Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lübnan

Bursa Hayat Gazetesi - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ebru Şancı Londra’da lüksün sınırlarını gösterdi: 250 gramı 280 bin TL! Haber

Ebru Şancı Londra’da lüksün sınırlarını gösterdi: 250 gramı 280 bin TL!

Ünlü isim Ebru Şancı, İngiltere'den yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla gündemdeki yerini koruyor. 2015 yılında futbolcu Alpaslan Öztürk ile evlenen ve üç çocuk annesi olan Şancı, mankenlik kariyerini noktaladıktan sonra moda dünyasına yönelerek gelinlik sektöründe büyük başarı yakalamıştı. ARAP DÜNYASINDA ÇOK KONUŞULAN TASARIMCI Dubai, Kuveyt, Lübnan, İngiltere ve Amsterdam’da mağazaları bulunan Ebru Şancı, özellikle Arap dünyasının en dikkat çeken gelinlik tasarımcıları arasında yer alıyor. Sosyal medyada oldukça aktif olan Şancı, son dönemde İngiltere’deki market fiyatlarını takipçileriyle paylaşarak dikkatleri üzerine çekmişti. ÜZÜM 3.450 TL, ÇİLEK 8.250 TL DERKEN… ŞİMDİ DE HAVYAR! Şancı daha önce Londra'da, bir paket üzümün 3.450 TL, bir kavunun 6.700 TL, 28 adet çileğin ise 8.250 TL fiyatla satıldığını paylaşarak sosyal medyada gündem yaratmıştı. 250 GRAM HAVYAR 280 BİN TL Ünlü tasarımcı bu kez de lüks tüketimin zirvesini gösteren bir fiyat etiketini takipçilerinin dikkatine sundu. 250 gramlık havyarın tam 280 bin TL olduğunu belirten Şancı, paylaşıma şu notu ekledi: “Bunu yiyen insan tuvalete gitmeye üzülür.” Kısa sürede viral olan söz, hem fiyatlara tepki hem de mizahi bir yorum olarak kullanıcıların ilgisini çekti. SOSYAL MEDYADA BÜYÜK YANKI Şancı’nın yeni paylaşımı sosyal medya kullanıcıları arasında tartışma yarattı. Kimileri fiyatlara şaşırırken, kimileri de Londra’daki lüks tüketim ürünlerinin bu rakamlara ulaşmasının şaşırtıcı olmadığını belirtiyor. Ebru Şancı’nın Londra macerasına dair yeni paylaşımlar yapıp yapmayacağı ise merak konusu.

İsrail ile Lübnan arasında ateşkes! Haber

İsrail ile Lübnan arasında ateşkes!

Ateşkesin bugün yerel saatle 04.00'te yürürlüğe gireceğini açıklayan Biden, Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin 60 gün içinde Lübnan'ın güney sınırına konuşlanarak bu bölgenin kontrolünü sağlayacağını belirtti. Antlaşmanın, söz konusu bölgeden Hizbullah unsurlarının silahsızlandırılarak Litani Nehri'nin kuzeyine geçirilmesini öngördüğünü kaydeden Biden, 60 günlük süreç zarfında İsrail askerlerinin kademeli şekilde bölgeden geri çekileceğini söyledi. Biden, bu süreçte Lübnan'da herhangi bir Amerikan askerinin görev almayacağını da kaydederek, ABD ve Fransa'nın öncülüğünde uzun süren diplomatik çabaların sayesinde anlaşmaya varıldığını vurguladı. Başkan Biden ayrıca, ABD ve Fransa'nın başını çektiği bir uluslararası koalisyonun ateşkes antlaşmasının uygulanması konusunda destek vereceğini belirtti. Biden, İsrail saldırıları sebebiyle yerinden edilen Lübnanlılar ile İsrail'in kuzeyindeki Yahudi yerleşimcilerin evlerine dönmesinin sağlanacağını da dile getirdi. Ateşkesin yürürlüğe gireceğinin açıklanmasından önce basına yansıyan iddialara göre, İsrail ordusunun ve Hizbullah'ın çekildiği İsrail-Lübnan sınırından Litani Nehri'ne kadar olan bölgeye 5 bin ila 10 bin kadar Lübnan askeri konuşlandırılacak. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1701 sayılı kararına uygun olarak Lübnan'daki söz konusu grupların yeniden silahlanmasını önlemek için, Lübnan'a silah satışı veya Lübnan içinde silah üretimi Lübnan hükümeti tarafından denetlenecek. Öte yandan basında yer alan diğer bir iddiaya göre, "ABD, Hizbullah'ın antlaşmayı ihlal ettiği tespit edilirse İsrail'e yeniden saldırma hakkı tanıyan ve antlaşma metninde olmayan bir taahhüdde bulundu." LÜBNAN BAŞBAKANI MİKATİ, İSRAİL'LE YAPILAN ATEŞKES ANLAŞMASINI MEMNUNİYETLE KARŞILADI Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, ABD Başkanı Joe Biden, Lübnan ile İsrail hükümetleri arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını açıklamasından sonra Başbakan Mikati ile telefonda görüştü. Telefon görüşmesinde Mikati, Başkan Biden'a Amerika'nın Lübnan'a verdiği destek ve Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein'ın ateşkese ulaşma çabaları için teşekkür etti. Mikati, ABD ve Fransa'nın katkısıyla varılan ateşkes kararını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Ateşkesin yol haritasını çizen bu anlaşmanın, Lübnan'da sükunet ve istikrarın sağlanması, yerinden edilenlerin evlerine ve şehirlerine dönüşleri yönünde önemli bir adım olmasının yanı sıra bölgesel istikrarın sağlanmasına da yardımcı olduğunu kaydeden Mikati, ABD ve Fransa'nın bu anlaşmaya ulaşma yönündeki ortak çabalarını takdirle karşıladığını dile getirdi. Lübnan hükümetinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1701 sayılı kararının uygulanması, ordunun güneydeki varlığının güçlendirilmesi ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliğini sürdürme konularına bağlılığını vurgulayan Mikati, dünya ülkelerine ve ilgili uluslararası kuruluşlara bu konuda sorumluluk üstlenmeleri çağrısında bulundu. Mikati, buna karşılık İsrail'in de ateşkes kararına tam olarak uymasını, Lübnan'da işgal ettiği tüm alan ve bölgelerden çekilmesini ve BMGK'nın 1701 sayılı kararına tam olarak uymasını talep etti. LÜBNAN SİVİL SAVUNMASINDAN HALKA "ATEŞKES TAM SAĞLANANA KADAR" ÜLKENİN GÜNEYİNE DÖNMEYİN UYARISI Lübnan Sivil Savunma Müdürlüğü, halka "resmi makamlar ateşkesin tam sağlandığını açıklayana kadar" ülkenin güneyine dönmeyin uyarısında bulundu. Sivil Savunma Müdürlüğüne bağlı Harekat Odasından yapılan yazılı açıklamada, Lübnan halkına, güvenlikleri ve güvenli bir şekilde geri dönüşleri için talimatlara uymaları istendi. Açıklamada, ateşkesin tam olarak sağlandığından emin olmak için ilgili makamlardan resmi bir açıklama yapılmadan köy ve bölgelere gidilmemesi, köy ve şehirlere giden yolların araştırılması ve güvenlik güçlerinin talimatlarına uyulması çağrısında bulunuldu. Vatandaşlardan, köy ve kentlere giden yolların açık olup olmadığını öğrenmek için ilgili mercilerden bilgi almaları ve güvenlik güçlerinin talimatlarına uymaları, yola çıkmadan önce seyahat sırasında kullanacakları araçların yolculuk için elverişli olduğunu kontrol etmeleri istendi. Yola çıkmadan önce en az bir hafta yetecek kadar yiyecek ve içecek gibi temel ihtiyaçların sağlanmasının yanı sıra kronik hastalıkları bulunanların kullandıkları ilaçları ve bebeklerin mamalarının temin edilmesi uyarıları yapıldı. Kasabalara varıldığında İsrail'in saldırılarında hedef alınan binalara girmemeye dikkat edilmesi, tamamen veya kısmen hedeflenen binaların çevresinde bulunulmaması istendi. Duman ve toz solunumunu azaltmak için tıbbi maske kullanılması, sokaklardaki elektrik şebekelerinden ve kopuk elektrik tellerinden uzak durulması çağrısında bulunuldu. İlgililere haber vermeden ormanlara, meyve bahçelerine, köy ve kasaba kenar mahallelerine girilmemesi, son derece dikkatli olunması ve patlamamış herhangi bir mühimmat veya askeri teçhizata dokunulmaması ve derhal ilgili makamlara bilgi verilmesi istendi. Anormal görüntü, koku veya ölü izlerinin derhal bildirilmesi, şüpheli nesnelerden uzak durulması, bunlara dokunulmaması, hareket ettirilmemesi ve ilgili makamlara haber verilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Yardıma ihtiyaç duyulduğunda köy ve kasabalarda bulunan sivil savunma ekipleriyle iletişime geçilmesi çağrısında bulunuldu. İsrail ordusu, ateşkes antlaşması yürürlüğe girene kadar Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürdü Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail ordusunun Beyrut'un güneyine hava saldırıları düzenlediğini bildirirken, yerel basında da İsrail ordusunun ateşkes antlaşmasının yürürlüğe girdiği ana kadar ülkenin güneyine ve doğusuna yönelik hava saldırıları düzenlediği ifade edildi. Ateşkes antlaşmasının yerel saatle 04.00 (Türkiye saati ile 05.00) itibarıyla yürürlüğe girmesinin ardından İsrail saldırılarının durduğu bildirildi. Antlaşmanın yürürlüğe girmesiyle özellikle başkent Beyrut'un Dahiye bölgesinden ateşkesi kutlamak için havaya yoğun ateş açılırken, İsrail saldırılarının yerinden ettiği Lübnanlıların güneye doğru hareket etmeye başladığı aktarıldı. Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X hesabından yaptığı paylaşımla güney Lübnan sakinlerine uyarıda bulundu. Adraee, "Ateşkes antlaşması yürürlüğe girmiştir ve şartlar uyarınca İsrail ordusu Güney Lübnan'daki mevzilerinde konuşlanmaya devam etmektedir." ifadesini kullandı. İsrail ordusunun konuşlandığı bölgelere ilerlenmemesi uyarısında bulunan Adraee, yerinden edilen bölge halkının güvenliği için bölgeye hareket etmekten kaçınması gerektiğine işaret etti. BMGK'NİN 1701 SAYILI KARARI BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, İsrail'in Mavi Hattı'nın gerisine çekilmesini ve bu hatla Lübnan'daki Litani Nehri arasındaki bölgenin silahsızlandırılmasını, burada sadece Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'ne (UNIFIL) ait silah ve askeri araç-gerecin bulundurulmasını öngörüyor. Ancak Lübnan'ın güneyindeki Litani Nehri ve İsrail ile sınır olarak belirlenen Mavi Hat arasındaki neredeyse tüm bölgeler, 2000 yılından bu yana Hizbullah'ın güçlü askeri nüfuzu altında bulunuyor. ABD Başkanı Joe Biden, Lübnan ile İsrail hükümetleri arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını ve ateşkesin yerel saatle 04.00'te yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.

İsrail Devleti'ni kim kurdu? Haber

İsrail Devleti'ni kim kurdu?

14 Mayıs 1948'de, Birleşmiş Milletler'in paylaşım planı uyarınca David Ben-Gurion, İsrail Devleti'nin kuruluşunu ilan etti. Bu tarih, Orta Doğu tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Aynı gün, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları İsrail topraklarına saldırı başlatarak bölgedeki çatışmaların fitilini ateşlediler. 1949'un başlarında, Birleşmiş Milletler öncülüğünde İsrail ile savaşa giren Arap ülkeleri arasında doğrudan müzakereler düzenlendi. Irak dışında, bu ülkelerin hepsi müzakerelere katıldı ve sonuç olarak bir ateşkes anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre, İsrail topraklarının sahil şeridi, Celile ve Necef bölgesi kendisine bırakıldı; Batı Şeria, Ürdün yönetimine geçerken, Gazze Mısır'a bırakıldı. Kudüs ise doğu kısmı Ürdün'e, batı kısmı ise İsrail'e verildi. İsrail'in Coğrafi Konumu İsrail, Orta Doğu'da, Doğu Akdeniz kıyısında yer almaktadır. Batısında Akdeniz, kuzeyinde Lübnan ve Suriye, doğusunda Ürdün, güneybatısında ise Sina Yarımadası ve Gazze bulunmaktadır. Ülkenin güney kesimi, Necef Çölü ile kaplıdır. Kuzeydoğu bölgesi, Şeria Hendeğine açılırken, güneydoğuda dik yükseltiler mevcuttur. Bu bölge, Lut Gölü gibi önemli doğal alanları da içermektedir. Akdeniz kıyısının kuzey bölümü ise Yafa'dan başlayarak Karmel Dağı'na kadar uzanan Şaron Ovası olarak bilinir. İsrail’in coğrafi konumu, bölgedeki stratejik ve siyasi dinamikler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki çatışmaların ve uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde kritik rol oynamaktadır.

Lübnan'dan tahliye sürecinde asılsız iddialara resmi açıklama Haber

Lübnan'dan tahliye sürecinde asılsız iddialara resmi açıklama

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, sosyal medya platformlarında yayılan bir iddiaya ilişkin bir açıklama yaptı. "Türkiye'den Lübnan'a Türk vatandaşlarını tahliye etmek için yollanan gemiye önce yabancı uyruklular alındı ve kavga çıktı" şeklindeki iddiaların asılsız olduğu vurgulandı. Açıklamada, Lübnan'dan Türk vatandaşlarının tahliye sürecinde herhangi bir kavga veya huzursuzluk yaşanmadığına dikkat çekildi. Ayrıca, iddiaların aksine bu süreçte Lübnan askerlerinin herhangi bir müdahalede bulunduğuna dair bir durumun söz konusu olmadığı belirtildi. Beyrut'tan Türk vatandaşlarının güvenli bir şekilde tahliye edilmesi, TCG Sancaktar ve TCG Bayraktar gemileri aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Bu gemiler, Türkiye'den Beyrut'a 300 ton insani yardım malzemesi taşıyarak, Türk vatandaşlarını tahliye etme görevine de devam etmektedir. Açıklamada, öncelikle Türk vatandaşlarının tahliye edildiği, ardından devletimizden talepte bulunan yabancı ülke vatandaşlarının da güvenli bir şekilde tahliye edildiği ifade edildi. Dışişleri Bakanlığı, tahliye sürecinin başarılı bir şekilde ilerlediğini duyurarak, toplamda 878 Türk vatandaşı, 24 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşı ve birinci derece yakınları dahil olmak üzere toplam 966 kişinin Lübnan’dan güvenle tahliye edildiğini bildirdi. Bakanlık, gemilerin bu akşam (10 Ekim) Mersin Limanı'na varmasının beklendiğini de açıkladı. Son olarak, İletişim Başkanlığı yetkilileri, bu tür asılsız iddialara itibar edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, kamuoyunu dikkatli olmaya ve doğrulanmamış bilgileri yaymamaya davet etti.

Beyrut: Neden önemli? Patlama ne zaman gerçekleşti? Haber

Beyrut: Neden önemli? Patlama ne zaman gerçekleşti?

Beyrut, Lübnan'ın başkenti ve Orta Doğu'nun geçmişteki parlayan yıldızı olarak tanınıyor. Nüfusu 1,5 milyonun üzerinde olan bu şehir, Akdeniz ikliminin etkisiyle zengin bir kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. Ancak, 1970’lerden itibaren yaşanan toplumsal ve siyasi karışıklıklar, Beyrut’un ekonomik ve kültürel merkezi olma özelliğini kaybetmesine neden oldu. Osmanlı döneminde planlı bir şekilde gelişen Beyrut, 1943'te bağımsızlık kazanmasının ardından hızlı bir büyüme sürecine girdi. İç savaştan önce şehirdeki Hristiyan ve Müslüman nüfus eşitken, günümüzde Müslümanlar çoğunluğu oluşturuyor. Beyrut'un doğusunda Hristiyanlar, batısında ise Müslümanlar yoğunlaşmış durumda. 1960'lardan sonra gelen göçlerle Şii nüfusu artış gösterdi. BEYRUT NEDEN ÖNEMLİ? Beyrut, Lübnan'ın hükümet merkezi olmasının yanı sıra, ülkedeki birçok banka ve şirketin bulunduğu önemli bir ekonomik merkezdir. Şehir, hem Lübnan hem de bölge için stratejik bir liman işlevi görmektedir. Küreselleşme ve Dünya Şehirleri Araştırma Ağı tarafından "Beta +" Dünya Şehri olarak derecelendirilen Beyrut, uluslararası ticaretin merkezi konumundadır. 1950-70 yılları arasında Beyrut, Ortadoğu'nun ekonomik merkezi olarak öne çıktı. Serbest ekonomi politikaları ve cazip bankacılık hizmetleri, şehri Arap zenginleri için önemli bir finans merkezi haline getirdi. Beyrut Amerikan Üniversitesi gibi eğitim kurumları, şehri diğer Arap ülkelerinden gelen öğrenciler için cazip kıldı.  İÇ SAVAŞ VE SONRASI Ancak, 1975'te başlayan iç savaş, şehri harabe haline getirdi. Savaş sona erdiğinde, Beyrut'un birçok bölgesi ağır hasar almış, 150.000 Lübnanlı yaşamını yitirmişti. 2006'da yaşanan İsrail-Lübnan Krizi sırasında da şehir ciddi şekilde zarar gördü. 2020 BEYRUT PATLAMASI Son olarak, 4 Ağustos 2020'de meydana gelen patlama, Beyrut'u yeniden derinden etkiledi. Limanda depolanan 2.750 ton amonyum nitratın infilak etmesi sonucu 200'den fazla kişi hayatını kaybetti ve 300.000'den fazla insan evsiz kaldı. Bu olay, şehirdeki yaraların hala tam anlamıyla sarılamadığını gösteriyor. GELECEK BELİRSİZLİĞİ Beyrut'un tarihi ve kültürel zenginliği, zorlu süreçlerle şekillenmiştir. Bugün, şehir hem geçmişin izlerini taşıyor hem de yeniden doğuş sürecini yaşıyor. Geleceği hala belirsiz olsa da, Beyrut'un dayanıklılığı ve tarihi önemi, onu her zaman ilgi çekici kılacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.