Naci Görür'den Marmara depremi için kritik açıklama: “Zaman daralıyor”
Naci Görür'den Marmara depremi için kritik açıklama: “Zaman daralıyor”
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi için büyük deprem riskinin yüzde 48 olarak güncellendiğini belirterek, bu oranın hâlâ ciddi bir tehlikeye işaret ettiğini ve “deprem dirençli kent” çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 29.05.2026 12:57
Haber Güncellenme Tarihi: 29.05.2026 13:10
Kaynak:
Haber Merkezi
Prof. Dr. Naci Görür, düşen oranın yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek, Marmara için tehlikenin hâlâ kritik seviyede olduğunu ifade etti.
Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’den yeni değerlendirmeler geldi.
1999 MarmaraDepremi sonrası yapılan bilimsel modellerde, 30 yıl içinde büyük deprem olasılığı yüzde 62 olarak hesaplanmıştı.
Ancak son yıllarda elde edilen yeni sismik veriler ve güncellenen analizlerle bu oran yüzde 48 seviyesine revize edildi.
Prof. Dr. Görür, söz konusu düşüşün yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek, Marmara’da deprem riskinin hâlâ yüksek ve ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı.
“DEPREM DİRENÇLİ KENT” VURGUSU
Görür, en önemli önceliğin “deprem dirençlikentler” oluşturmak olduğunu ifade ederek, risk oranındaki değişimin rehavet oluşturmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Görür’ün açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
-Malatya'daki 5.6 büyüklüğündeki deprem, çevresindeki canlı faylara enerji transfer etmiş olabilir. Tabii bu enerjinin miktarı fayın büyüklüğüne bağlı olarak değişir.
-Doğu Anadolu fay hattı, Anadolu levhasının güneydoğu sınırını oluşturan önemli bir levha sınırıdır. Burada da devamlı bir hareket vardır. Bu fayın önemli bir bölümü kırıldı. Bingöl Karlıova’dan İskenderun Körfezi’ne kadar enerjisini boşalttı sayılır. Ancak bu durum bölgedeki deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Fayın ne zaman, hangi büyüklükte ve ne kadarlık bölümünün kırılacağını bugünden kesin olarak söylemek mümkün değildir.
-Fayları, onların uzunluklarını konuşmak bilim insanlarının işi. Bırakın bu konuları yer bilimciler konuşsun. Depremin ne zaman olacağını değil, insanların nasıl hayatta kalacağını konuşmalıyız. Depremde insanların ölmemesi gerektiğini konuşmalıyız. Bunun için de deprem dirençli kentleri gündeme taşımamız gerekiyor. Deprem dirençli kent demek, zarar görmeyen kent değil.
-Deprem dirençli kentler için devletin adım atması gerekiyor. Bu konuda bakanlık kurulmalı, yönetim, halk, alt yapı, yapı stoku, ekosistem ve ekonomi bileşenlerinin bir araya getirilmesi şart.
-İstanbul’da deprem bekliyoruz. 1999 depreminden sonra yapılan bilimsel araştırmalar, 30 yıl içerisinde büyük bir deprem olma olasılığını yüzde 60’ın üzerinde göstermişti. Daha sonra yapılan revize çalışmalarla bu oran yüzde 48’e düşürüldü. Yani İstanbul’da önümüzdeki yıllarda büyük deprem olma ihtimali hâlâ yüksek. Ancak depremin kesin tarihini bilmek mümkün değil. Bilimsel çalışmalar bize riski gösteriyor; önemli olan da bu riske karşı hazırlıklı olmak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Naci Görür'den Marmara depremi için kritik açıklama: “Zaman daralıyor”
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi için büyük deprem riskinin yüzde 48 olarak güncellendiğini belirterek, bu oranın hâlâ ciddi bir tehlikeye işaret ettiğini ve “deprem dirençli kent” çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Naci Görür, düşen oranın yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek, Marmara için tehlikenin hâlâ kritik seviyede olduğunu ifade etti.
Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem tartışmaları sürerken, yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’den yeni değerlendirmeler geldi.
1999 Marmara Depremi sonrası yapılan bilimsel modellerde, 30 yıl içinde büyük deprem olasılığı yüzde 62 olarak hesaplanmıştı.
Ancak son yıllarda elde edilen yeni sismik veriler ve güncellenen analizlerle bu oran yüzde 48 seviyesine revize edildi.
Prof. Dr. Görür, söz konusu düşüşün yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirterek, Marmara’da deprem riskinin hâlâ yüksek ve ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı.
“DEPREM DİRENÇLİ KENT” VURGUSU
Görür, en önemli önceliğin “deprem dirençli kentler” oluşturmak olduğunu ifade ederek, risk oranındaki değişimin rehavet oluşturmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Görür’ün açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
-Malatya'daki 5.6 büyüklüğündeki deprem, çevresindeki canlı faylara enerji transfer etmiş olabilir. Tabii bu enerjinin miktarı fayın büyüklüğüne bağlı olarak değişir.
-Doğu Anadolu fay hattı, Anadolu levhasının güneydoğu sınırını oluşturan önemli bir levha sınırıdır. Burada da devamlı bir hareket vardır. Bu fayın önemli bir bölümü kırıldı. Bingöl Karlıova’dan İskenderun Körfezi’ne kadar enerjisini boşalttı sayılır. Ancak bu durum bölgedeki deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Fayın ne zaman, hangi büyüklükte ve ne kadarlık bölümünün kırılacağını bugünden kesin olarak söylemek mümkün değildir.
-Fayları, onların uzunluklarını konuşmak bilim insanlarının işi. Bırakın bu konuları yer bilimciler konuşsun. Depremin ne zaman olacağını değil, insanların nasıl hayatta kalacağını konuşmalıyız. Depremde insanların ölmemesi gerektiğini konuşmalıyız. Bunun için de deprem dirençli kentleri gündeme taşımamız gerekiyor. Deprem dirençli kent demek, zarar görmeyen kent değil.
-Deprem dirençli kentler için devletin adım atması gerekiyor. Bu konuda bakanlık kurulmalı, yönetim, halk, alt yapı, yapı stoku, ekosistem ve ekonomi bileşenlerinin bir araya getirilmesi şart.
-İstanbul’da deprem bekliyoruz. 1999 depreminden sonra yapılan bilimsel araştırmalar, 30 yıl içerisinde büyük bir deprem olma olasılığını yüzde 60’ın üzerinde göstermişti. Daha sonra yapılan revize çalışmalarla bu oran yüzde 48’e düşürüldü. Yani İstanbul’da önümüzdeki yıllarda büyük deprem olma ihtimali hâlâ yüksek. Ancak depremin kesin tarihini bilmek mümkün değil. Bilimsel çalışmalar bize riski gösteriyor; önemli olan da bu riske karşı hazırlıklı olmak.
Kaynak: Haber Merkezi
Son Haberler
Bayram pikniği kabusa döndü: 1'i ağır 3 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Tebbun’dan kritik görüşme
Bursa'da sağanak hayatı felç etti: Sokaklar göle döndü