Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yangınla mücadelenin isimsiz kahramanları!

Gündemde olan orman yangınlarında itfaiye ekiplerinin kahramanca müdahalesine vurgu yapan Emekli İtfaiye Daire Başkanı Doğan, "İtfaiye olarak alev ve simsiyah dumanın arasına dalarak sesin geldiği yere koşarız. Gözümüzü kırpmadan canımızı tehlikeye atarız." dedi.

Haber Giriş Tarihi: 08.08.2021 07:30
Haber Güncellenme Tarihi: 08.08.2021 07:30
Kaynak: Haber Merkezi
https://bursahayat.com.tr/
Yangınla mücadelenin isimsiz kahramanları!

Umut KUTLUCA

Bursa Büyükşehir Belediyesi Emekli İtfaiye Daire Başkanı Orhan Doğan, son günlerde yaşanan orman yangılarını ve bölgede kahramanca mücadele eden itfaiye ekiplerinin çabalarını Bursa Hayat Gazetesi'ne değerlendirdi. 32,5 yıl aralıksız olmak üzere yapan ve 12,5 yıl da İtfaiye Daire Başkanlık görevini üstlenen Orhan Doğan, unutmadığı yangın anılarını da paylaştı. 2006 ve 2015 yıllarında çıkan yangınların söndürülmesinde yaşadığı anılara atıfta bulunan Orhan Doğan, orman yangınlarına etkin müdahale yapılabilmesi için tüm orman ve belediye itfaiye teşkilatlarındaki orman arazi koşullarına uygun teknolojik araçların, gereçlerin ve eğitimli personel sayısının artırılması gerektiğini ifade etti.

İtfaiye ekiplerinin gerek orman yangınlarında gerekse mahalli olaylarda haksız eleştirilere uğradığını ifade eden Orhan Doğan, "Biz itfaiyeciler bu görevlerimizi yılgınlığa, rehavete girmeden 7 gün 24 saat hizmet vermekteyiz. Allah hepsinden razı olsun. Bazı insanlar böyle ön yargılı davranmaktadırlar. Aslında itfaiye geç kalmaz, geciktirilir." açıklamasında bulundu. Bursa Büyükşehir Belediyesi Emekli İtfaiye Daire Başkanı Orhan Doğan'ın ağzından orman ve diğer yangınlarda itfaiye ekiplerinin yaşadıkları duyguların özeti...

Uzun yıllar Bursa'da İtfaiye Daire Başkanı olarak görev yaptınız. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1962 yılında Bursa'da doğdum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi lisans mezunu olup, Işık Üniversitesi'nde işletme alanında yüksek lisansımı tamamladım. 1984 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin açtığı sınavı kazanıp devlet memuru olarak 'itfaiye eri' kadrosunda göreve başladım. 15 yıl bu görevimi sürdürdükten sonra 1999 yılında itfaiye amiri oldum. 5 yıl bu görevi yerine getirdikten sonra da 2004 yılında İtfaiye Dairesi Başkanı olarak atandım ve bu görevimi aralıksız 12 buçuk yıl sürdürdüm. Görev esnasında da ülkemizde ve kentimizde itfaiye mesleğiyle ilgili birçok projeyi de hayata geçirme fırsatı buldum. 'İtfaiye', 'İtfaiyecilik Mesleğinde Takım Çalışması Ve Önemi' ve 'Yangın Var' isimli yayınlanmış 3 kitabım var. Bunun yanı sıra yayınlanmış olan birçok mesleki makalem bulunmaktadır Ayrıca mesleki birçok konferansa, panele ve sempozyuma konuşmacı olarak katıldım. 12 buçuk yıl İtfaiye Daire Başkanı olarak hizmet verdikten sonra kendi isteğimle 2016 tarihinde emekli oldum. 2017 yılından itibaren ise Uluşehir Yangın Danışmanlık adıyla firma kurarak, yangın danışmanı olarak yangınla mücadeleye devam etmekteyim. Evli ve 2 çocuk babasıyım.

Son günlerde ortaya çıkan orman yangınları hakkında neler söylemek istersiniz?

Son günlerde Antalya'nın Manavgat ve Gündoğmuş, Aydın'ın Karacasu, Denizli'nin Güney, Isparta'nın Tarım Sütçüler, Muğla'nın Marmaris, Köyceğiz, Kavaklıdere, Yılanlı, Seydikemer ve Milas'ta orman yangınları çıkmış olup can ve mal kaybına neden olan orman yangınlarına ilgili kurum ve kuruluşların ekiplerinin, gönüllü ekiplerin, vatandaşlarımızın canla başla mücadele ettiklerini görmekteyiz. En son verilen resmi bilgilere göre, yangınların bazı bölgelerde söndürüldüğünü bazı bölgede ise yangının kontrol altına alındığını ve söndürme çalışmalarının havadan ve karadan devam etmektedir. Söz konusu orman yangınlarında ülkemiz tek yumruk olup, yangına adeta kilitlendi. Yangınlarla mücadelede büyük illerin belediyeleri elindeki tüm imkânlarla yangınlarla müdahale etmek için ekiplerini seferber etti. Bunların başında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Alinur Aktaş, 7 araç 21 personeli yangın bölgesine göndererek, büyük dayanışma örneği göstermiştir. Sayın Başkan Alinur Aktaş'a ve ekibine çok teşekkür ederiz. Bölgede cansiperane çalışmalarından dolayı tüm söndürme çalışmalarına katılan görevlilerimize ve vatandaşlarımıza da çok teşekkür ettiğimi ifade etmek isterim. Ayrıca, orman yangınında şehit düşen orman işçilerimize, vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dilerim.

Görev yaptığınız dönemde çıkan orman yangınlarından bahseder misiniz? Bu dönem içerisinde unutamadığınız bir anınız oldu mu?

2006 yılının Ağustos ayında Barakfaki ve Narlıdere mevkiinde, yine 2015 yılında Ağustos ayında Göynüklü, Nilüfer, Çağrışan mevkiinde ormanlık alanda yangın çıkmıştı. Hem karadan hem havadan vatandaşlarımızın da yardımı ve desteğiyle cansiperane çalışmalarla söndürülmüştü. Büyükşehir İtfaiyesi olarak merkezde birkaç nöbetçi araç bırakarak yaklaşık 25-30 aracımızı Narlıdere, Barakfaki, Göynüklü, Nilüfer ve Çağrışan köylerinde yerleşim alanlarında adeta araçlarla barikat kurmuştuk. Yerleşim yelerine set kurarak, can ve mal kaybını en az seviyede atlatmıştık. Alevler hiç bir evin çatısına dahi sirayet etmemişti. Bölgede yaklaşık 85 hektar alan yanmıştı. 2006 yılındaki Barakfaki, Narlıdere bölgesindeki orman yangınındaki çalışmalarımızdan dolayı o dönem görev yapan Sayın Valimiz Nihat Canpolat ve Merhum Büyükşehir Belediye Başkanımız Hikmet Şahin teşkilatımızı tebrik etmişti. Yine 2015 yılında Göynüklü, Nilüfer ve Çağrışan bölgesinde çıkan orman yangınında o dönem görev yapan Sayın Valimiz Münir Karaloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe de çalışmalarımızdan ötürü teşekkürlerini bize iletmişti. İtfaiye eri olarak görev yaptığım yıllarda Orhaneli bölgesinde çıkan orman yangınında aracımızı konuşlandırdık. Lastik hortumumuzu çektik, yangına suyla müdahale etmeye başladık. Yangından etkilenen uçan hayvanların yaban hayvanlarının acı çığlıklarına çok üzülmüştük. İnanın 'Bu sesler içimizi yaktı. Ağlayarak yangına müdahale ettik' diyebilirim. Yangına müdahalemiz devam ederken iki tilki göründü. Birini sırtı, diğerinin kuyruğu yanıyordu. İkisi de inleyerek koşarak yanımıza geldi. Çaresiz hayvanlar koştukları için üzerlerinde alev daha çok artıyordu. Biz bu durumu fark edince hemen suyla müdahale ederek söndürdük. Hayvanların acı feryatları azalmıştı. Onları kurtarmanın mutluluğunu ekip olarak yaşadık. Hemen telsizle amirimize anons edip durumu anlattık. Kısa sürede belediyenin ilgili ekipleri yanımıza ulaşıp, canlarını zor kurtaran hayvanları tedavi içi götürdü. Bu anımı da hiç unutamıyorum.

İtfaiyenin görevlerini ve itfaiyecilerin yapmış olduğu cansiperane çalışmaları anlatır mısınız?

2006/26326 Belediye İtfaiye Yönetmeliği'ne göre itfaiyenin görevleri şunlardır: Yangınlara müdahale etmek ve söndürmek, Her türlü kaza, çökme, patlama, mahsur kalma ve benzeri durumlarda teknik kurtarma gerektiren olaylara müdahale etmek ve ilk yardım hizmetlerini yürütmek. Arazide, su üstü ve su altında her türlü arama ve kurtarma çalışmalarını yapmak. Su baskınlarına müdahale etmek. Doğal afetler ve olağanüstü durumlarda kurtarma çalışmalarına katılmak. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ile verilen görevleri yapmak. Halkı, kurum ve kuruluşları itfaiye hizmetleri ile ilgili olarak bilgilendirmek. Alınacak önlemler konusunda eğitmek ve bu konuda tatbikatlar yapmak. Talep edilmesi halinde orman yangınlarının sön dürülmesi çalışmalarına katılmaktır. Saydığımız bu görevleri kahraman itfaiyeciler canla başla yerine getirirler. Hatta can kurtarmak için canlarını seve seve verirler. Bir örnek vermem gerekirse, İstanbul'da bir itfaiyeci; insanı bırakın, bir köpeği kurtarırken canından olmuştur. Böyle de meşakkatli ama bir o kadar da kutsal bir meslektir. Biz itfaiyeciler bu görevlerimizi yılgınlığa rehavete girmeden 7 gün 24 saat hizmet vermekteyiz. Allah hepsinden razı olsun, Rabbim onları her türlü kazalardan ve belalardan korusun.

15-20 SANİYEDE GARAJI TERK EDERLER

İtfaiye komuta merkezimizin telefonu çalar, gecenin bir yarısında feryat eden bir ses, "Yangın var, yetişin!" der, santral görevlisi adresi alır ve ekipleri derhâl çıkarır. Daha anons başlarken elbiseleri ile yatan itfaiyeciler yerlerinden fırlayıp koşarak araçlarına binerler. 15-20 saniye içerisinde garajı terk ederler. Gece soğuk ve karanlıktır, gecenin sessizliğini siren sesleri bozar. Alelade park edilmiş araçlar, duyarsız araç şoförleri bizi olumsuz etkiler. Bütün olumsuz koşullara rağmen, şoför arkadaşların marifetleriyle ve cambazlıklarıyla kısa sürede olay yerine ulaşırız. Olay yerine vardığımızda alevler, ateş, dumanlar; aynı zamanda çökme, patlama, zehirlenme tehlikelerini içinde barındıran yangın, tüm riskleri ile karşımıza çıkar, ayrıca insanların feryatları yüreğimizi yakar. Binanın çökebileceğini, alevlerin arasında kalabileceğimizi, patlayan tüpün bir parçasının vücudumuza isabet edeceğini düşünmeyiz; tek düşüncemiz önce mahsur kalan insanlarımızı kurtarmak ve kısa sürede yangını söndürmektir. Bazen içeride bir insan değil de küçük bir kedi yavrusu ya da kafes içerisindeki bir kuş da olabilir. Bizim için fark etmez. Alev ve simsiyah dumanın arasına dalarak sesin geldiği yere koşarız. Yangın içinde bırakın insanı, bir kedi bile olsa onu kurtarmak uğruna canımızı, gözümüzü kırpmadan tehlikeye atarız.

İNSANLARIN KAÇTIĞI YERLERE GİRİYORLAR

Bir yangın durumunda yaralanmamış insanlarımız haklı olarak hemen olay yerinden uzaklaşmaktadırlar. Hâlbuki itfaiyeciler bunun tam tersini yaparak insanların kaçtığı yere girer. Bunu yaparken hiçbir şeyden korkmaz ve yılmaz. Görevinin bilinciyle, seri bir şekilde müdahale eder. Örnek vermek gerekirse, savaşta bile cephe ve siper vardır; asker, kurşunun nereden geleceğini bilir. Ona göre önlemini alarak karşılık verir. Fakat itfaiyecinin cephesi ve siperi yoktur. İtfaiyeci yangına girerken, yangın tamamen patlama olgunluğuna gelmişse, o esnada da patlayabilir. İtfaiyecinin vücuduna bir parça isabet edebilir, saplanabilir, bina çökebilir. Bu olaylara muhatap olan itfaiyecilerden ölen ve yaralananlar olmuştur.

İTFAİYE GEÇ KALMAZ GECEKTİRİLİR

Sık sık hepimiz duyarız; 'Filan yerde, filan mahallede, filan apartmanında veya filan iş hanında yangın', 'İşyerini veya evi kül olmaktan kurtaramadılar', 'İtfaiye geç geldi, eğer erken gelseydi bu kadar zarar olmayacaktı', 'İtfaiyeciler susuz geldi, köpük kullanmadılar.' Bu şekilde itfaiyecilere çeşitli hakaretler edilir, iftiralar atılır. Hatta fiziksel şiddete maruz kalırlar. Tabi ki bu olumsuz ithamlar tüm halka mal edilemez, bazı insanlar böyle ön yargılı davranmaktadırlar. Aslında itfaiye geç kalmaz, geciktirilir. Semt pazarları, dar sokaklar ve uygunsuz park etmiş araçlar, trafiğin yoğunluğu, trafikte seyir halindeki bazı sürücülerin duyarsız ve sorumsuz davranmaları... Ayrıca çoğu yangına 5 dakikada ulaşılmasına rağmen yangına maruz kalan kişi ya da kişilere bu 5 dakika, 1 saat kadar uzun bir süre gibi gelmektedir. Oysa itfaiyeciler 24 saat hazır kıta beklemektedirler. Yangın, sel, arama-kurtarma vb. gibi ihbar geldiğinde hemen olay yerine gidilir, ekipler hayatlarını riske atarak canla başla, tabiri caizse ölümüne çalışırlar. Bunları televizyon haberlerinde ve programlarda seyretmekte, gazetelerde okumaktayız. Yangınlarda, sel felaketlerinde, boğulma olaylarında, göçük altında; asansörde mahsur kalan, trafik kazasında araçlarda sıkışan insanları; çukura düşen kedi, köpek vb. canlıları kurtarırken, ateş savaşçılarını bu mukaddes görevlerini yaparken olaya bizzat şahit olup görmüşüzdür ya da TV'de seyretmiş, gazeteden okumuşuzdur. İtfaiyeci yangın ihbarını alır almaz süratle olay mahalline gitmekte, kendisini birçok tehlikenin beklediğini bilerek, görev bilinciyle olaya müdahale etmektedir.

MESLEĞİN GECESİ GÜNDÜZÜ YOK

Belki de ölüme yıldırım hızıyla yaklaştığının farkında bile değildir. Çünkü yangına giden itfaiyecinin trafik kazası yapması an meselesidir. Olay yerine vardığı zaman da yangın yeri düzensizliklerle doludur. Aşırı zehirli gaz, ateş, aşırı sıcaklık, patlayıcı-parlayıcı maddeler, yıkılma riski, çökme riski ve buna benzer çok sayı da tehlike itfaiyeciyi beklemektedir. Özel kurum ve kamu kuruluşlarında mesai saatleri bittikten sonra çalışanlar istirahata çekilirken, itfaiyeci yine görev başında olduğu için resmî dairede işi olan vatandaşlar, karşılarında yine itfaiyecileri bulacaklardır. Çünkü itfaiyecinin gecesi gündüzü, bayramı, tatili yok- tur. Karda, kışta, soğukta, sıcakta, lodosta, yağmurda, selde her türlü afette mağdur olan insanlarımıza hemen koşarlar; onları bu afetten kurtarırlar.

Meydana gelen orman yangınlarının çıkış sebepleri nelerdir?

-Yakılan ateşi söndürmeden bırakmak. Özellikle mangal ve piknik için yakılan ateşin söndürülmeden bırakılması.

-Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.

-Orman içinde veya bitişiğindeki tarlalarda istenmeyen otları,çalı çırpı yakmak

-Orman içinde veya bitişiğindeki tarlalarda anız yakmak.

-Gece aydınlatma için ormanda ateşle dolaşmak.

-Cam ve cam kırıklarını ormanda bırakması sonucu, güneş ışığının camdan yansıyarak otları yakması.

-Yıldırım düşmesi.

-Yabani hayvanları uzaklaştırmak.

-Tarla büyütmek veya tarla alanı açmak

-Enerji nakil hatları

-Kasıtlı yakılması (kaynaklara göre yüzde 20 civarı kasten çıkarıldığı saptanmıştır)

-Çobanların aydınlatma ve ısınma için dikkatsizce ateş yakmaları ve söndürmeden bırakmaları

-Avcıların orman içerisinde avlanırken tüfek namlularından çıkan yanar kovanların düştükleri yerlerde yangın çıkarması

-Orman içerisinde kamp ateşlerin yakılması, sonrasında iyi söndürülmemesi ya da söndürülmeden bırakılması

Son olarak orman yangınlarına karşı ne gibi önlemler alınmalıdır?

-Kesinlikle ateş yakılmamalıdır.

-Halkımız bu konuda eğitilmelidir

-İlgili kurum ve kuruluşlar tarafından bu konuda seminerler ve konferanslar düzenlenmelidir.

-Ormanlara cam ve cam kırıkları atılmamalıdır. (Cam, güneş ışığını bir büyüteç gibi çimenlere çeker.

-Çimenler, tutuşarak çimenlerin alevlenmesine ve dolayısıyla yangının oluşmasına neden olacaktır.)

-Nerde orman varsa mutlaka en yakınında uygun olan yerde orman itfaiyesi kurulmalıdır.

-Mevcut olan orman itfaiye teşkilatlarının, orman arazi koşullarına uygun teknolojik araçlarının, gereçlerinin ve eğitimli personelinin sayısı artırılmalıdır.

-Mangal külleri söndürülmeden dökülmemelidir. Çünkü çimenlerin tutuşarak yangın çıkarma olasılığı vardır.

-Orman bölgelerine su depoları kurulmalıdır.

-Ormanlar bölümlere ayrılmalıdır.

-Yangına ulaşım yolları açılmalıdır.

-Orman yangını ihbar hattı 177'dir.

Ben de son olarak sorularınız için teşekkür eder yangınsız günler dilerim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.