Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan su ve yatırım vurgusu! 563 tesis hizmete açıldı
Ankara Beştepe’de yer alan Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, DSİ tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreni gerçekleştirildi.
Törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önemli açıklamalar yaptı.
“MİLLETİN EVİNE HEPİNİZ HOŞ GELDİNİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz.
Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54'ü baraj ve gölet.
“EKONOMİMİZE 22 MİLYAR LİRA KATKI YAPACAK”
109'u sulama tesisi. 18'i içme suyu tesisi. 11'i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri.
371’i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.
1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. 52 bin 400 dekar araziyi taşkının zararlarından koruyacağız.
Tamamladığımız bu tesisler ekonomimize 22 milyar lira katkı yapacak.
“YAPIMINDA EMEĞİ GEÇEN HER BİR KARDEŞİME TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum.
Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim. Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, alimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar her vehçesiyle bir su medeniyetidir.
“SU, TEMİZLİĞİN, SAFLIĞIN, GÜZELLİK VE BEREKETİN SİMGESİDİR”
Bin yıl önce dergahlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur.
İnancına dört elle sarılan ve su gibi aziz ol diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su, temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir.
Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca su cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükafatla karşılık bulacağını müjdelemiştir.
“HASTALARINI BİLE SU SESİYLE TEDAVİ ETMİŞTİR”
Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız Allah'ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen fi sebilillah kavramını kısaltıp çeşmelerine sebil ismini vermiştir.
Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller bizim nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir.
Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir.
Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir.
Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz, bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir.
Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir.
“ÜRETİM VE ENERJİNİN DE ANA UNSURU OLAN SUDUR”
Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur.
Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır.
Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz.
İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor.
“SU KAYNAKLARI MAALESEF HIZLA AZALIYOR”
Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca yüzde 2,5'i tatlı sulardan oluşuyor.
1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır.
Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor.
Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor.
“BU TEHDİTLERLE EN SERT ŞEKİLDE YÜZLEŞEN ÜLKELERDEN BİRİYİZ”
Dünya Su Kalkınma Raporu’na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor.
Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor.
Biz Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz.
Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.
Sadece geçtiğimiz sene 2 bin 334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi.
“SENE YANGINLARLA ÇOK DAHA ETKİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz.
Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık.
28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2 bin 766 ilk müdahale aracımız, bin 953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz.
“VERİMLİ KULLANMAK VE DOĞRU YÖNETMEK MECBURİYETİNDEYİZ”
Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık bin 301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır.
Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye'de bu rakam yıllık 574 milimetredir.
Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz.
Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum.
Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz.
“ÜLKEMİZ EKONOMİSİNE 365 MİLYAR LİRA KATKI YAPTIK”
Eşim Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı.
Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık.
Geri kazanım oranımızı 2035'te yüzde 60'a, 2053'e ise inşallah yüzde 60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum.
“POLİTİKA VE YATIRIMLARA AĞIRLIK VERDİK”
Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz.
Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık.
Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik.
2002'den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve benti, bin 890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk.
Bu arada 6 bin 234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNE YILLIK DÖRT YÜZ ON ALTI MİLYAR LİRA KATKI SAĞLADIK”
Rakamlarla toplam dört trilyon yedi yüz milyar lira değerinde olan on bin dokuz yüz seksen dört tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik.
Bu tesislerle iki buçuk milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık dört yüz on altı milyar lira katkı sağladık.
Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık.
Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık.”