yönetimi, iyileştirilmesi ve hazırlık aşamalarını ele alacak. Sempozyumda, bu alanda çalışan akademisyenler, uzmanlar, bürokratlar, öğrenciler ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek akademik çalışmalarını ve deneyimlerini paylaşacak. ISITES2024'te ise mühendislik ve bilim alanındaki yenilikçi araştırmalar ve teknolojik gelişmeler hakkında sunumlar yapılacak. Burada, teknoloji alanında faaliyet gösteren akademisyenler ve öğrenciler yeni fikirlerini paylaşacak. Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitelerle iş birliklerinin önemine vurgu yaparak, "Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat ve Akademik Platform Başkanı Doç. Dr. M. Tahir Güneşer ile birlikte ISHAD2024 ve ISITES2024 protokollerini imzaladık. Bu sempozyumların bilim dünyasına önemli katkılar sağlayacağını umuyoruz" dedi.

Osmangazi’de erken dönem Osmanlı denizciliği konuşuldu Haber

Osmangazi’de erken dönem Osmanlı denizciliği konuşuldu

Yıl boyunca düzenlediği uluslararası sempozyumlarlaalanında uzman akademisyenleri Bursalılarla buluşturarak farklı konularda bilgilendiren Osmangazi Belediyesi, Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde Uluslararası Erken Dönem Osmanlı Denizciliği Sempozyumu, düzenledi. Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyuma; Türkiye Cumhuriyeti’nin 22. Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Muzaffer Metin Ataç, Çorum Valisi Doç. Dr. Zülkif Dağlı ve Osmangazi Kaymakamı Ali Partal’ın yanı sıra yurt içi ve yurt dışından akademisyenler katıldı. Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde 2 gün sürecek olan sempozyumda Prof. Dr. ChakibBenafri, Prof. Dr. Nevin Özkan Peelman, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Prof. Dr. Murat Keçiş, Prof. Dr. DejenirahCouto, Dr. Emine Şahin, Doç. Dr. İsmail Yaşayanlar, Dr. AkramNejabati, Öğ. Alb. Gökhan Atmaca, Dr. Eğr. Üyesi Kemal Ramazan Haykıran, Öğ. Tğm. Alper Arı, Öğ. Alb. Halil İbrahim Ertürk, Dr. Yusuf Ziya Karaaslan, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Doç. Dr. Zülkif Dağlı, Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Dr. Serap Mumcu Geronazzo, Doç. Dr. RanieroSpeelman ve Prof. Dr. Kenan Ziya Taş, Bursalılara Osmanlı ve günümüz denizciliğinin tarihi ve önemini anlattı. Sempozyumun açılışında konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, akademik ve kültürel projelere bir yenisini daha ekleyerek Türk tarihi için önemli bir etkinliği düzenlemenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Başkan Dündar, “Her yönüyle araştırılmasının ve bilinmesinin genç nesiller adına faydalı olacağını düşündüğümüz Osmanlı tarihinin erken dönemini denizcilik gibi farklı ve özel bir yönüyle ele alan bu sempozyum, Osmanlıların erken dönem denizcilik politikasına ve bu süreçte denizlerde gerçekleşen olaylara dair akademik bakışı temsil etmesi bakımından oldukça kıymetli.Denizlerde hâkimiyet kurma hedefi, tarih boyunca hüküm süren devletlerin en büyük ideallerinden biridir. Zira kıtalar arasında hüküm sürmek, yalnızca gelişmiş bir deniz teşkilatı vasıtasıyla denizlere hâkim olmakla mümkündür” dedi. “İMPARATORLUĞU GEÇİŞ DENİZCİLİK FAALİYETLERİYLE GERÇEKLEŞMİŞTİR” Denizciliğin bir devletin deniz aşırı siyasi gücünü arttıran faktörlerin başında geldiğini belirten Başkan Dündar, “Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu yarımadasının kuzeybatı ucunda filizlenerek gelişen denizcilik, Osmanlı Devleti tarafından da önemli bir konu olarak görülmüştür. Nitekim beylikten üç kıtada hüküm süren bir imparatorluğa geçiş, erken dönem Osmanlı denizcilik politikaları ve faaliyetleriyle gerçekleşmiştir. Uluslararası Erken Dönem Osmanlı Denizciliği Sempozyumu’nun bu dönüşümün arka planını anlamak açısından oldukça değerli olduğunu ifade etmeliyim. Ayrıca bu sempozyumun Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan, Osmanlı Devleti’nin erken dönemine başkent vasfıyla şahitlik eden Bursa’mızda düzenlenmiş olmasının bizler için ayrı bir mutluluk olduğunu da belirtmek isterim. Ayrıca “Mavi Vatan” şuurunun canlandığı ve öneminin gün yüzüne çıktığı bu günlerde, bu kavramın tarihsel kökleri hakkındaki bu çalışmayla konuya katkıda bulunmak bizler için gurur verici oldu” diye konuştu. Sempozyumun Oturum Başkanı Prof. Dr. İdris Bostan da, Türkler’in Anadolu’ya geldiğinde hızla bütün bölgelereyayıldığına vurgu yaparak, “Benim dikkat çekmek isteğim konu gittikleri yerlere ve bulundukları bölgelere süratle ad vermiş olmalarıdır. Karadeniz’e Türkler Karadeniz dedikleri için biz bugün hala bu ismi söylüyoruz. Dünya ülkeleri de kendi dillerinde Karadeniz olarak adlandırıyor. Anadolu’nun batısındaki denizlere ulaştıkları zaman o denizlere Akdeniz adını verdikleri için biz bugün Akdeniz diyoruz. Bu Avrupalılar nezdinde daha önceden bildikleri bir deniz olduğu için bu isimle anılmıyor. Kendi eski adlarıyla söylüyorlar. Türklerin Anadolu’nun atışındaki denize Akdeniz demiş olmaları Bugün bizim Ege Denizi dediğimiz denize Akdeniz demiş olmaları tarihi bir başlangıç noktasıdır ve son derece önemlidir. Orta Asya geleneğinin Anadolu’da dikkatte alındığı görülüyor. Kuzey bölgesindeki oluşumlara askeri bir kavram olarak kara dendiği batıya ak dendiği, güneye ise kızıl dendiği Kızıl Deniz’in bu isimle bu yüzden anıldığı gerçeğini dikkatlerinize sunmak isterim” dedi. 22. Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Muzaffer Metin Ataç da yaptığı konuşmada, “Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde uluslararası bir sempozyum icra ediyoruz. Dünyanın birçok ülkesinden alanında uzman akademisyenler bu sempozyumdaçok değerli bilgileri aktaracak. Ben kapsamlı sempozyumun gerçekleşmesinde katkısı ve desteği olan başta Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’adeğerli akademisyenlere ve katkısı olan herkese teşekkür ederim” dedi. Emekli Oramiral Muzaffer Metin Ataç, günün anısına Başkan Dündar’a TCG Osmangazi (NL-125) çıkarma gemisinin şapkasını hediye etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.