Enerji kesintileri 2026’da işletmeler için stratejik risk haline geliyor
Enerji kesintileri 2026’da işletmeler için stratejik risk haline geliyor
Artan enerji talebi ve iklim baskıları, elektrik kesintilerini teknik bir arızanın ötesine taşıdı. Uzmanlara göre enerji sürekliliği artık işletmeler için kritik bir yönetim konusu.
Haber Giriş Tarihi: 23.03.2026 12:06
Haber Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 12:06
Muhabir:
Nagihan ER
Artan enerji talebi, yoğun tüketim bölgelerinde büyüyen yük ve iklim kaynaklı altyapı baskıları, elektrik kesintilerini sıradan bir teknik problem olmaktan çıkarıyor. Günümüzde üretimden sağlığa, ticaretten konut yaşamına kadar birçok alanda enerji sürekliliği, doğrudan finansal ve operasyonel risk başlığı olarak değerlendiriliyor.
Elektrifikasyon alanında endüstriyel taahhüt projeleri gerçekleştiren Limadem Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı, Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, 2026 yılı itibarıyla enerji kesintilerinin işletmeler açısından çok daha kritik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
“ENERJİ SÜREKLİLİĞİ YÖNETİM KURULU GÜNDEMİDİR”
Karabiber, enerji sürekliliğinin artık yalnızca teknik ekiplerin sorumluluğunda olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Enerji sürekliliği artık teknik departmanın değil, yönetim kurulunun gündemidir. Bu konu bir ekipman yatırımı değil, stratejik bir risk yönetimi kararına dönüşmüştür.”
30 DAKİKALIK KESİNTİ ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYOR
Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, işletmelerin en büyük kırılganlıklarından birinin kesinti anında ne kadar süre dayanabileceklerini bilmemeleri olduğunu ifade etti. Kısa süreli kesintilerin bile ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Karabiber şöyle konuştu:
“30 dakikalık bir duruş yalnızca üretim kaybı anlamına gelmez. Personel maliyeti, makinelerin yeniden devreye alınma süresi, tedarik zinciri gecikmeleri ve müşteri güveni kaybı zincirleme etki yaratır. Gerçek kayıp o an yaşanan değil, planlama zincirini bozan domino etkisidir.”
ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDE ETKİ DAHA BÜYÜK
Enerji kesintilerinin sadece tek bir işletmeyi değil, organize sanayi bölgelerindeki tüm üretim ekosistemini etkileyebileceğini belirten Karabiber, enerji sürekliliğinin bölgesel rekabet gücü açısından da belirleyici hale geldiğini söyledi.
YEDEK GÜÇ SİSTEMLERİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Birçok işletmede yedek güç sistemleri bulunduğunu ancak bunun tek başına güvence anlamına gelmediğini ifade eden Karabiber, kapasite analizinin mutlaka güncel yük üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı.
Karabiber, işletmelerin şu sorulara net yanıt vermesi gerektiğini belirtti:
Son yatırımlar ve kapasite artışları hesaba katıldı mı?
Otomatik transfer sistemleri doğru projelendirildi mi?
Yakıt kapasitesi kriz senaryolarına uygun mu?
Sistemler düzenli ve yük altında test ediliyor mu?
“Bu soruların net cevabı yoksa, sistem varmış gibi görünür ama kriz anında devreye girmeyebilir” diyen Karabiber, yanlış kapasite seçiminin kritik anlarda sistemi işlevsiz bırakabileceğini dile getirdi.
ENERJİ SÜREKLİLİĞİ BİR RİSK YÖNETİMİ DİSİPLİNİ
Karabiber’e göre yedek güç planlaması bir ürün tercihi değil, bütüncül bir risk yönetimi yaklaşımı gerektiriyor.
Bu kapsamda; güncel yük analizi, kritik hatların önceliklendirilmesi, otomatik ve senkron devreye giren altyapı, periyodik ve kayıtlı test süreçleri enerji sürekliliğinin temel unsurları arasında yer alıyor.
“ASIL SORU: SİSTEM GERÇEKTEN ÇALIŞACAK MI?”
Yedek güç sistemlerinde sadece kapasitenin değil, marka güvenilirliği ve servis sürekliliğinin de hayati önem taşıdığını belirten Karabiber, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Kriz anında ulaşılabilir teknik destek, işletmenin gerçek güvencesidir. Soru artık ‘Jeneratör alalım mı?’ değil. Asıl soru ‘Enerji kesildiğinde sistemimiz gerçekten çalışacak mı?’ olmalı. Enerji sürekliliği şansa bırakılmaz, planlanır. Hazırlıklı olan işletme durmaz; hazırlıklı olan işletme güven verir.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Enerji kesintileri 2026’da işletmeler için stratejik risk haline geliyor
Artan enerji talebi ve iklim baskıları, elektrik kesintilerini teknik bir arızanın ötesine taşıdı. Uzmanlara göre enerji sürekliliği artık işletmeler için kritik bir yönetim konusu.
Artan enerji talebi, yoğun tüketim bölgelerinde büyüyen yük ve iklim kaynaklı altyapı baskıları, elektrik kesintilerini sıradan bir teknik problem olmaktan çıkarıyor. Günümüzde üretimden sağlığa, ticaretten konut yaşamına kadar birçok alanda enerji sürekliliği, doğrudan finansal ve operasyonel risk başlığı olarak değerlendiriliyor.
Elektrifikasyon alanında endüstriyel taahhüt projeleri gerçekleştiren Limadem Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı, Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, 2026 yılı itibarıyla enerji kesintilerinin işletmeler açısından çok daha kritik sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
“ENERJİ SÜREKLİLİĞİ YÖNETİM KURULU GÜNDEMİDİR”
Karabiber, enerji sürekliliğinin artık yalnızca teknik ekiplerin sorumluluğunda olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
30 DAKİKALIK KESİNTİ ZİNCİRLEME ETKİ YARATIYOR
Elektrik Mühendisi Olgun Karabiber, işletmelerin en büyük kırılganlıklarından birinin kesinti anında ne kadar süre dayanabileceklerini bilmemeleri olduğunu ifade etti. Kısa süreli kesintilerin bile ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Karabiber şöyle konuştu:
ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNDE ETKİ DAHA BÜYÜK
Enerji kesintilerinin sadece tek bir işletmeyi değil, organize sanayi bölgelerindeki tüm üretim ekosistemini etkileyebileceğini belirten Karabiber, enerji sürekliliğinin bölgesel rekabet gücü açısından da belirleyici hale geldiğini söyledi.
YEDEK GÜÇ SİSTEMLERİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Birçok işletmede yedek güç sistemleri bulunduğunu ancak bunun tek başına güvence anlamına gelmediğini ifade eden Karabiber, kapasite analizinin mutlaka güncel yük üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı.
Karabiber, işletmelerin şu sorulara net yanıt vermesi gerektiğini belirtti:
“Bu soruların net cevabı yoksa, sistem varmış gibi görünür ama kriz anında devreye girmeyebilir” diyen Karabiber, yanlış kapasite seçiminin kritik anlarda sistemi işlevsiz bırakabileceğini dile getirdi.
ENERJİ SÜREKLİLİĞİ BİR RİSK YÖNETİMİ DİSİPLİNİ
Karabiber’e göre yedek güç planlaması bir ürün tercihi değil, bütüncül bir risk yönetimi yaklaşımı gerektiriyor.
Bu kapsamda; güncel yük analizi, kritik hatların önceliklendirilmesi, otomatik ve senkron devreye giren altyapı, periyodik ve kayıtlı test süreçleri enerji sürekliliğinin temel unsurları arasında yer alıyor.
“ASIL SORU: SİSTEM GERÇEKTEN ÇALIŞACAK MI?”
Yedek güç sistemlerinde sadece kapasitenin değil, marka güvenilirliği ve servis sürekliliğinin de hayati önem taşıdığını belirten Karabiber, sözlerini şu şekilde tamamladı:
Kaynak: Nagihan ER
Son Haberler
Bursa’daki kanlı olayın kurbanı kadının eski görüntüleri çıktı!
Bursa’da yağmur sonrası kaza: Motosikletli genç ve arkadaşı hafif yaralandı!
Katar’daki helikopter faciası sonrası Erdoğan’dan başsağlığı açıklaması