Bursa denildiğinde ilk akla gelenlerden birisi Uludağ'dır. Uludağ, doğal güzellikleri, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, yaz aylarında kamp yapılan, kış döneminde de kış sporları turizmi ile Uludağ, eşsizliği ile göz kamaştırıyor.
Haber Giriş Tarihi: 02.09.2017 08:48
Haber Güncellenme Tarihi: 02.09.2017 08:48
Kaynak:
Haber Merkezi
https://bursahayat.com.tr/
Bilal KAYAALTI
Antik Çağ'da "Olympos" olarak anılan Uludağ'ın kaderi Roma İmparatorluğu'nun resmi dininin Hıristiyanlık olmasıyla değişti. Dağ kısa sürede keşişlerin kurduğu manastırlarla ünlü oldu. Orhan Gazi döneminde Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına giren şehirde keşişlerin bir kısmı manastırlarında yaşamayı sürdürürken, ayrılanların yerine İslam inancının inzivaya çekilenleri, dervişleri geldi. Ancak bu dönemde bölgenin Hıristiyan geçmişi göz ardı edilmedi.
EVLİYA ÇELEBİ
17. yüzyılın önemli gezginlerinden Evliya Çelebi de Keşiş Dağı'nın manastırlarının önemine değiniyordu. Evliya Çelebi, "Cebel-i Ruhban" yani Ruhban / Keşiş Dağı diye andığı dağ ile ilgili bir efsaneyi ünlü "Seyahatnamesi"nde paylaşıyordu: "Bu dağa Keşiş Dağı denmesinin sebebi, Ayasofya'daki patrik ve rahiplerin perhiz ile uçarak gelip bu dağda dinlenmeleridir" diyordu. 19. yüzyılda Anadolu'yu ziyaret eden ünlü Fransız arkeolog ve gezgini Charles (Felix-Marie) Texier ise "Küçük Asya coğrafyası" kitabında bölgedeki manastırların yoğunluğunu Yunanistan'daki Athos (Aynaroz) Dağı'na benzetiyordu.
KEŞİŞLERİN MEKANI
Uludağ'ın eski ismi "Keşiş Dağı" bölgeyle o kadar özdeşleşmişti ki İstanbul'un güneydoğusunda kaldığı için esen rüzgara bile bu nedenle "keşişleme" denildiği rivayet ediliyordu. Yüzlerce yıl dağın kimliğini oluşturan manastırlarla ilgili en kapsamlı çalışmayı Bursa'daki Fransız Kilisesi rahibi Bernardin Menthon yaptı. Menthon, 1935 yılında yayınlanan "L'Olympe de Bithynie" kitabında hem bölgenin Hıristiyan kültürü hem de manastırlarının geçmişi hakkında detaylı bilgi veriyordu.
MANASTIRLARI OLAN DAĞ
Onun Bizans kaynaklarından derlediği bilgilerden yaralanarak bir yıl sonra, 1936 yılında Türkçe bir kitap basılıyordu. Osman Şevki Bey, "Uludağ: Keşişleri, Dervişleri, Tapınakları" kitabında manastırların yayılma alanlarını üç bölgeye ayrılıyor, 28 manastır hakkında bilgi veriyordu. Osman Şevki Bey, bu kitabından önceyse, dağın yüzlerce yıllık ismi olan "Keşiş Dağı"nı değiştiren öneriyi sunan isimdi. 1925'te Coğrafya Encümen Azası gezisine katılan Osman Şevki Bey, inceleme gezisinin ardından hazırladığı raporunda önerisini iletiyor: "Bütün dünya bu dağa Olemp der. Biz ise Keşiş Dağı diyoruz. Garbi Anadolu'nun en yüksek tepesine çıktım. Etrafıma baktım; ne keşiş gördüm, ne derviş. Güzel Bursa bir keşişin gölgesi altında mustaripti. Halk bu ismi sevmiyor; haklıdır. Olemp kelimesi de halkımızın diline uygun değildir. Biz buna, dağın bünyesine en uygun olan bir ismi verelim ve Uludağ diyelim." Bu öneriye Mareşal Fevzi Çakmak'tan da olumlu yanıt gelmesiyle önce dağın adı ardından Osman Şevki Bey'in soyadı -kanun çıktığında- "Uludağ" oluyordu.
FARKLI KUTUP
Genç Cumhuriyet için daha önceleri dönemin gazetelerinin tabiriyle "kutuplar gibi meçhul ve esrarengiz bir yer zannedilen" Uludağ, 1930'larda ilk otelin inşa edilmesiyle "Türkiye'nin İsviçre'si" diye anılmaya başladı. Bundan sonra da kimse "Keşiş Dağı" ve manastırlarından bahsetmedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin 2012'de kurduğu "Uludağ Mağara ve Manastır Araştırma Ekibi" manastırların yerlerini tespit etse de, kalıntılara ulaşılabilecek rotalar çıkartılsa da bölgede durum değişmiş değil. Kalıntılar korunmadığı, ayakta kalmayı başaran manastırlar da önlem alınmadığı için birer birer yok olmayı bekliyor.
HARİKA FOTOĞRAFLAR
Uludağ'da Göller ve zirveye 2 ayrı güzergahtan gidiliyor. Birinci güzergah Oteller Bölgesi'nden Volfram madenlerine araçla, oradan da Apollo kelebeklerinin eşlik ettiği patikalarla zorlu ve yorucu parkur takip ediliyor. İkinci güzergah ise Alaçam ya da Alaçam ya da Hamidiye Köyü'nden traktör ya da arazi aracıyla önce göller yöresine sonra ise zirveye ulaşılıyor. Harika manzarayı fotoğraflamak için birbirleriyle yarışan insanlar, yer yer bulutların çöktüğü ve güneşin ısıttığı doğada gezmenin keyfini çıkartıyor. Doğanın eşsiz güzellikleri arasında yolculuk yapan insanlar, zirveye çıkmama korkusunu mutlu sonla noktalıyor. Seyahat esnasında bazı vatandaşlar, bir süre dinlendikten sonra pes etmeden gezisini devam ettiriyor.
DOĞASEVERLER ULUDAĞ'IN ATMOSFERİNE KAPILIYOR
Bazı vatandaşlar muhteşem atmosferi gece saatlerinde de değerlendirmek için kamp kurmayı tercih ediyor. Geceleyin doğanın sesiyle uykuya dalan doğaseverler, sabahın ilk saatlerinde soluğu zirvedeki göllerde alıyor. Aynalı göl, Kara göl, Kilimli göl, buzlu göl ve heybeli göllerinden birisine giren vatandaşlar, sıcaktan kavrulan bedenlerini karlı suya daldırarak rahatlamanın keyfini çıkartıyor. Kara Göl kıyısında serinleyen doğaseverler, uzaktan kilimi andıran 'Kilimli Göl'e uğramadan da geçmiyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şehrin en tepesi: Uludağ
Bursa denildiğinde ilk akla gelenlerden birisi Uludağ'dır. Uludağ, doğal güzellikleri, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, yaz aylarında kamp yapılan, kış döneminde de kış sporları turizmi ile Uludağ, eşsizliği ile göz kamaştırıyor.
Bilal KAYAALTI
Antik Çağ'da "Olympos" olarak anılan Uludağ'ın kaderi Roma İmparatorluğu'nun resmi dininin Hıristiyanlık olmasıyla değişti. Dağ kısa sürede keşişlerin kurduğu manastırlarla ünlü oldu. Orhan Gazi döneminde Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına giren şehirde keşişlerin bir kısmı manastırlarında yaşamayı sürdürürken, ayrılanların yerine İslam inancının inzivaya çekilenleri, dervişleri geldi. Ancak bu dönemde bölgenin Hıristiyan geçmişi göz ardı edilmedi.
EVLİYA ÇELEBİ
17. yüzyılın önemli gezginlerinden Evliya Çelebi de Keşiş Dağı'nın manastırlarının önemine değiniyordu. Evliya Çelebi, "Cebel-i Ruhban" yani Ruhban / Keşiş Dağı diye andığı dağ ile ilgili bir efsaneyi ünlü "Seyahatnamesi"nde paylaşıyordu: "Bu dağa Keşiş Dağı denmesinin sebebi, Ayasofya'daki patrik ve rahiplerin perhiz ile uçarak gelip bu dağda dinlenmeleridir" diyordu. 19. yüzyılda Anadolu'yu ziyaret eden ünlü Fransız arkeolog ve gezgini Charles (Felix-Marie) Texier ise "Küçük Asya coğrafyası" kitabında bölgedeki manastırların yoğunluğunu Yunanistan'daki Athos (Aynaroz) Dağı'na benzetiyordu.
KEŞİŞLERİN MEKANI
Uludağ'ın eski ismi "Keşiş Dağı" bölgeyle o kadar özdeşleşmişti ki İstanbul'un güneydoğusunda kaldığı için esen rüzgara bile bu nedenle "keşişleme" denildiği rivayet ediliyordu. Yüzlerce yıl dağın kimliğini oluşturan manastırlarla ilgili en kapsamlı çalışmayı Bursa'daki Fransız Kilisesi rahibi Bernardin Menthon yaptı. Menthon, 1935 yılında yayınlanan "L'Olympe de Bithynie" kitabında hem bölgenin Hıristiyan kültürü hem de manastırlarının geçmişi hakkında detaylı bilgi veriyordu.
MANASTIRLARI OLAN DAĞ
Onun Bizans kaynaklarından derlediği bilgilerden yaralanarak bir yıl sonra, 1936 yılında Türkçe bir kitap basılıyordu. Osman Şevki Bey, "Uludağ: Keşişleri, Dervişleri, Tapınakları" kitabında manastırların yayılma alanlarını üç bölgeye ayrılıyor, 28 manastır hakkında bilgi veriyordu. Osman Şevki Bey, bu kitabından önceyse, dağın yüzlerce yıllık ismi olan "Keşiş Dağı"nı değiştiren öneriyi sunan isimdi. 1925'te Coğrafya Encümen Azası gezisine katılan Osman Şevki Bey, inceleme gezisinin ardından hazırladığı raporunda önerisini iletiyor: "Bütün dünya bu dağa Olemp der. Biz ise Keşiş Dağı diyoruz. Garbi Anadolu'nun en yüksek tepesine çıktım. Etrafıma baktım; ne keşiş gördüm, ne derviş. Güzel Bursa bir keşişin gölgesi altında mustaripti. Halk bu ismi sevmiyor; haklıdır. Olemp kelimesi de halkımızın diline uygun değildir. Biz buna, dağın bünyesine en uygun olan bir ismi verelim ve Uludağ diyelim." Bu öneriye Mareşal Fevzi Çakmak'tan da olumlu yanıt gelmesiyle önce dağın adı ardından Osman Şevki Bey'in soyadı -kanun çıktığında- "Uludağ" oluyordu.
FARKLI KUTUP
Genç Cumhuriyet için daha önceleri dönemin gazetelerinin tabiriyle "kutuplar gibi meçhul ve esrarengiz bir yer zannedilen" Uludağ, 1930'larda ilk otelin inşa edilmesiyle "Türkiye'nin İsviçre'si" diye anılmaya başladı. Bundan sonra da kimse "Keşiş Dağı" ve manastırlarından bahsetmedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin 2012'de kurduğu "Uludağ Mağara ve Manastır Araştırma Ekibi" manastırların yerlerini tespit etse de, kalıntılara ulaşılabilecek rotalar çıkartılsa da bölgede durum değişmiş değil. Kalıntılar korunmadığı, ayakta kalmayı başaran manastırlar da önlem alınmadığı için birer birer yok olmayı bekliyor.
HARİKA FOTOĞRAFLAR
Uludağ'da Göller ve zirveye 2 ayrı güzergahtan gidiliyor. Birinci güzergah Oteller Bölgesi'nden Volfram madenlerine araçla, oradan da Apollo kelebeklerinin eşlik ettiği patikalarla zorlu ve yorucu parkur takip ediliyor. İkinci güzergah ise Alaçam ya da Alaçam ya da Hamidiye Köyü'nden traktör ya da arazi aracıyla önce göller yöresine sonra ise zirveye ulaşılıyor. Harika manzarayı fotoğraflamak için birbirleriyle yarışan insanlar, yer yer bulutların çöktüğü ve güneşin ısıttığı doğada gezmenin keyfini çıkartıyor. Doğanın eşsiz güzellikleri arasında yolculuk yapan insanlar, zirveye çıkmama korkusunu mutlu sonla noktalıyor. Seyahat esnasında bazı vatandaşlar, bir süre dinlendikten sonra pes etmeden gezisini devam ettiriyor.
DOĞASEVERLER ULUDAĞ'IN ATMOSFERİNE KAPILIYOR
Bazı vatandaşlar muhteşem atmosferi gece saatlerinde de değerlendirmek için kamp kurmayı tercih ediyor. Geceleyin doğanın sesiyle uykuya dalan doğaseverler, sabahın ilk saatlerinde soluğu zirvedeki göllerde alıyor. Aynalı göl, Kara göl, Kilimli göl, buzlu göl ve heybeli göllerinden birisine giren vatandaşlar, sıcaktan kavrulan bedenlerini karlı suya daldırarak rahatlamanın keyfini çıkartıyor. Kara Göl kıyısında serinleyen doğaseverler, uzaktan kilimi andıran 'Kilimli Göl'e uğramadan da geçmiyor.
Son Haberler
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı!
Timsah şampiyonluk yolunda hata yapmadı!
İstanbul Valisi Davut Gül’den belediyelere sokak köpekleriyle ilgili talimat!