Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kösecik: Nefsi hastalık toplumumuzu tehdit ediyor

Günümüzde ciddi bir tüketim çılgınlığı yaşandığını kaydeden Doktor Hatice Kösecik, "Sürekli üsttekine ulaşma hali, toplumda nefsi bir hastalığa yol açtı" dedi.  

Haber Giriş Tarihi: 18.12.2020 06:30
Haber Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 06:30
Kaynak: Haber Merkezi
https://bursahayat.com.tr/
Kösecik: Nefsi hastalık  toplumumuzu tehdit ediyor

Fethiye AKIN

Aile Terapisti ve Akupunktur Uzmanı Doktor Hatice Kösecik, mesleki hayatı boyunca yaşadığı onlarca anıyı bir kitapta topladı. 20 yılı aşan mesleki kariyerinde, dikkatini çeken tüm yaşanmışlıkları her gün kaleme alarak derin bir arşiv toplayan Kösecik, bu önemli hazineyi 'Kalbimizdeki Ayak İzleri' adını verdiği kitabı vasıtasıyla okuyucularıyla paylaşıyor.

-Merhaba. Bize kitabınızdan kısaca bahseder misiniz?

-Kitabımda genel olarak; hastalarımın yaşadıkları ve başımdan geçen dikkat çekici olayların aktarımı var. Kitapta ayrıca deneme yazıları da yer alıyor. Hikayeler halinde sunduğum bu yaşanmışlıkları, hikaye sahibinden izin alıp ve isimlerini değiştirerek aktardım.

-Okuyucu kitabınızda ne bulacak?

-Öncelikle bu kitapta kendini bulacaktır. Kitabımı okuyan kişilerden sıkça 'Bu hikayede beni mi yazdın?' şeklinde tepkiler alıyorum. Aslında onları yazmadım. İnsanlarda bunu sadece ben yaşadım gibi bir algı var. İşin asıl genelde yaşadığımız sorunlar ve travmalar aynı çizgide. Aile ilişkileri, ergenlik dönemi ve diğer konulardaki sorunlar benzerlik gösterebiliyor. Okuyucu bu kitabın içine girerse, sonunda hayatına artısı olacak bir ders çıkaracaktır.

-Bir hekim olarak yazma merakınız nereden geliyor?

-Çocukluğumdan beri sürekli yazıyorum. Uzun yıllardan bu yana günlük tutma gibi bir alışkanlığım var. Mesleğim gereği çok farklı ve zor hayatlarla karşılaşıyorum. Yıllardır bunları şekilde yazıp, arşivledim. Eşim Profesör Doktor Mustafa Kösecik yazılarımın sıkı bir takipçisidir. Bu yazıları insanlarla buluşturmak ve yaşadıkları zorluklara karşı onlara rehber olmak istedik. Kaleme aldığım yüzlerce yaşanmışlığın arasından eşim bazılarını seçti ve bu kitap ortaya çıktı.

-Mesleki hayatınız boyunca başınızdan geçen ve unutamadığınız bir anınız var mı?

-Okuldan mezun olduktan sonra, Batı Karadeniz'de yeşiller arasında şirin bir ilçe olan Devrek'te göreve başladım. 20 yıl öncesinde sağlık ocağında hekim olarak çalışanlar aynı zamanda adli tabiplik de yapardı. Yaşlı bir amca otel odasında vefat etmişti. Yaptığımız incelemede kalp krizinden vefat ettiğini anladık. Rahatsızlandığı sırada ilacına uzanmış ama bunu başaramadan hayatını kaybetmişti. Birkaç gündür otelde kalıyormuş. Onun ilacına uzanmış şekilde, yalnız başına bir otel odasında can verdiği görüntüyü unutamam. Aslında böyle yüzlerce yaşadığım hatıram var. Çoğu da aklımda. Bu kitapta sadece bir kısmını aktardım. İlerleyen günlerde belki diğer hikayeleri de aktarabilirim.

- Kitabınızın adı Kalbimizdeki Ayak İzleri... Bu ismi tercih etme nedeniniz nedir?

-Kitabın adı içindeki bir hikayeden geliyor. Son zamanlarda çok fazla kalbi duygularla hareket ediyoruz. Hastalarımda bunu görüyorum. 40'lı yaşlarda olup, henüz çocukken annesinin-babasının söylediği bir söz nedeniyle hayatı etkilenen hastalarım var. Mesela bir hastam bana gelip 'babamın değer vermediği oğluyum' dedi. Babasının, ablasını daha çok sevdiğini ifade etti. Bu kişi büyük bir şirket sahibi. Sırf babası kendisini sevsin diye elinden geleni yapıyor ve sonunda iş yaşamında büyük bir başarı yakalıyor. İşte kitabımda bu tarz hikayeler var.

-Akupunktur ve aile terapistliği alanlarına nasıl yöneldiniz?

-Mesleğe başladıktan bir yıl sonra akupunktura yöneldim. Aslında akupunktur, aile terapistliği gibi alanlarda çalışan meslektaşlarım bu mesleğin eğitimini almayıp buna rağmen tedavi etmeye yönelen hekim olmayan kişilerden son derece muzdarip. Birilerinden el aldığını iddia eden bu kişiler, muayene başına 400-500 lira gibi bir ücret talep ederek sosyal medya üzerinden iletişime geçiyor. Bir hekimin asla yapmayacağı ve uzak duracağı hataları kolayca yapıyorlar. Biz doktorlar olarak her şeyi en ince ayrıntısına kadar araştırıyoruz ve hastalarımıza son derece dikkatli bir şekilde yaklaşıyoruz. Hal böyle iken günümüzde bu kişilerin doktorlardan daha çok ilgi görmesi son derece endişe verici.

-Sizce toplum olarak psikolojimiz ne durumda?

Son dönemlerde korona virüs salgınının etkilediği olaylar oldu. İnsanlarımız alınan tedbirler kapsamında evde daha çok zaman geçirince aile olmayı fark ettiler. Ancak 15-20 hatta 40 gün sonra bazı evlerde kavgalar ortaya çıktı. Yani bir yandan insanlar birbirini daha iyi tanıdı, diğer taraftan da çok sinir bozucu olaylar olmaya başladı. Pandemi sürecinde panik atak rahatsızlığının çok fazla ortaya çıktığını söyleyebilirim. Diğer taraftan özellikle tüketim çılgınlığına dikkat çekmek istiyorum... Toplumumuzda maalesef bu durum hat safhaya ulaştı. Kadın veya erkek fark etmiyor hep daha fazlasını istiyorlar. Önceleri insanlar tencerede pişirip kapağında yemişlerdi. Ama şimdi 5 bluzu olan kişi altıncısını istiyor. Şu anda insanlarımızda hırs çok fazla. Aşırı bir doyumsuzluk hali var. Sürekli üsttekine ulaşma hali, nefsi bir hastalığa yol açtı. İnsanların günümüzde her şeyi var... Ama ne kadar çok varlık varsa o kadar huzursuzluğun olduğu günleri yaşıyoruz. Ayrıca maalesef erkeklerde de son dönemde ciddi bir aldatma durumu var. Aile yapımız sarsılmış durumda. Çocuklarımız da başıboş bırakılma anlamında özgür olmak istiyor. 12 yaşından itibaren ailesine ben seni takmam diyor. Çünkü öncesinde sınırlar fazlasıyla zorlanmış, büyüğe nasıl davranılması gerektiği öğretilmemiş. Avrupalının eskiden düştüğü durumu şu an biz düştük. Bu durumu kurtarmak adına toplumsal değerlerimizi hızlı bir şekilde hatırlamalıyız.

-Kitabınıza nereden ulaşabilirler?

-Okuyucular internet üzerinden kitabıma ulaşabilirler. Ayrıca muayenehaneme gelenlere de elden kitabımı veriyorum.

-Keyifli sohbet için teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

-Kitabımda yaşanmış ve insana dair olan hikayeler var. Kitabı hazırlarken amacım da buydu. Yanlış ve eksik yazmadım. Hikayelerde hem kişilerin yaşadıkları hem de benim onlara yönelik söylediğim öneriler var. Okuyucunun hayatına dokunacak bir kitap olduğuna inanıyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.