Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli

Bursa Hayat Gazetesi - Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mhp Genel Başkanı Devlet Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırılarına ilişkin Bahçeli’den açıklama! Haber

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırılarına ilişkin Bahçeli’den açıklama!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylara ilişkin yazılı bir açıklama yaparak dikkat çekti. Bahçeli, söz konusu gelişmelerin yüzeysel ve tek yönlü değerlendirmelerle açıklanamayacağını ifade etti. Bahçeli açıklamasında, “Dün Şanlıurfa’da, bugün ise Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceği açıktır.” dedi. Devlet Bahçeli, gelişmelerin her yönüyle incelenmesi gerektiğini belirterek, olayların arka planının serinkanlı ve çok boyutlu bir yaklaşım ile değerlendirilmesinin gerekli olduğunu söyledi. BAHÇELİ’DEN DİJİTALLEŞME VE AKRAN ZORBALIĞI UYARISI! Dijitalleşme ve sosyal medyanın etkilerine dikkat çeken Bahçeli, kontrolsüz dijital ortamlar ile akran zorbalığının çocuklar üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. Devlet Bahçeli, gençlerin sanal dünyanın hızlı ve değişken yapısı içinde büyüdüğüne dikkat çekerek, bu durumun gerçek ile sanal arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdığını söyledi. Ergenlik dönemindeki gençlerin bu etkiler nedeniyle sonuçları hafife alma ve ani tepkiler verme eğilimi gösterdiğini vurgulayan Bahçeli, bunun kontrol edilmemesi halinde geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Bahçeli, olayların tek başına fail üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, çocukları bu tür eylemlere iten sosyal ortam, dijitalleşme ve değer kaybının da sorgulanması gerektiğini dile getirdi. BAHÇELİ’DEN YETKİLİLERE SORUŞTURMA ÇAĞRISI Bahçeli, açıklamasında yetkili kurumlara da çağrıda bulunarak, soruşturmaların her türlü baskıdan uzak ve devlet ciddiyeti içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Olaylar tüm boyutlarıyla aydınlatılmadan yapılan siyasi yorumların gerçeğin üzerini örtebileceğini belirten Bahçeli, bu tür acı hadiselerin günlük siyasete malzeme edilmemesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, Kahramanmaraş’taki olayda hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere Allah’tan rahmet dileyerek, yaralılara acil şifa dileklerini iletti.

Netanyahu açıklamalarına Bahçeli’den sert çıkış! Haber

Netanyahu açıklamalarına Bahçeli’den sert çıkış!

ABD-İran arasında sağlanan ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkese rağmen saldırı tehdidini sürdürdüğü belirtilen İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldığı ifade edildi. Netanyahu’nun ifadeleri Türkiye’de geniş yankı uyandırırken, tepkiler de peş peşe gelmeye devam ediyor. Konuyla ilgili bir açıklama da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi. Bahçeli de konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak açıklama yaptı. Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Netanyahu’nun ifadelerini “köşeye sıkışmışlık korkusunun dışavurumu” şeklinde yorumladı. “AHLAKİ İFLASIN DA TEZAHÜRÜDÜR” Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki sözlerinin yok sayılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şu açıklamalarda bulundu: “İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı zamanda ahlaki iflasın da tezahürüdür. Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini; dizginlerini yitirmiş bir suçluluk psikolojisinin, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışavurumu olarak değerlendirmeliyiz. Hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü olan bu çürük sözler; muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü derin meşruiyet krizini gözler önüne sermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kirli ağızların iftiralarıyla sarsılacak, ucuz propagandalarla yönü değiştirilecek bir devlet değildir. Bugün asıl konuşulması gereken, sözün değil, suçun sahibidir. Bölgesel ve küresel istikrarsızlık dalgasının her gün daha da sertleştiği; bölgemizdeki huzur ve güvenlik ikliminin siyonist hesaplarla dağıtılmak istendiği, emperyalizmin bu kanlı ve kirli oyuna çanak tuttuğu günümüzde; masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesinin Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemize, devletimize söz söylemeye kalkışması, utanmazlığın ve küstahlığın ulaştığı yeni bir dip noktadır. “BİR KLEPTOKRASİ VE AHLAKİ ÇÖKÜŞTÜR” Gazze’de çocukların üzerine yağan bombaların hesabını veremeyenler; Batı Şeria’yı gasp eden, Lübnan’ı işgal eden, Suriye’nin egemenliğini tehdit eden ve İran’da gayrimeşru yollarla rejim mühendisliğine soyunan, çevre ülkelerin iç dengelerini bozmayı alışkanlık haline getiren bu anlayış; bölgeyi ateş çemberine çeviren saldırgan politikalarıyla insanlık vicdanında mahkûm olmuştur ve şimdi dikkatleri başka yöne çekmek için gürültü çıkarmaktadır. Barışı çalan, güvenliği talan eden, insanlığın ortak değerlerini yağmalayan bu yaklaşım; sadece bir saldırganlık değil, aynı zamanda bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür. İsrail yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, istikrarsızlığı besleyen organize bir kriz odağına dönüşmüş durumdadır. Bu yapı, yalnızca Ortadoğu’nun değil bütün dünyanın huzurunu hedef almaktadır. “KENDİ KARANLIĞINI BAŞKALARININ ÜZERİNE YIKAMAZ” Bütün bunların gölgesinde konuşan Netanyahu’nun sözleri, siyasetin değil, panik halinin ürünüdür. Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin dirliğini ve düzenini düstur edinen, hiçbir zorluk ve odak karşısında eğilmeyen, bükülmeyen, değişmeyen tavizsiz duruşu çerçevesinde altını çiziyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir. “İFTİRA VE TEHDİTLERİN İSE KARŞISINDAYIZ” Türkiye Cumhuriyeti; tarihi, devlet aklı ve köklü medeniyet birikimiyle bu tür kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya devam edecektir. Hiç kimse Türkiye’yi hedef alarak kendi suçlarını perdeleyemez, kendi karanlığını başkalarının üzerine yıkamaz. Türkiye’yi hedef alan bu saldırgan üslubun gerisinde; siyonist terör örgütü elebaşının Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığından, Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlum coğrafyalar lehine yükselttiği hakikat sesinden ve Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenen duruşundan duyduğu rahatsızlık vardır. Meselenin özü budur. Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza dönük sözleri yok hükmündedir. Cumhurbaşkanımız’ın yanındayız. Devletimizin kudretine ve hürriyet üzerine inşa edilmiş duruşuna yönelen her sinsi ve hain operasyonun, tahriklerin, iftira ve tehditlerin ise karşısındayız.” İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı… — Devlet Bahçeli (@dbdevletbahceli) April 13, 2026

Bahçeli’den Kadir Gecesi mesajı: “Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır” Haber

Bahçeli’den Kadir Gecesi mesajı: “Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır”

Müslümanlar tarafından büyük bir heyecanla beklenen Kadir Gecesi, bu akşam idrak edilecek. Bu özel ve kutsal günde milyonlarca kişi cami ve mescitlere giderek ibadetlerini gerçekleştirecek. MHP Genel Başkanı Bahçeli, sosyal medyadan yayımladığı mesajda Kadir Gecesi’ni kutladı ve Orta Doğu’daki çatışmaların önemine vurgu yaptı. Bahçeli, şiddet ve çatışmaların İslam dünyasına ağır darbe vurduğunu ve derin yaralar açtığını ifade ederek, şu sözleri dile getirdi: “AHLAKİ VE TUTARLI BİR ÖZELEŞTİRİ MEKANİZMASINI DEVREYE ALMAK LAZIMDIR” “Bir yanda onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz. Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her cepheden ihlal edilmiş, süregelen şiddet tonu yüksek savaş ve çatışmalar İslam alemini ağır şekilde hırpalamış ve yaralamıştır. Ne yazık ki iman ve inanç ölçülerimize müzahir ve münasip şekilde tezahürünü niyaz ve murat ettiğimiz birlik, dirlik ve dayanışma ruhundaki derin çatlaklar, bundan kaynaklanan pek çok sorun aşama aşama vasat bulmuştur. Huşuyla ve huzurla ihata edilmiş bir Ramazan ayını idrak etmek varken; uçuşan füzeler, hedef alınan masum insanlar, yıkıma maruz kalan stratejik altyapılar, devamlı çıta yükselten jeopolitik gerilimler, her yerinden hasar alan medeniyet mirası özelde din kardeşlerimizi, genel manada ise İslam ülkelerinin egemenlik haklarını rehin almıştır. Tan yeri ağarıncaya kadar esenliğin var olacağına inandığımız Kadir Gece’mizde acı, soykırım ve savaşların neden İslam coğrafyasında yuvalandığını samimi ve dürüst bir vicdan refakatinde sorgulamak, ahlaki ve tutarlı bir özeleştiri mekanizmasını devreye almak lazımdır. İçte dağınık olduğumuz müddetçe, aramızda nifak tohumları yeşerdiği sürece dışımızdan her türlü mütecaviz müdahalenin yapılacağını asla unutmamak asıl olmalıdır. Siyonist-emperyalist menşeli savaş ve cinayet makinesinin devamlı surette Müslüman kanı dökmesi, bunun yanı sıra İslam coğrafyasını savaş ve çatışma arenasına dönüştürmesi hunhar nitelikli kahredici bir kısır döngü olduğu kadar tahammülü imkansız tek yanlı zalimlik numunesidir. Geldiğimiz bu aşamada inanç hürriyetimize, insan olmaktan mütevellit tarihi haklarımıza sahip çıkmadığımız veya çıkamadığımız takdirde varlığımızın ve hayati çıkarlarımızın kademe kademe çiğneneceği çok açıktır. “MÜSLÜMANIM DİYEN HERKESİN YÜREK SIZISIDIR” Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır. Ankara ile Bağdat ve Şam’ın, Kudüs ile Gazze’nin kaderi aynı ortak paydada birleşmektedir. On beş gündür kapalı tutulan ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın hüznü hepimizin, Müslümanım diyen herkesin yürek sızısıdır. Bu zulüm mutlaka son bulmalıdır. Temennim, Siyonist-emperyalist kumpasların karanlık dehlizlerine düşmeden, kardeşlik şuurunun ikmaliyle derlenip toparlanmak, görüş açımızı kapatan kabus bulutlarını imanımızın itibar ve haysiyetiyle dağıtmaktır. Kadrini ve kıymetini hakkıyla ifa etmeyi ümit ettiğim bugünkü Kadir Gecemizde, kendimize dönerek yanlışların nerede yapıldığını, açıkların nerede verildiğini, zaaf ve zayıflıkların nerelerde tebarüz ettiğini temiz bir vicdan eşliğinde teşhis edip buna muvafık tedbirler almak tarihi bir sorumluluktur. “KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN” Aziz Türk milletinin, Türk-İslam aleminin, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan bütün aziz vatandaşlarımızın mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor, dualarımızın ve müşterek hedeflerimizin potasında buluşmayı halisane şekilde diliyorum. Kadir Gecemiz mübarek olsun diyorum. Cenab-ı Allah Türk milletinin, gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu bir hayatın mücadelesini veren kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun diye dua ediyorum.” Bir yanda onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in sonuna yaklaşırken, diğer yanda bin aydan daha hayırlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de müjdelenen Kadir Gecesi’yle müşerref olmanın buruk da olsa manevi güzelliğini yaşıyoruz.Buruğuz, çünkü Ramazan ayının sulh ve sükûneti maalesef her…— Devlet Bahçeli (@dbdevletbahceli) March 16, 2026

Ahmet Özer’e verilen hapis cezasına Bahçeli’den tepki! Haber

Ahmet Özer’e verilen hapis cezasına Bahçeli’den tepki!

İstanbul’da "silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi olmak" suçundan yargılanan ve Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Prof. Dr. Ahmet Özer’e, yargılandığı davada 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Karara, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den sert tepki geldi. “MAHŞERİ VİCDANDA KARŞILIĞI YOK” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yazılı açıklamasında “Terörsüz Türkiye” hedefinin son yüzyılın en kritik siyasi ve toplumsal amacı olduğunu ifade etti. Barış, huzur ve güvenliğin Türk milletinin en doğal hakkı olduğunu dile getiren Bahçeli, bu hedefin gerçekleştirilmesi için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Mahkemenin Prof. Dr. Ahmet Özer’e verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezasını eleştiren Bahçeli, kararın evrensel hukuk ilkeleriyle uyumsuz olduğunu ve “Terörsüz Türkiye” hedefine tamamen aykırı olduğunu belirtti. Bahçeli, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükmünü eleştirerek, söz konusu kararın “mahşeri vicdanda karşılığı bulunmadığını” ve adil bir yaklaşımla uyuşmadığını söyledi. BAHÇELİ’DEN “ADALETİN GERÇEK MANADA TECELLİ ETMESİ” VURGUSU Bahçeli, söz konusu kararın temyiz sürecinde gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, “adaletin gerçek manada tecelli etmesi” temennisini dile getirdi. Türk hukuk sisteminin önyargılardan uzak, milli birlik ve beraberliği pekiştiren bir anlayışla işleyiş göstermesi gerektiğini belirtti. “Terörsüz Türkiye” hedefi geride kalan son bir asrın en müessir atılım ve amacıdır. Barış, huzur, istikrar ve güvenlik Türk milletinin hem hakkı hem de tartışılmaz arzu ve arayışıdır. Bu kapsamda herkes ve hepimiz buna binaen hareket ve hizmetle mükellef olduğumuzu unutmamamız…— Devlet Bahçeli (@dbdevletbahceli) January 23, 2026

MHP lideri Bahçeli, ülkücü şehitleri dualarla andı Haber

MHP lideri Bahçeli, ülkücü şehitleri dualarla andı

Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çok sayıda partili tarafından karşılandı. Bahçeli, şehitler için dua ettikten sonra anıta kırmızı karanfil bıraktı. Bahçeli, burada yaptığı konuşmada şehitlik makamının önemini vurgulayarak, "Karanlıktan medet umanlar elbette tarihin harabelerinde unutulmuşluğa terk edilmişken şehitlerimiz aydınlık saçan ahlaki ve şerefli mücadeleleriyle yaşadıkları çağın ve zamanın üstüne çıkmışlardır. Alemde hiçbir hakikat gizli kalmayacağına göre aziz şehitlerimizin kutlu miras ve emanetleri de dünya durdukça dilden dile, nesilden nesile anlatılacak, aktarılacak, minnetle paylaşılacaktır. Ülkücü şehitler fedakarlık nişanesi, kahramanlık timsalidir. Onlar büyük ve güçlü Türkiye’yi misyon olarak akıl ve vicdanlarında somutlaştıran serdengeçti yüreklerdir. Hiçbir şehidimiz, hiçbir gazimiz günübirlik bir hayatın, gelip geçici heveslerin taliplisi ve takipçisi olmadı" dedi. Şehitlerin vatana, millete ve davaya bağlılıklarının mukadder olduğunu dile getiren Bahçeli, "Fazilet, feragat, feraset ve fehametle pekişmiş fani hayatlarını ülkü, ülke ve ilkelerine adamışlardı. Fildişi kulelerine değil kahramanlığın zirvesine tırmandılar. Tuzu kurular gibi sırça köşklerde ahkam kesmeye hiç itibar etmediler. Nabza göre şerbet vermediler. Her dönemin değil, davasının adamı oldular. Menfaat düşkünü değil, millet, muhabbet ve mukaddesat aşkıyla kavruldular. Dışta fakir, içte zengin olmayı bildiler. Dava adamlığının kitabını deyim yerindeyse canlarıyla, kanlarıyla yazdılar. Gelenin keyfi için geçmişe yüz çevirmediler. Egolarını erdemlerinin önüne geçirmediler. Zulmün boyunduruğuna girmediler, kalleş pusulara düşseler bile boyun eğmediler, çile ve zorluklar ardı sıra sökün etse de vazgeçmediler, nihayet alp ile erenliği ruhlarında cem ettiler" açıklamasında bulundu. Konuşmasında halk ozanı Yunus Emre’nin "Olsun be aldırma/Yaradan yardır/Sanma ki zalimin ettiği kardır/Mazlumun ahı indirir şahı/Her şeyin bir vakti vardır" dizelerini hatırlatan Bahçeli, "Toprağımızda izi olmayanların, tohum tohum saçılan emekleri inkar edenlerin, tarlası omuzunda oradan buraya gezenlerin bugünlerde maske takıp Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i haksız ve hayasız şekilde suçlaması, bilinmelidir ki evvelemirde şehitlerimizin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Gerçekten her şeyin bir vakti vardır, o vakit hızla yaklaşmaktadır. O vakit Türkiye Yüzyılı’yla simgelenmekte, yeni bir milli birlik ve kardeşlik asrıyla tebarüz etmektedir. Şehitlerimizin kutlu emanetleri başımızın üstünde, kalbimizin derinliklerinde, ömrümüzün ve önümüzün tam merkezindedir. Vefa bilmeyenlerin vakardan haberi olmaz. Sadakati devre mülk gibi gören sahte ve simsar zihniyetlerin Türk milliyetçiliğiyle ilgili fitne ve dedikodu yaymaları ademe de mahkumdur. Çıkarlarının sevdalısı olan siyasi devşirmeler, davasının sevdasıyla çelikleşmiş ve bayraklaşmış ülkücü şuura elbette nüfuz edemez, hiçbir süratte de yalan ve iftiraya dayanan çirkin sözlerinin değerinden ve ederinden bahsedilemez. Şehitlerimizin yeri gönüllerde, mükâfatı ise Yüce Allah’ın rahmetindedir" dedi. Tüm şehitlerin mücadelesinin onurlu olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Onlar hesap yapmamışlar, yanlışa ortak olmamışlar, hasbi ve haysiyetli hayatlarıyla temayüz etmişlerdir. Ülkücüler Ötüken’den atılan adıma Türk vatanında kucak açan, Söğüt’ten yapılan çağrıya yaşadıkları dönemde aynen riayet eden, tarihin nabzını damarlarındaki kanla temsil eden soylu insanlardır. Ülkücü şehitler ise Türk milletinin iftihar ve irade cevherleridir. Bizim inancımıza göre şehitler ölmemiştir. Bu vesileyle bütün şehitlerimizi, merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i, hain bir saldırıda şehit düşen merhum Gün Sazak Bey’i, hayatlarını kaybetmiş tüm ülküdaşlarımızı saygıyla, rahmetle, özlemle anıyorum. Gazilerimize uzun ve huzurlu bir ömür diliyorum" dedi.

Bahçeli'den önemli açıklamalar! Haber

Bahçeli'den önemli açıklamalar!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye ekonomisi güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır." dedi. Bahçeli, partisinin genel merkezinde, iç ve dış gündem konularına ve Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50'nci yıl dönümüne ilişkin basın toplantısı düzenledi. ABD Başkanı Joe Biden'ın, Başkanlık seçiminden çekilmesinin bölgesel ve küresel zeminde etkisinin olacağını söyleyen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarını devirme planı yapanların kendilerinin tasfiye olduğunu ifade etti. ABD'nin tazyikiyle Türkiye'nin güney sınırları boyunca kurulmak istenen terör devletinin bağlantı noktaları, yol haritası ve ana güzergahının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edildiğini belirten Bahçeli, "Açılan kilidin kapatılmasıyla mücavir bölgelerde hiçbir terör örgütü nefes dahi alamayacaktır. Sürekli operasyon stratejisi Allah'ın izniyle başarıya ulaşacak, terörün ve bölücülüğün kökü kazınacaktır. Buna rağmen Mersin'de halay çekip İmralı canisi lehine slogan atan bir avuç şehir eşkıyası ile Diyarbakır'ın sözde Kürdistan olduğunu ileri süren DEM'li hainler, şımarıklıklarının ağır sonuçlarına katlanacaklardır." diye konuştu. "Türkiye'nin bölünmesi hususunda kapalı devre işbirliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM'in ateşle oynadığı malumlarınızdır." ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti: "Tam da bugünlerde, CHP Genel Başkanı'nın, 'Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa, onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz' açıklaması, yakından tanıdığımız bir bölücü ağzıdır. DEM'lenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM'lenen CHP demokrasimize leke sürmektedir. DEM'lenen CHP milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu kundaklamaktadır. Terörist Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenlerin, profili çeşitlenen Sorosçu Kavala'ya siyasi geleceğini bağlayanların ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzu muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. CHP'nin şifreleri, PKK'nın elinde, DEM'in kullanımındadır." Türk milletinin köksüz ve kötü niyetli müflisleri gördüğünü belirten Bahçeli, "Bu nedenle emperyalizmin içimize kadar yuva yapmış piyonları muhakkak çuvallayacak, alayının birden oyunları bozulacak, mahcubiyet ve mağlubiyet akıbetleri olacaktır." dedi. "TÜRKİYE EKONOMİSİ HIZLA İLERLEME KAYDETMEKTEDİR" Karamsar tablolar çizenlerin, gerçek manada Türkiye'nin gücünü ve Türk milletinin gürbüz iradesini kavramaktan aciz düşenler olduğunu dile getiren Bahçeli, "CHP Genel Başkanı'nın, 'Tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını' iddia etmesi yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır." diye konuştu. Bahçeli, "Türkiye ekonomisi güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır." dedi. Dezenflasyon sürecinin her geçen gün tesirini gösterdiğine işaret eden Bahçeli, "Büyüme, istihdam, ihracat, yatırım, üretim ve cari fazla hedefleri, iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler ekonomik dengelenmeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi en kötü senaryoların engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir." açıklamasını yaptı. Dar ve orta gelirli, muhtaç ve yoksul vatandaşlara her desteğin verilmesinin, sosyal devlet anlayışının bir mecburiyeti olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Aynı şekilde emeklilerimizin, memurlarımızın, işçilerimizin, esnaflarımızın, çiftçilerimizin ekonomik ve hayat standardının yükseltilmesi, siyasi ve manevi sorumluluk listesinde ilk sıralardadır." şeklinde konuştu. CHP'nin siyasi ve ekonomik temelli söz ve eylemlerinin esasen çelişkiler yumağı olduğunu, dişe dokunur ve sadra şifa hiçbir plan, proje ve teklif ihtiva etmediğini kaydeden Bahçeli, "CHP'nin tek yaptığı bol keseden atıp tutmaktır. Üstelik parti içi gerilim ve hesaplaşmalar, CHP yönetimini sürekli zora sokmakta, gündemi değiştirme hevesi de kursaklarında kalmaktadır." değerlendirmesinde bulundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Kıbrıs sorununun çözümünün "Vatan toprağından pay vermekle mümkün" olacağını söyleyen eski KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yı ziyaret etmesinin akıl tutulması olduğunu ifade eden Bahçeli, bunun 50'nci yıl kutlamalarına da gölge düşürdüğünü söyledi. Devlet Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti: "Yunanistan Başbakanı'nın Güney Kıbrıs'ı ziyareti sırasında, Türk askeri ve Türkiye'nin garantörlüğünün olmayacağı bir çözümden bahsetmesi, CHP'nin Kıbrıs'ta aradığı ve arzuladığı normalleşme hezeyanın bizatihi somut karşılığıdır. CHP yönetiminin milli tezlerimizi ve üzerinde oynama yapılamayacak egemenlik çıkarlarımızı müdafaada vahim nitelikli tenakuz ve çarpıklık içinde olduğu besbellidir." "KIBRIS, BÖLGENİN VE KÜRESEL SİSTEMİN KİLİT TAŞIDIR" Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50'nci yıl dönümü münasebetiyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmanın, hasret gidermenin, ortak bir gelecek etrafında kenetlenmenin kuşkusuz milli bir heyecan yarattığını vurgulayan Bahçeli, Türk milletinin tek yürek halinde Kıbrıs davasına inandığının ve arkasında durduğunun altını çizdi. Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, varoluş anıtıdır. Kıbrıs, muhterem ceddimizin göz nuru, gönül yurdu olmasının yanı sıra siyasi, stratejik, kültürel, ekonomik, jeopolitik miras ve müktesebatıyla bölgenin ve küresel sistemin kilit taşıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs'tır." Bahçeli, Kıbrıs'ın, öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını ve tarihi emanetlerini göz ardı eden, yok sayan, hatta imhası için fırsat kollayan karanlık çevrelerin tahrikleri, tacizleri ve tuzakları hiç bitmemiştir. On yıllar boyunca çözümsüzlüğün çözüm olarak dayatılması, kurulan müzakere masalarının ve makul uzlaşma vasatının tahrip edilmesi boşuna değildir. Çünkü Kıbrıs'ta barış, huzur ve refah ikliminin tesisinden ödü kopanlar vardır ve bunların oyunları kesintisiz şekilde sahne almaktadır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası varoluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir." Girit'te ne yapıldıysa Kıbrıs'ta da aynısının planlandığını dile getiren Bahçeli, "Şayet Türkiye'nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğünün Hocalı'da, Kerkük'te, Doğu Türkistan'da ve Gazze'de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. 50 yıl önce, Ada'dan yükselen çığlıklara, kardeşin kardeşe feryat içindeki çağrılarına sessiz ve seyirci kalamazdık." şeklinde konuştu. "ADA'NIN İLHAKINA HEVESLENENLERİN HAYALLERİ AKDENİZ'E GÖMÜLMÜŞTÜR" Türkiye'nin, Zürih ve Londra antlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakları temelinde 20 Temmuz 1974 sabahı "Ayşe'yi tatile, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini de Kıbrıs"a gönderdiğini ifade eden Bahçeli, "Bu askeri çıkarma Kıbrıs Türklüğünün hürriyetini, can ve mal güvenliğini, asayiş ve barış özlemlerini temin hedefini esas almıştır. O günlerden bugünlere, düşmanca muamelelerin, insanlık dışı eylemlerin failleri ortadadır." dedi. Yakıp yıkan, kırıp döken, vurup öldüren EOKA çetelerine karşı beklenen, yolu gözlenen Türklerin gelerek soydaşlarına hayat verdiğini söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti: "Husumet cephesinin beli kırılmış, Osmanlı şamarı yüzlerine inmiştir. Ada'nın ilhakına heveslenenlerin hayalleri Akdeniz'e gömülmüştür. Bu harekat çiğnenmek ve öğütülmek istenen Kıbrıs Türklüğünün dirilişine ve ölü toprağını silkeleyip atmasına muzaffer bir hizmettir. Kıbrıs'ta işlenen vahşi cinayetlere, yapılan baskı ve zulümlere sözde medeni ülkeler tepkisiz kalırken, hatta alttan alta körüklerken, Türkiye haksızlığa boyun eğmemiş, soydaşlarımız çaresiz ve kimsesiz bırakılmamıştır." Bahçeli, 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Türkünün gözyaşlarının silindiğini, ağıtların dindirildiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.