Bursa Tabip Odası, bilim dışı iddialara sessiz kalmadı!
Bursa Tabip Odası, söz konusu iddialar üzerine ilgili Alman resmi kurumlarına yazılı başvuruda bulundu.
Gelen resmi yanıtta, kamuoyuna sunulan belgelerin kendileri tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu; ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı bildirildi.
Bu açıklamalar, tıbbi doğruluk ve hekimlik ile akademik unvanların kamusal kullanımı açısından soru işaretleri doğurması sebebiyle, Bursa Tabip Odası kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla basın açıklaması yaptı.
Bursa Tabip Odası’nı temsilen açıklamayı Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ferda Firdin yaptı.
Dr. Ferda Firdin, “Söz konusu kişinin konuşmasında, kemik iliği kanserinden standart onkolojik tedavileri reddederek yalnızca dört ay içinde iyileştiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Bu iddialar, kanıta dayalı tıp ilkeleri ile uyuşmamaktadır. Kenevire ilişkin mevzuat tartışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, bilimsel dayanağı olmayan bu kişisel konuşmanın, profesör etiketiyle sunulması kaygı vericidir. Bilimsel tedavilerin yerini alabilecek herhangi bir yaklaşım bulunmamaktadır zira tıbbın alternatifi yoktur. Bu tür söylemlerin medyada yeterli bilimsel bağlamdan koparılarak ısrarla gündem edilmesi, özellikle tedavisi süren hastalar açısından çok risklidir.” ifadelerini kullandı.
Dr. Ferda Firdin, Almanya’daki yetkili makamlara yazılı başvuruda bulunduklarını açıklayarak, “Berlin Tabip Odası tarafından tarafımıza iletilen resmi yanıtta, kamuoyuna sunulan ve Berlin Tabip Odası tarafından düzenlendiği görülen belgenin kendileri tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu, ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı açıkça bildirilmiştir.” dedi.
Firdin, halk sağlığını ilgilendiren konularda, bilimsel gerçeklerle çelişen söylemlerin yaygınlaşmasına ve meşrulaştırılmasına sessiz kalınamayacağını vurgulayarak, “Bursa Tabip Odası olarak bir kez daha vurgulamak isteriz ki bilimsel bilgi ve tıbbi uygulamalar, doğrulanmamış ünvanlara, kişisel anlatılara ve bilimsel denetimden geçmemiş iddialara dayanamaz. Halkın sağlığını ilgilendiren konularda, bilimsel gerçeklikle bağdaşmayan söylemlerin meşrulaştırılmasına ve yaygınlaştırılmasına sessiz kalmamız mümkün değildir. Bu yüzden Bursa Tabip Odası olarak halk sağlığını yanıltıcı nitelikte beyanlar nedeniyle ilgili kişi hakkında yetkili adli mercilere başvuruda bulunulmuştur. Süreç, hukuki ve mesleki sorumluluklarımız çerçevesinde takip edilmektedir.” şeklinde konuştu.
Bursa Tabip Odası tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:
Şehrimizde Aralık 2025’de düzenlenen sempozyumda kendisini onkolog ve profesör olarak tanıtarak konuşmacı olarak yer alan kişi hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirme ve halk sağlığını koruma sorumluluğumuz gereği açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur.
Söz konusu kişinin konuşmasında, kemik iliği kanserinden standart onkolojik tedavileri reddederek yalnızca dört ay içinde iyileştiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Bu iddialar, kanıta dayalı tıp ilkeleri ile uyuşmamaktadır. Kenevire ilişkin mevzuat tartışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, bilimsel dayanağı olmayan bu kişisel konuşmanın profesör etiketiyle sunulması kaygı vericidir. Bilimsel tedavilerin yerini alabilecek herhangi bir yaklaşım bulunmamaktadır zira tıbbın alternatifi yoktur. Bu tür söylemlerin medyada yeterli bilimsel bağlamdan koparılarak ısrarla gündem edilmesi, özellikle tedavisi süren hastalar açısından çok risklidir.
İlgili kişinin hekimlik statüsü, akademik unvanı ve bilimsel yetkinliğine ilişkin iddialarının resmi ve doğrulanabilir kayıtlarla desteklenmemesi, ulusal ve uluslararası hakemli bilimsel dergilerde izlenebilir herhangi bir akademik yayınının bulunmaması, ORCID numarasının bilinmemsi ve akademik üretime dair şeffaf bir geçmiş sunamaması, bu kişisel açıklamaların güvenilirliğini daha da tartışmalı hâle getirmektedir. Kendisini onkolog ve profesör doktor olarak tanıtan kişinin, yakalandığını ileri sürdüğü hastalığın tıbbi adını ve temel klinik özelliklerini dahi doğru biçimde ifade edememesi, hastalığı sırasında uyguladığını iddia ettiği bilim dışı yöntemi sonradan bir başarı öyküsü ve dolaylı tedavi söylemi eşliğinde kamuoyuna sunması, halk sağlığı açısından tehlikelidir.
Kanser gibi toplumda yüksek kaygı yaratan hastalıklara ilişkin kişisel anlatılara dayalı ve umut tacirliğine varabilecek söylemlerin dolaşıma sokulması, halen tedavisi süren hastaları yanlış yönlendirme ve sağlıklarını ciddi biçimde tehlikeye atma riski taşımaktadır. Bu tür beyanların yol açabileceği zararlar yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal düzeydedir.
Bu kapsamda Bursa Tabip Odası olarak ilgili kişinin kamuoyuna sunduğu mesleki belgelerin ve akademik unvan iddiasının doğruluğunu teyit etmek amacıyla Almanya’daki yetkili makamlara yazılı başvuruda bulunulmuştur. Berlin Tabip Odası tarafından tarafımıza iletilen resmi yanıtta, kamuoyuna sunulan ve Berlin Tabip Odası tarafından düzenlendiği iddia edilen belgenin kendileri tarafından düzenlenmediği ve sahte olduğu, ayrıca ilgili kişinin Berlin Tabip Odası’na hiçbir zaman üye olmadığı açıkça bildirilmiştir.
Bu yanıt dışında, Türk Tabipleri Birliği’nin başvurusu üzerine, kamuoyuna sunulan belgelerden ikincisini düzenlediği iddia edilen Baden-Württemberg Eyaleti Kuzey Württemberg Bölge Tabip Odası tarafından gönderilen resmi yanıtta, 10 Nisan 2008 tarihli uzmanlık belgesinin kurumları tarafından düzenlenmediği ve belgenin sahte olduğu bildirilmiştir. İlgili kişinin hiçbir zaman bu tabip odasına üye olmadığı belirtilmiş ve konu hakkında Stuttgart Savcılığı’na başvuruda bulunulduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca kişinin daha sonra bir yazar vasıtasıyla kamuoyu ile paylaştığı tıbbi belgelerde tanının “G3 osteosarkom” olduğu görülmüştür. Ancak söz konusu belgelerin düzenlenme biçimi, içerik bütünlüğü ve klinik süreç açısından taşıdığı soru işaretleri nedeniyle, belgelerde adı geçen sağlık kurumlarına teyit başvuruları yapılmıştır. Osteosarkom, özellikle yüksek dereceli (G3) olduğunda agresif seyir gösterebilen malign kemik tümörüdür. Tanısı histopatolojik inceleme ile konulur ve tedavi süreci cerrahi girişimin yanı sıra uluslararası onkoloji rehberleri doğrultusunda planlanan sistemik kemoterapi protokollerini de içerir. Yüksek dereceli osteosarkom da kısa sürede ve standart onkolojik tedaviler dışında bir yöntemle tam ve kalıcı iyileşme sağlandığına dair yerleşik ve güvenilir klinik kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle kişisel anlatımlara dayalı tedavi başarı iddialarının genelleştirilmesi tıbbın bilimsel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bursa Tabip Odası olarak bir kez daha vurgulamak isteriz ki bilimsel bilgi ve tıbbi uygulamalar, doğrulanmamış unvanlara, kişisel anlatılara ve bilimsel denetimden geçmemiş iddialara dayanamaz. Halkın sağlığını ilgilendiren konularda, bilimsel gerçeklikle bağdaşmayan söylemlerin meşrulaştırılmasına ve yaygınlaştırılmasına sessiz kalmamız mümkün değildir. Bu yüzden Bursa Tabip Odası olarak halk sağlığını yanıltıcı nitelikte beyanlar nedeniyle ilgili kişi hakkında yetkili adli mercilere başvuruda bulunulmuştur. Süreç, hukuki ve mesleki sorumluluklarımız çerçevesinde takip edilmektedir.
Üniversiteler bilginin üretildiği doğrulandığı ve topluma güvenle aktarıldığı kurumlardır. Bu nedenle, bilimsel dayanağı olmayan, spekülatif nitelikteki sağlık iddialarının, akademik ortamlar ve üniversite etkinlikleri aracılığıyla dolaşıma girmesi kaygı vericidir. Bu tür söylemlerin, bilimsel denetimden geçmiş bilgiyle eşdeğer bir görünüm kazanmasına yol açabilecek her türlü uygulamayı, akademik sorumluluk ve halk sağlığı açısından doğru bulmadığımızı kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.