Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bahçeli

Bursa Hayat Gazetesi - Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bahçeli’den TBMM’de kritik açıklamalar: “Türkiye yolgeçen hanı değildir” Haber

Bahçeli’den TBMM’de kritik açıklamalar: “Türkiye yolgeçen hanı değildir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki haftalık grup toplantısında milletvekillerini ve basın mensuplarını selamlayarak konuşmasına başladı. Konuşmasında düşüncenin önemine değinen Bahçeli, İstiklal Marşı’nın milli mücadele ve bağımsızlık ruhunu yansıttığını belirtti. Mehmet Akif Ersoy’un milli şuur ve vatanseverlik mirasına dikkat çeken Bahçeli, “İstiklal Marşı’nın zamanlar üstü çağrısı, bugün de milletimizin yol göstericisidir” dedi. BÖLGESEL KRİZLERE SERT TEPKİ Bahçeli, ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik saldırılarını ve bölgedeki insani dramları ele aldı. 28 Şubat 2026’de Minab’daki okul bombardımanında 175 çocuğun hayatını kaybetmesini örnek gösteren Bahçeli, “İnsanlığın vicdanı, çocukların dramını göz ardı edemez” ifadelerini kullandı. Bölgesel çatışmaların Türkiye ve Azerbaycan’ın hava sahasında güvenlik riskleri doğurduğunu vurgulayan Bahçeli, NATO ve Türkiye unsurlarınca balistik mühimmatların etkisiz hale getirildiğini söyledi. TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARI VE SAVUNMA MESAJI Bahçeli, Türkiye’nin sınır güvenliği ve hava sahasının korunmasının öncelikli olduğunu belirterek, İran’a yönelik diplomatik ve iyi komşuluk mesajını iletti. “Türkiye yolgeçen hanı değildir. Taciz, tahrik veya keyfi füze ateşlenmesine göz yummayacağız” diyen Bahçeli, Siyonist-emperyalist girişimlere karşı da uyarıda bulundu. CHP’YE ELEŞTİRİ VE ADALET VURGUSU MHP lideri, CHP Genel Başkanı ve yönetimini sert şekilde eleştirerek, hukuk ihlalleri ve siyasi manipülasyonlara dikkat çekti. İstanbul’daki yolsuzluk davasına dair değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Hukuk herkes için bağlayıcıdır, CHP’nin hukuk tanımaz siyasi oyunlarının bedelini ödemesi kaçınılmazdır” dedi. CUMHUR İTTİFAKI VE MİLLİ BİRLİK MESAJI Konuşmasını Cumhur İttifakı ve MHP’nin milli hedefleriyle sürdüren Bahçeli, birlik, beraberlik ve adalet vurgusu yaptı. “Biz, ülküleri, hevesleri, heyecanları milletimizle buluşturacağız. Tek millet, iki devlet gerçeğiyle yolumuza devam ediyoruz” diyen Bahçeli, Ramazan ayının manevi değerlerine atıfta bulunarak barış ve huzur temennilerini paylaştı.

Bahçeli’den tepki: TBMM'nin saygınlığına leke düşüren CHP'yi ayıplıyorum Haber

Bahçeli’den tepki: TBMM'nin saygınlığına leke düşüren CHP'yi ayıplıyorum

Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında dış politikadan iç siyasete, Gazze’deki son durumdan Meclis’te yaşanan tartışmalara kadar birçok başlık yer aldı. Bahçeli, özellikle yeni atanan bakanların yemin töreninde yaşanan gerginlik üzerinden CHP’ye sert eleştiriler yöneltti. GAZZE MESAJI: “SON YÜZYILIN EN AĞIR İNSANLIK SUÇU” Bahçeli, konuşmasının önemli bölümünü Gazze’de yaşananlara ayırdı. Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaşandığını belirten Bahçeli, İsrail yönetimini sert sözlerle eleştirdi. “Gazze’de son yüzyılın en ağır insanlık suçu işlenmiştir. Masum sivillerin feryadı yeterince duyulmamıştır” diyen Bahçeli, İsrail hükümetinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini savundu. Ayrıca 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasının tek adil çözüm olduğunu vurguladı. “TÜRKİYE MASADA DA SAHADA DA GÜÇLÜ” Bahçeli, Türkiye’nin dış politikadaki tutumuna da değinerek ülkenin hem diplomatik hem de sahadaki etkinliğine dikkat çekti. Türkiye’nin istikrar adası olduğunu ifade eden Bahçeli, küresel ve bölgesel krizlerde aktif rol üstlenildiğini söyledi. ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Bahçeli, görüşmelerin kesintiye uğramaması gerektiğini belirtti. DEPREM ÇALIŞMALARI VE CHP’YE ELEŞTİRİ Deprem bölgesinde yürütülen çalışmalar hakkında da konuşan Bahçeli, devletin ilk andan itibaren tüm imkanlarını seferber ettiğini söyledi. Depreme dayanıklı kalıcı konutların hak sahiplerine teslim edildiğini belirten Bahçeli, hiçbir vatandaşın mağdur edilmediğini ifade etti. CHP’yi eleştiren Bahçeli, doğal afet üzerinden siyasi çıkar sağlanmaya çalışıldığını savunarak, “Depremin dedikodusu olmaz” dedi. MECLİS’TEKİ YEMİN TÖRENİ TARTIŞMASI Geçtiğimiz hafta göreve başlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yemin töreninde yaşanan gerginliğe değinen Bahçeli, CHP’ye sert çıktı. “Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Yasal hakkın engellenmeye çalışılması siyasi eşkıyalıktır” ifadelerini kullanan Bahçeli, TBMM’nin saygınlığına gölge düşürüldüğünü söyledi. Bahçeli, CHP’nin özellikle yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik tavrını eleştirerek, belediyelere yönelik davalar nedeniyle rahatsızlık duyulduğunu öne sürdü. “TBMM’NİN SAYGINLIĞINA LEKE SÜRÜLDÜ” Bahçeli, konuşmasının sonunda Meclis kürsüsünden CHP’ye yönelik eleştirilerini yineledi. TBMM’nin itibarının korunması gerektiğini belirten Bahçeli, yemin töreninde yaşananları “ibretlik” olarak nitelendirdi. MHP liderinin açıklamaları, hem iç siyasetteki tartışmalar hem de dış politika başlıkları açısından yeni bir polemiğin fitilini ateşledi.

Bahçeli'den Can Atalay mesajı: AK Parti gereğini yaptı Haber

Bahçeli'den Can Atalay mesajı: AK Parti gereğini yaptı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada TBMM'de dün yaşayan yumruklu kavgaya değindi. Bahçeli mesajında, Can Atalay konusunun tamamıyla kapandığını söyleyerek, " Cumhur İttifakı’nın kurucularından AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi olmadan da gereğini yapmış, takdire şayan bir duruşla haksızlığa, hukuksuzluğa ve eşkıyalığa müsaade etmemiştir." dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin mesajı şu şekilde: Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gerekse de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci çetin mücadelelere sahne olmakla birlikte bağımsızlık özlemi çeken toplum veya milletlere de ilham kaynağı olmuştur. Milli Mücadele’de sergilenen kahramanlıklar, serpilen fedakarlıklar esaret ve sömürü pençesinde kıvranan coğrafyalara kuşkusuz ruh ve umut vermiştir. Türk milleti tarihin her döneminde zulme direnmiş, zalimlere sesini ve sözünü yükseltmiştir. Doğal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olması münasebetiyle elbette haksızlığa ve saldırıya maruz kalmış soydaşlarımızın ve din kardeşlerimizin tercümanı olmayı kararlılıkla, hatta tarihsel bir sorumluluk şuuruyla üstlenmiştir. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın 15 Ağustos 2024 tarihinde Gazi Meclis’te yaptığı muazzam seslenişini bu kapsamda ele almak lazımdır. O gün, dünyanın gözü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiştir. Vatan kurtaran ve devlet kuran bir irade kudretinin Filistin davasına kucak açması, bu vesileyle Sayın Abbas’ın tarihi nitelikli konuşmasının bölgesel ve küresel yankılarının doğması hakikaten mühim ve müstesna bir gelişmedir. Ancak 15 Ağustos 2024 tarihinde dünyanın siyasi ve diplomasi ağırlık merkezine yerleşen, tüm dikkatleri üzerine çeken Gazi Meclis’te bir gün sonra vuku bulan hazin ve talihsiz olaylar maalesef bir gün öncesini gölgede bırakmıştır. Bu tablo son derece üzücüdür. Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmasına rağmen TİP’li Can Atalay’ı cezaevinden çıkarıp Meclis’e taşımak isteyen siyasi provokasyon mekanizması bütün tahrik ve tertibiyle ortalığı karıştırmıştır. Kürsü masuniyetini maksatlı ve marazi şekilde çarpıtan TİP’in devlet ve millet muhalifi bir milletvekilinin nefret saçan sivri sözleri tansiyonu kanama noktasına kadar çıkarmıştır. Fakat kahırdan lütuf doğmuş, gölgelenmiş Gazi Meclis’te şafak sökmüştür. Nitekim Can Atalay konusu tamamıyla kapanmıştır. DEM’lenmiş CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüştür. Anayasa’ya aykırı işlem tesis eden, kendi içtihatlarını hiçe sayan Anayasa Mahkemesi’nin laçkalaşmış hak ihlali kararı Türk milletinin iradesiyle çöpe atılmış, kanunsuzluğa geçit verilmemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, baştan ayağa sulandırılan ve asıl bağlamından kopartılan Can Atalay meselesinin görüşüldüğü Meclis oturumuna katılmamıştır. Çünkü DEM’lenmiş CHP’nin, marjinalleşmiş TİP’in, PKK aparatlarının, Türkiye ve Türk milleti aleyhine periyodik kararlar alan Anayasa Mahkemesi’nin nasıl bir tezgahın faili olduklarının apaçık deşifresi görülsün istenmiştir. Ayrıca tezahür eden önemli bir sonuç ise şudur: Cumhur İttifakı’nın kurucularından AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi olmadan da gereğini yapmış, takdire şayan bir duruşla haksızlığa, hukuksuzluğa ve eşkıyalığa müsaade etmemiştir. Küçük ortak nerede diyenler ağızlarının payını almış, biz olmadan da milletimizin beklentisine müzahir bir karar alınmıştır. Bunun yanı sıra dünkü oylama Türkiye’nin birinci partisi olarak AK Parti’yi tekraren işaret ve teyit etmiştir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinden sonra DEM’lenmiş CHP’yi parlatanlar, “birinci parti, anketlerde açık ara önde” masalını devamlı surette anlatanlar Can Atalay kararıyla kara propagandanın silinip atıldığına bizatihi şahit olmuşlardır. AK Parti’nin emin, güçlü ve kendine güven duyan adımlarla mücadelesini sürdüreceğine, 2028 seçimlerine kadar Cumhur İttifakı çatısı altında ihtiyaç duyulan zincirleme reformları hayata geçireceğine inancım tamdır. Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, Türkiye’nin gündeminde seçim yoktur. Herkes siyasi ve ideolojik hesabını bu şaşmaz gerçeğe muvafık yapmak durumundadır. Küçük ortak diyerek bize karşı tariz dolu ifadeler kullananlara diyeceğim odur ki, millet bizi nerede görmek istiyorsa biz oradayız. Cumhur İttifakı olarak yolumuza azim ve inançla devam ediyoruz.

Bahçeli UEFA'nın Merih Demiral kararını eleştirdi Haber

Bahçeli UEFA'nın Merih Demiral kararını eleştirdi

Bahçeli, UEFA'nın kararına sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tepki göstererek, şunları kaydetti: "UEFA'nın, Türkiye-Avusturya futbol müsabakasında attığı golden sonra 'bozkurt' işaretini haklı gurur ve sevinç içinde paylaşan milli futbolcumuz Merih Demiral'la ilgili aldığı iki maç men cezası, üstelik itiraz yolunun kapatılması, tasvibi ve tahammülü imkansız skandal bir karardır. Aynı zamanda ırkçı ve faşizan eğilimlerin UEFA'ya nüfuz etmesi utanç duyulacak bir ilkelliktir." "Bozkurt" simgesinin Türklüğün varoluşsal onuru, geçmişle geleceği buluşturan ortak değeri olduğunu ifade eden Bahçeli, "Nitekim bu değere hazımsızlık gösterilmesi, Türk milletine beslenen iflah olmaz husumetin ve Türk tarihini karalama rezilliğinin iğrenç bir tezahürüdür." değerlendirmesinde bulundu. UEFA'nın, bazı ülkelerin futbolcularıyla ilgili verdiği benzeri kararlarda oldukça geniş görüşlü ve hoşgörülü yaklaşmasına rağmen sırayı bir Türk futbolcu aldığında nefretini gizleyemediğini belirten Bahçeli, dünya futboluna kara bir leke sürüldüğünü, 2024 Avrupa Şampiyonası'na gölge düştüğünü vurguladı. "MERİH EVLADIMIZIN VE BÜTÜN MİLLİ FUTBOLCULARIMIZIN SONUNA KADAR YANINDAYIZ" Bahçeli, şunları kaydetti: "Ancak çılgın Türkler her engeli aşacak azim ve inançtadır. A Milli Futbol Takımımızın arkasında 85 milyon Türk vatandaşı dua, destek ve tezahüratıyla ayaktadır. Geldiğimiz bu aşamada Türk milletinin tarihi mirasına apaçık saygısızlık yapan UEFA, bahse konu ayıplı kararını geri almadan A Milli Futbol Takımımızın Hollanda karşılaşmasına çıkmaması ve bir hak olan demokratik protestosunu bu şekilde göstermesi ahlaki ve milli nitelikli bir beklentidir. UEFA laçka kararından vazgeçmezse Hollanda'nın sahada tek başına bırakılması ve A Milli Futbol Takımımızın Türkiye'ye dönüşü milli haysiyetimize en uygun seçenek olacaktır. Boyun eğerek, taviz verilerek, teslim olarak kazanılacak bir başarı her manada hezimet ve zilletin makyajlanmasıdır. Merih evladımızın ve bütün milli futbolcularımızın sonuna kadar yanındayız. Biriz, beraberiz, hep birlikte Türkiye'yiz, Türk milletiyiz."

Bahçeli'den Sinan Ateş cinayeti açıklaması! Haber

Bahçeli'den Sinan Ateş cinayeti açıklaması!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmenin ne emek ne de dayanışma olduğunu dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli, “Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, DEM’in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir" ifadelerini kullandı. "5 BİN MASUMUN DÖKÜLEN KANI NETANYAHU’YU BOĞACAK" Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olmasını önemli bir adım olarak nitelendiren Bahçeli, "Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. 4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Gambiya’nın başkentinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı 15’inci Zirvesi’nde ülkemizin görüşleri açık yüreklilikle seslendirilmiştir. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır. Netanyahu ve yönetimi için hesap günü yakındır. Bundan kaçış ve kurtuluş diye bir şey söz konusu değildir. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu’yu inşallah boğacaktır. Dünyada en sağır edici ses acı çeken bir mazlumun suskunluğudur. Mazlumun suskunluğunu ise hiç kimse yanlışa yormamalıdır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail’e karşı ayaktadır" diye konuştu. Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Cani Netanyahu lehine Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne baskı yapmaya başlayan Batılı ülkelerin insanlık değerleriyle çelişmek şöyle dursun, bu değerlere açık açık cephe aldığı bariz bir gerçektir. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız tok, yüzümüz dönüktür. Kim ne yaparsa yapsın, insanlık zulme karşı birleşmiş ve bilenmiştir. Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netanyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netanyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden ön şartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır. Masumlar adına inisiyatif üstlenmesi gereken ABD yönetiminin, Suudi Arabistan’la planlanan savunma anlaşmasına İsrail ile diyalog şartı koyması zulmü cesaretlendiren bir skandaldır. İki devletli çözüme bir destek verip bir burun kıvıran, bugün söylediğini yarın çiğneyen ABD yönetiminin güvenilmez politikaları cinayet ve katliamları maalesef teşvik etmektedir. Bazen yüksekte zannettiklerimizin, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçakta olduğunu görmek hayatın tuhaf bir cilvesidir. Gazze dünya için turnusol kâğıdıdır ve bu süreç kimin medeni, kimin insani, kimin merhametli, kimin adil, kimin adalet ve hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar hiçbir güç zulümle abat olmamış, olamamıştır. Türk milleti onun bunun ne diyeceğine aldırış etmeden, zalimlere ve zulüm tufanına sonuna kadar karşıdır. Çünkü Türk milleti tarih, kültür ve medeniyet açısından dünya çapında eşsiz ve rakipsizdir. Her gün bir fincan kahve fiyatının yarısıyla geçinmeye çalışan 1 milyar insandan mütevellit mazlumların sesi, nefesi, hatta demir yumruk olmak için Lider Ülke Türkiye diyoruz." "KUTUPLAŞMAK YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIMDIR" Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyduklarını belirten MHP lideri Bahçeli, "Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. İnsanı içtenlikle ve ilgiyle dinlemek yine insana en büyük ikramdır. Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir. Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı’nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir" şeklinde konuştu. Türkiye’de yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemeler olduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, "Anayasa’nın 138’inci maddesine göre, hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" açıklamasında bulundu. "ÖZEL SAATİ MERAK EDERSE, RAHAT OLSUN, BANA SORABİLİR, KÖSTEKLİ SAATİMİ AÇAR, KENDİSİYLE AÇIK AÇIK DA PAYLAŞIRIM" Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti: "Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettiğinde, ‘saati sorunca, sen önce Kavala’yı çıkar’ cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel’in kolunda saati yok mudur? Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel’in saati sormak yerine PKK’ya ve FETÖ’ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi? Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi? AB’li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye’nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı? Bırakın Kavala’yı da kanun kaçağı FETÖ’cüleri ve PKK’lıları Türkiye’ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı? Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar?’ diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim? Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim? Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim? Şu iddialara bakar mısınız; ‘Gezi davasında ceza verilmesine esas teşkil eden ve ortadan kaldırılmak istendiği iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden kastedilen 'Başbakan' ve 'Bakanlar Kurulu'muymuş. Eğer yapılan itirazlar reddedilirse Gezi sanıkları, karşı çıktıkları anayasa değişikliği ile getirilen sistemden yararlanacaklarmış. Yeni hükümet sisteminde yürütme gücü Bakanlar Kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından kullanılmaktaymış. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde yaşatılmıyormuş. Suçun mağduru olan hükümet, yasa ve Anayasa’dan çıkarılmış. Ortada mağduru olmayan bir suç kalmış. Mağduru olmayan suç olmazmış. Emin olunuz, bunları kaleme alan şahıs doğrudan doğruya Osman Kavala serbest bırakılmalıdır dese en azından daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama yapmış olurdu." Devletin üç unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç 'eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir' demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir" dedi. SİNAN ATEŞ CİNAYETİ İDDİANAMESİ Sinan Ateş davasında hazırlanan iddianameye ilişkin konuşan Bahçeli, "Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır" açıklamasında bulundu. Bahçeli, şöyle devam etti: "Fuzuli’nin dediği gibi, 'Herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar'. Yüreğimiz yansa da dilimizi bunlara karşı artık yormayacağız. Devlette sürekliliği yok sayanların, devlet sisteminin hukuki, tarihi ve siyasi alt yapısını kurcalayanların iç işgal cephesinde konuşlandıklarını söylediğimizde, sorarım sizlere yanlış mı yapıyoruz? Hata mı ediyoruz? Türkiye’nin itibarını, istikbalini ve saygınlığını Osman Kavala’ya bağlayanlar korkunç bir bühtanın failleri değildir de nedir? Bize göre, bunlar Türkiye’nin istiklal haklarına kast eden azgınlaşmış işbirlikçilerdir. Mahkum olmuş Kavala’ya 'içeride tutuluyor' diye yazıp konuşanlar tek kelimeyle devlet ve millet muhalifidir. Bunların anlayışına göre Türkiye uluslararası baskı ve dayatmalara teslim olmalı, süngü düşürmeli, diz çökmelidir." "MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ VE CUMHUR İTTİFAKI ŞER VE ŞİRRET EMEL SAHİPLERİNE MÜSAADE ETMEYECEK" MHP ve Cumhur İttifakı’nın şer ve şirret emel sahiplerine sonuna kadar direneceğini belirten Bahçeli, "Bu sefillerin örneklerine maalesef her dönem tesadüf edilmiştir. Fakat Türk Devri’nde, Türkiye Yüzyılı'nda bunların suyu kesilecek, üredikleri ideolojik bataklık mutlaka kurutulacaktır. Bugün Kavala şakşakçılığı yapanların, yarın terörist Demirtaş’ı, diğer gün ise İmralı canisini gündeme taşımaları mukadderdir. Böylelikle geriye ne devletin hükümranlık kazanımları ne de Türkiye’nin varoluş hakları kalacaktır. İstenen budur. Hedeflenen budur. Proje budur. Ülkemizde siyasi iklimin değişmesi ve baharın gelmesine vurgu yapanların amacı devlet ve millet düşmanlarının serbest bırakılmasıdır. Bu bahar değil, kara kıştır, fırtınadır, devletin ve milletin ağır yara almasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek, sonuna kadar direnecektir" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.