Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Atlantik Okyanusu

Bursa Hayat Gazetesi - Atlantik Okyanusu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atlantik Okyanusu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Atlantik’te korkutan salgın: Yolcu gemisinde hantavirüs alarmı! Haber

Atlantik’te korkutan salgın: Yolcu gemisinde hantavirüs alarmı!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Güney Afrika Sağlık Bakanlığı, Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde nadir görülen hantavirüs enfeksiyonu şüphesi nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiğini, en az üç kişinin de hastalandığını açıkladı. Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak faaliyet gösteren Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve en az bir hantavirüs vakasının doğrulandığını açıkladı. DSÖ, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürüttüğü çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, soruşturmanın devam ettiğini ancak en az bir hantavirüs vakasının kesinleştiğini bildirdi. HANTAVİRÜSÜN YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR NELERDİR? ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, hantavirüslerin iki farklı ağır sendroma sebep olduğunu belirtiyor. Bunlar akciğerleri etkileyen hantavirüs pulmoner sendromu ve böbrekleri etkileyen hemorajik ateş ile renal sendrom olarak öne çıkıyor. CDC’ye göre hantavirüs enfeksiyonları, ciddi seyreden iki hastalık grubuna neden olabiliyor: akciğerleri tutan hantavirüs pulmoner sendromu ve böbrekleri etkileyen hemorajik ateş ile renal sendrom. Hastalık nadir durumlarda kemirgen ısırığı ya da tırmalaması yoluyla da bulaşabiliyor. Nadir olmakla birlikte, kemirgen ısırması veya tırmalaması sonucu da hastalığın görülebileceği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, söz konusu olayla ilgili yaptığı açıklamada "Atlantik Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisini içeren bir halk sağlığı olayının farkındayız ve takipteyiz. Ayrıntılı soruşturmalar devam ediyor; laboratuvar testleri ve epidemiyolojik araştırmalar da dahil olmak üzere. Yolculara ve mürettebata tıbbi bakım ve destek sağlanıyor. Virüsün gen dizilim analizi de devam ediyor." ifadelerine yer verdi. Şiddetli baş ağrısı, sırt ve karın ağrısı, ateş, yorgunluk ve kas ağrıları hastalığın belirtileri arasında yer alıyor.

Atlantifikasyon nedir? Haber

Atlantifikasyon nedir?

Atlantifikasyon, coğrafi ve iklimsel bir süreç olarak, bir bölgenin Atlantik Okyanusu'na özgü iklimsel ve ekolojik özellikler kazanması anlamına gelir. Bu süreç, genellikle iklim değişikliği ve ekosistem dönüşümleri ile ilişkilidir. Terim, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde, bu bölgelerin Atlantik Okyanusu'nun iklim etkilerine daha benzer hale gelmesini ifade eder. 1. İKLİMSEL DEĞİŞİKLİKLER VE ATLANTİFİKASYON Atlantifikasyon, bir bölgenin ikliminin Atlantik Okyanusu'nun iklim koşullarına dönüşmesi anlamına gelir. Atlantik Okyanusu’nun iklim özellikleri şunları içerir: Sıcaklık Artışları: Atlantik Okyanusu, genellikle ılıman ve tropikal sıcaklık aralıklarına sahiptir. Bu özellik, Atlantifikasyon sürecinde etkilenilen bölgelerde sıcaklıkların artmasına neden olabilir. Nem Artışı: Atlantik iklimleri, yüksek nem oranları ve bol yağış ile karakterizedir. Atlantifikasyon sürecinde, etkilenilen bölgelerde nem oranları yükselebilir ve yağış düzenleri değişebilir. Rüzgar ve Fırtına Desenleri: Atlantik Okyanusu, özellikle tropikal siklonlar ve kasırgalar ile bilinir. Atlantifikasyon süreci, bu tür hava olaylarının etkilerini de içerebilir. 2. EKOSİSTEM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLER Atlantifikasyonun ekosistem ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri geniş bir yelpazeyi kapsar: Bitki Örtüsü: Atlantik iklimlerine özgü bitki türleri, etkilenilen bölgelere adapte olabilir veya buralarda yayılabilir. Tropikal ormanlar, palmiye ağaçları ve diğer Atlantik bitkileri, bu süreçte öne çıkabilir. Hayvan Türleri: Atlantik Okyanusu'na özgü hayvan türleri, etkilenen bölgelerde gözlemlenebilir. Ayrıca, bu bölgelerdeki yerel türler, Atlantik koşullarına uyum sağlamak zorunda kalabilir. Ekosistem Dengelemeleri: İklim değişiklikleri, ekosistem dengelerini bozabilir. Örneğin, su ekosistemlerinde tuzluluk değişiklikleri veya kıyı ekosistemlerinde erozyon gibi etkiler görülebilir. 3. DENİZ SEVİYESİ VE OKYANUS AKINTILARI Atlantifikasyon, deniz seviyesi ve okyanus akıntılarındaki değişikliklerle de ilişkilidir: Deniz Seviyesi Artışı: Küresel iklim değişikliği ile birlikte deniz seviyelerinde artış görülebilir. Bu durum, Atlantifikasyon sürecinin bir parçası olarak kıyı bölgelerinde erozyon ve habitat kaybına yol açabilir. Okyanus Akıntıları: Atlantik Okyanusu'nun akıntı desenleri, etkilenilen bölgelerde deniz sıcaklıklarını ve iklimi etkileyebilir. Bu akıntılar, iklimsel değişikliklere ve ekosistem dönüşümlerine katkıda bulunabilir. 4. ATLANTİFİKASYONUN ÖRNEKLERİ VE ARAŞTIRMALAR Atlantifikasyonun etkileri, çeşitli bilimsel araştırmalar ve örneklerle incelenmiştir: Tropikal Ormanlar: Tropikal bölgelerde iklim değişiklikleri sonucu Atlantik iklim koşullarına benzer ekosistemler ortaya çıkabilir. Bu tür örnekler, ekosistem değişikliklerini anlamada önemli bir rol oynar. Kıyı Bölgesi Araştırmaları: Kıyı bölgelerinde Atlantifikasyon etkileri, deniz seviyesi değişiklikleri ve ekosistem dönüşümleri ile incelenmiştir. Bu araştırmalar, kıyı ekosistemlerinin korunmasına yönelik stratejileri belirlemek için kullanılır. 5. ATLANTİFİKASYONUN GELECEĞİ VE ÖNEMİ Atlantifikasyon, iklim değişikliği ve ekosistem dönüşümleri bağlamında önemli bir kavramdır. Gelecekte, bu sürecin daha geniş bir ölçekte anlaşılması, iklim değişikliğine uyum stratejilerinin geliştirilmesine ve ekosistemlerin korunmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, Atlantifikasyonun etkileri, çevresel planlama ve yönetim stratejilerinin oluşturulmasında dikkate alınmalıdır. Sonuç Atlantifikasyon, bir bölgenin Atlantik Okyanusu'na özgü iklimsel ve ekolojik özellikleri kazanmasını ifade eden karmaşık bir süreçtir. Bu süreç, iklim değişiklikleri, ekosistem dönüşümleri, deniz seviyesi değişiklikleri ve okyanus akıntıları gibi faktörlerle ilişkilidir. Atlantifikasyonun anlaşılması, çevresel değişikliklerin etkilerini değerlendirmede ve gelecekteki iklim senaryolarına uyum sağlamada önemli bir rol oynamaktadır.

O okyanus büyüyor! Haber

O okyanus büyüyor!

Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi kapsamında gerçekleştirilen incelemelerde deniz buzunda, neredeyse Akdeniz Bölgesi kadar, Türkiye’nin 8'de 1’i büyüklüğünde azalma gözlemlendi. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre; Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda düzenlenen sefer kapsamında uzaktan algılama yöntemiyle yürütülen çalışmalarda 2023 ve 2024'ün haziran aylarının ortalama deniz buzu dağılımı karşılaştırıldığında, bu yıl neredeyse Akdeniz Bölgesi kadar, yani Türkiye’nin 8'de 1’i büyüklüğünde, deniz buzunda azalma gözlemlendi. Küresel iklim değişikliği sebebiyle deniz buzu alanlarının azalmasının, okyanustaki canlı kaynaklarının bu bölgelere göç etmesine yol açarken aynı zamanda Arktik Okyanusu’nun sınırlarının daralmasına neden olduğu belirlendi. 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar, AA muhabirine yaptığı bilgilendirmede, kutup bölgelerinin, küresel ısınmanın etkilerinin en yoğun görüldüğü alanlar olduğuna dikkati çekerek, “Burada da bizim en çok karşımıza çıkan Arktik, yani kuzey kutbuna, özellikle Atlantik Okyanusu'nun etkisiyle gelen sıcak su akıntıları, Arktik Okyanusu’na ulaşıyor. Burada büyük bir değişimle sanki dünyanın tüm okyanuslarındaki suyun dönüşümünü sağlayan bir pompa görevi gören bir alandayız.” ifadelerini kullandı. Norveç Kutup Enstitüsü'nde 2023 yılında Gerland ve arkadaşları tarafında yapılan çalışmada da Arktik bölgenin Atlantik Okyanusu etkisi ile Atlantifikasyona maruz kaldığının bildirildiğini hatırlatan Başar, "Bizlerin yapmış olduğu çalışmada da bunların etkileri görülmektedir.” dedi. Başar, Arktik Bölgedeki dengenin bozulduğuna dikkati çekerek, “Dünyanın aslında bütün su akışı, okyanuslardaki akıntı, akış rejimin değişmesi söz konusu. Son dönemde iklim değişimi ile özellikle Atlantik'ten gelen suyun daha fazla Arktik’e gelmesiyle Arktik'teki buzun erimesi, küresel iklim değişimi ve Albedo etkileri aynı şekilde sıcaklık artışları deniz buzunun oluşmasını engelliyor. Deniz buzunun oluşması engellenmekle birlikte Artik’te bulunan buzulların erimesi de artıyor.” şeklinde konuştu. "ARKTİK OKYANUSU, ATLANTİK OKYANUSU’NA YENİLİYOR" Prof. Dr. Ersan Başar, özellikle Barents Denizi’nin kuzey taraflarında bulunan bölgelerde deniz suyunun tuzluluk değerlerinde ve sıcaklığında olan değişİmin tüm akımın değişmesine sebep olduğunu belirterek, "Atlantik'teki deniz yapısı Arktik'teki bölgenin daha yukarılara kaymasına sebep oluyor ki biz buna “Atlantifikasyon” diyoruz. Aslında Arktik Okyanusu yavaş yavaş Atlantik Okyanusu'na yeniliyor diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Arktik çemberinin kuzeyinde kalan bölgede yaşayan canlıların daha kuzey bölgelere gitmeye başladığını ifade eden Başar, “Atlantik'teki canlılarda onların yerini doldurarak artık normalde Atlantik Okyanusu'nda gördüğümüz canlıları biz artık Arktik Okyanusu’nda, başta Barents Denizi’nde ve Norveç Denizi’nde olmak üzere, çok yoğun olarak görüyoruz. Barents Denizi’nin de artık iyice Atlantifikasyon etkisi altında olduğunu, bilim insanları yapmış olduğu birçok çalışmada ortaya koydular ve şu anda burası bilim insanlarının da en çok odaklandığı bölge.” bilgilerini verdi. "ATLANTİK OKYANUSU SINIRLARINI BÜYÜTÜRKEN, ARKTİK OKYANUSU SINIRLARINI KÜÇÜLTÜYOR" Atlantifikasyon etkisiyle Atlantik Okyanusu sınırlarını büyütürken, Arktik Okyanusu'nun küçüldüğüne dikkati çeken Başar, "Arktik Okyanusu’nun sınırlarını küçültmesi demek, bizim deniz buzuna daha az ulaşmamız, yani buzulların erimesi demek. Bu da dünyadaki o okyanuslardaki akıntı rejiminin değişmesidir ki bu da hayatın geleceğini bizim için olumsuz yönde etkileyecek gerçeklerden bir tanesi.” ifadelerini kullandı. Başar, deniz buzları eridiği ve diğer buzulların erimeye başladığı zaman dünyaya güneşten gelen ışınların etkisiyle, buzların daha fazla erimeye başlandığını ve Albedo etkisiyle sıcaklığın dünya üzerinde kaldığını kaydetti. Buzul yoğunluğu fazla olduğu zaman güneş ışınlarının beyaz renkten yansıyarak dünyayı terk ettiğini, ancak azalma sebebi ile ısınmaya başlayan dünyanın daha çok birbirini tetikleyen bir şekilde ısındığını ve sıcaklığı artırmaya başladığını dile getiren Başar, bunun da Albedo etkisinin en bariz örneklerinden biri olduğunu belirtti. Albedo etkisinin birbirini tetikleyen unsurlar olduğuna dikkati çeken Başar, “Bu bölgeler ısındıkça tamamen yeni alanlar çıkıyor. Yeni alan, koyu renk alanlar siyah toprak alanları ne yapıyor? Direkt olarak yan enerjiyi üzerine çekiyor ve ısınmasını sağlıyor. Küresel ısınma etkileyen dünyanın birçok yerinde görüyoruz. Özellikle kutup bölgeleri küresel ısınmanın en çok etkisini gösterdiği noktalardan bir tanesi.” dedi. "BRESVELBREEN BUZULU KÜTLESİNDE GÖRMÜŞ OLDUĞUMUZ NEHİRLER ŞEKLİNDE AKAN SULAR ERİMENİN ACI BİR GÖSTERGESİ" Antarktika ve Arktik'te büyük buzul kütlelerinin hızla eridiğine şahit olduklarını ve Bresvelbreen Buzulu’nun da dünyanın en büyük buzul kütlelerinden biri olduğunu ifade eden Başar, “Buzul kütlesinde görmüş olduğumuz nehirler şeklinde akan sular erimenin maalesef çok acı bir göstergesi. Sadece bu şekilde erime nehirler şeklinde olmayıp dökülmeler şeklinde de meydana geliyor. Bunu her yerde görebiliyoruz. Bundan dolayı bu buzulların ciddi oranda etkilenmiş olduğunu hep birlikte maalesef gördük.” yorumunu yaptı. 4. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Lider Yardımcısı Kaptan Doğaç Baybars Işıler de sefer süresince deniz suyu örneklemeleri ve meteorolojik gözlemlerinin yanı sıra uydu veriyle alakalı çalışmalar da yürüttüklerini ifade etti. Deniz buzuyla alakalı gözlemler olduğunu hatta deniz buzlarında örneklemeleri aldıklarını belirten Işıler, "Deniz buzu dağılımı bilindiği üzere denizdeki seyir sistemlerini değiştirdiği gibi yeni su yollarını ve güzergahları oluştururken aynı zamanda oran ve yoğunluğu da bize küresel iklim değişikliği hakkında bilgiler de vermekte.” değerlendirmesinde bulundu. Işıler, Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü ve TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy’un çalışma alanlarından biri olan uzaktan algılama ve deniz buzu yoğunlukları konusunda sürekli olarak deniz buzu takip çalışmalarını gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Uzaktan algılama çalışmaları ile birlikte nitekim enstitü olarak biz, deniz yoğunluğunu, konsantrasyonunu, dağılımı ve yıllara göre değişimini halihazırda takip ediyoruz. Alınan veriler ışığında Ocak 2023 ve Ocak 2024'e baktığımızda deniz buzluğu dağılımında 0,4 km karelik artış gözükürken, haziran ayına geldiğimiz zaman geçen yıla göre bu sene 0,1 km kare daha az deniz buzu oluşumunu görmekteyiz.” bilgilerini verdi. Röportaj sırasında buzuldan kopan bir parçanın çıkardığı sese dikkati çeken Işıler, “Sesi de az önce duyulduğu üzere bir kopma meydana geldi. Bu kopma sonucunda bir tane daha kara buzunun artık denize doğru yolculuğuna başlamasına şahitlik ettik. Bu da aslında deniz seviyesinin de yükselmesi anlamına geliyor. " ifadelerini kullandı. Işıler sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm verileri birleştirdiğimizde, deniz buzu dağılımı ve yoğunluğundaki azalmalar dönemsel olarak artmalar gösterse de yıllara bağlı olarak Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosferik İdaresindeki (National Oceanic Atmospheric Administration - NOAA) uydu görüntüleriyle beraber alınan verilerde yıllara göre, dönemsel olarak artışlar olsa da karadaki buzullardaki azalmalarla birlikte lineer azalmayı da ortaya koyarak küresel iklim değişikliğinin sonuçlarını görebiliyor hale geliyorsunuz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.