Bursa’nın fethi 700 yıl sonra yeniden değerlendirildi!
Bursa’nın fethi 700 yıl sonra yeniden değerlendirildi!
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin hedefleri arasında yer alan, oğlu Orhan Gazi tarafından kuşatılarak alınan Bursa’nın fethinin üzerinden 700 yıl geride bırakıldı.
Haber Giriş Tarihi: 22.04.2026 18:13
Haber Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 18:19
Kaynak:
AA
Mart 1324’te beyliğin başına geçen Orhan Gazi, Bursa ve İznik üzerindeki kuşatmayı daha da sıkılaştırarak 1326 baharında tüm kuvvetleriyle Bursa önüne geldi ve şehrin teslim olmasını talep etti.
Bunun üzerine Bursa tekfuru ile bir ahitname üzerinde uzlaşmaya varılarak şehir teslim alındı.
Fetihten sonra Osmanlı Beyliği’nin merkezi haline gelen Bursa’da Orhan Gazi tarafından gümüş sikke bastırıldı ve kalenin doğu kısmında cami, imaret, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşan bir külliye inşa ettirildi.
Bursa’nın fethi, beyliğin devlete dönüşüm sürecinde kritik bir adım olurken, Orhan Gazi de bu süreci başlatan ve Osmanlı’nın devletleşme sürecini şekillendiren temel isim olarak öne çıktı.
“İLK ÖNEMLİ HEDEFİ BURSA OLMUŞTUR”
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Mustafa Emecen, Bursa’nın fethinin 700. yılı kapsamında düzenlenen bir programa katılmak üzere geldiği kentte, AA muhabirine yaptığı açıklamada Bursa’nın tarihsel açıdan büyük öneme sahip ve güçlü bir istihkam olduğunu belirtti.
Bilecik merkezli beyliğin kurulmasının ardından Bursa’nın öneminin giderek arttığını belirten Emecen, şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü Bizans'ın müdafaa kaleleri veya emniyet şeridi şeklindeki alan içinde Bursa, çok önemli bir yere sahip. Türklerin Sakarya adasına doğru yaptıkları akınları önleyebilmek amacıyla burada Bizans'ın 12. yüzyıldan beri çok kuvvetli istihkam oluşturmaya çalıştığını biliyoruz. Dolayısıyla 13. yüzyıl sonları, 14. yüzyıl başlarından itibaren bu bölgelerdeki Türkmen beyliklerinin ortaya çıkışıyla beraber bu durum, daha da sıkışık hale geldi ve Bizans, çok zor durumda kalmıştı."
Emecen, Osmanlı’nın kurulduğu bölgede Osman Gazi’nin beylik teşkil etmesiyle birlikte çeşitli hedeflerin ortaya çıktığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
"Bu hedefler arasında en başta gelen yer, Bursa ve İznik oldu. Bursa'nın Osmanlı'nın radarına girmiş olması, daha ilk dönemlerden Osman Bey'in hayallerini süsleyen, tasavvuru içinde yer almış bir kent olarak nitelendirebiliriz. Kendisi zaman zaman kuşattı, sıkıştırdı, geri çekildi ama bilhassa 1310'dan itibaren yetkileri, yavaş yavaş oğlu Orhan Bey'e geçmeye başladı. Bu defa Orhan Bey, bu gazanın liderliğini ondan (Osman Bey) alıp onun koyduğu hedefler çerçevesinde, bu bölgedeki kalelere karşı yeniden bir fetih hareketi başlattı. İlk önemli hedefi Bursa olmuştur. O yüzden Bursa'nın ele geçirilmesiyle başlayan süreç, beyliğin devlete dönüşümü için çok önemli bir adım olacaktır."
“AŞIKPAŞAZADE, OSMAN BEY'İN BURSA'NIN FETHİNDEN SONRA VEFAT ETTİĞİNİ İLERİ SÜRÜYOR”
Emecen, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait kaynakları ele alarak, "Osmanlı kaynakları, 100-150 yıl sonra yazıldığı için çok detaylı bilgi vermiyorlar. Daha sonra menakıb tarzında, hikayeleştirerek bunları anlatıyorlar. Tarihçiler olarak, bunlardan birtakım sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz. Yan kaynaklar, yan varyantlar, Bizans kaynakları, paralar, kitabeler, vakfiyelerle beraber o bilgileri test ederek bir sonuç çıkarmaya çalışıyoruz ama tabii ki bunlar eksik. Pek çok dolduramadığımız boşluklar var." dedi.
Emecen, Âşıkpaşazade’nin Yahşi Fakih Menakıbnamesi’nde geçen anlatıların ana çerçeveyi sunduğunu, bunları detaylarıyla birlikte bir sıraya koyarak tarihlendirmeye gayret ettiklerini söyleyerek, "Bunların hiçbirini test edebileceğimiz başka bir kaynak olmadığından çok ciddi manada bir tereddüt ve şüphe, her zaman bizim nezdimizde var. O yüzden ben asla kesin konuşmama taraftarıyım. Kesin tarihçilik, kalem tarihçiliğinde kesin konuşmak, doğru bir yaklaşım değil." ifadelerini kullandı.
Bursa’nın fetih tarihine ilişkin kesinliğin tartışmalı bir konu olduğuna dikkat çeken Emecen, şu bilgileri paylaştı:
"Çünkü dönemin kaynakları, Aşıkpaşazade'nin verdiği tarih ile Bizans Kronikleri'nin verdiği tarih ile çok uyum sağlıyor. Buna karşılık Osman Bey'in ne zaman vefat ettiğiyle ilgili bir karışıklık var. Aşıkpaşazade, Osman Bey'in Bursa'nın fethinden sonra vefat ettiğini ileri sürüyor. Bir yerde ise sanki fethetmeden önce ölmüş gibi gösteriyor. Bu tezatlar dikkatini çeken, ondan sonra gelen tarihçiler de bunu bir tarihe bağlama çabasında oldukları için bu tarihi, biraz daha erkene çekme eğiliminde olabiliyorlar. Şu anda mutabık olunan, yeni ve kesin bir bilgi çıkana kadar bu, Osmanlı kaynakları ile Bizans Kısa Kronikleri'nin buluştuğu, 1326 tarihidir. Bu tarihi benimsememek için şuan için bir mesele yok."
EMECEN: “OSMANLI’NIN DEVLETLEŞMESİNDE BURSA DÖNÜM NOKTASIDIR”
Emecen, Osman Bey döneminde kurulan beyliğin Bursa’nın alınması ve Orhan Gazi’nin yönetime gelmesiyle birlikte farklı bir sürece girdiğini ifade etti.
Emecen, söz konusu süreçte Bursa’nın Osmanlı’nın devletleşme aşamasında çok önemli bir kırılma noktası olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
"Şehir, Orhan Bey'in ele geçirmesinin hemen akabinde bürokratik bir geleneğe sahip olacak bir devlete doğru yavaş yavaş dönüşmeye başlıyor. O yüzden biz, Osmanlı Devleti'nin kesin olarak kuruluş tarihini arayacak olursak onu Bursa'nın fethiyle birleştirmemiz lazım. Çünkü Bursa darplı paralar var. O paralar, çok önemli. Osman Bey'in de parası var ama darp yeri, tarihi yok. Bursa, bir merkez olması ve tarihi olması sebebiyle o paranın ehemmiyetini bu manada çok artırıyor. Osmanlı Devleti'nin gerçek atası, Osman Bey. Hiç şüphe yok, adını verdi devlete fakat devlet olarak teşkilatlanmasını sağlayan asıl banisi, Orhan Bey'dir."
Emecen, kuruluş dönemine ilişkin çok sayıda rivayet bulunduğunu belirterek, "Aşıkpaşazade gibi dönemin kaynakları, onların anlattığı hikayelerle birleşen ve halkın zihin dünyasında gelişerek yayılan, Osman Bey'in vasiyeti gibi başka şeyler de var. Bunlar acaba gerçekten doğru mu, değil mi bilemiyoruz. Osman Bey'in, Şeyh Edebali'nin vasiyetleri var. Kaynaklarda hiç böyle bir şey yok. Bunlar, zannediyorum ki çok sonraları topluma faydası olsun diye genişletilmiş, uzatılmış metinler gibi duruyor." dedi.
BURSA’NIN FETHİ 700 YIL SONRA YENİDEN DEĞERLENDİRİLDİ!
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin hedefleri arasında yer alan, oğlu Orhan Gazi tarafından kuşatılarak alınan Bursa’nın fethinin üzerinden 700 yıl geride bırakıldı.https://t.co/vQee7Bi5jR#Bursapic.twitter.com/N9w6gifKwa
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’nın fethi 700 yıl sonra yeniden değerlendirildi!
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin hedefleri arasında yer alan, oğlu Orhan Gazi tarafından kuşatılarak alınan Bursa’nın fethinin üzerinden 700 yıl geride bırakıldı.
Mart 1324’te beyliğin başına geçen Orhan Gazi, Bursa ve İznik üzerindeki kuşatmayı daha da sıkılaştırarak 1326 baharında tüm kuvvetleriyle Bursa önüne geldi ve şehrin teslim olmasını talep etti.
Bunun üzerine Bursa tekfuru ile bir ahitname üzerinde uzlaşmaya varılarak şehir teslim alındı.
Fetihten sonra Osmanlı Beyliği’nin merkezi haline gelen Bursa’da Orhan Gazi tarafından gümüş sikke bastırıldı ve kalenin doğu kısmında cami, imaret, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşan bir külliye inşa ettirildi.
Bursa’nın fethi, beyliğin devlete dönüşüm sürecinde kritik bir adım olurken, Orhan Gazi de bu süreci başlatan ve Osmanlı’nın devletleşme sürecini şekillendiren temel isim olarak öne çıktı.
“İLK ÖNEMLİ HEDEFİ BURSA OLMUŞTUR”
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Mustafa Emecen, Bursa’nın fethinin 700. yılı kapsamında düzenlenen bir programa katılmak üzere geldiği kentte, AA muhabirine yaptığı açıklamada Bursa’nın tarihsel açıdan büyük öneme sahip ve güçlü bir istihkam olduğunu belirtti.
Bilecik merkezli beyliğin kurulmasının ardından Bursa’nın öneminin giderek arttığını belirten Emecen, şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü Bizans'ın müdafaa kaleleri veya emniyet şeridi şeklindeki alan içinde Bursa, çok önemli bir yere sahip. Türklerin Sakarya adasına doğru yaptıkları akınları önleyebilmek amacıyla burada Bizans'ın 12. yüzyıldan beri çok kuvvetli istihkam oluşturmaya çalıştığını biliyoruz. Dolayısıyla 13. yüzyıl sonları, 14. yüzyıl başlarından itibaren bu bölgelerdeki Türkmen beyliklerinin ortaya çıkışıyla beraber bu durum, daha da sıkışık hale geldi ve Bizans, çok zor durumda kalmıştı."
Emecen, Osmanlı’nın kurulduğu bölgede Osman Gazi’nin beylik teşkil etmesiyle birlikte çeşitli hedeflerin ortaya çıktığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:
"Bu hedefler arasında en başta gelen yer, Bursa ve İznik oldu. Bursa'nın Osmanlı'nın radarına girmiş olması, daha ilk dönemlerden Osman Bey'in hayallerini süsleyen, tasavvuru içinde yer almış bir kent olarak nitelendirebiliriz. Kendisi zaman zaman kuşattı, sıkıştırdı, geri çekildi ama bilhassa 1310'dan itibaren yetkileri, yavaş yavaş oğlu Orhan Bey'e geçmeye başladı. Bu defa Orhan Bey, bu gazanın liderliğini ondan (Osman Bey) alıp onun koyduğu hedefler çerçevesinde, bu bölgedeki kalelere karşı yeniden bir fetih hareketi başlattı. İlk önemli hedefi Bursa olmuştur. O yüzden Bursa'nın ele geçirilmesiyle başlayan süreç, beyliğin devlete dönüşümü için çok önemli bir adım olacaktır."
“AŞIKPAŞAZADE, OSMAN BEY'İN BURSA'NIN FETHİNDEN SONRA VEFAT ETTİĞİNİ İLERİ SÜRÜYOR”
Emecen, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait kaynakları ele alarak, "Osmanlı kaynakları, 100-150 yıl sonra yazıldığı için çok detaylı bilgi vermiyorlar. Daha sonra menakıb tarzında, hikayeleştirerek bunları anlatıyorlar. Tarihçiler olarak, bunlardan birtakım sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz. Yan kaynaklar, yan varyantlar, Bizans kaynakları, paralar, kitabeler, vakfiyelerle beraber o bilgileri test ederek bir sonuç çıkarmaya çalışıyoruz ama tabii ki bunlar eksik. Pek çok dolduramadığımız boşluklar var." dedi.
Emecen, Âşıkpaşazade’nin Yahşi Fakih Menakıbnamesi’nde geçen anlatıların ana çerçeveyi sunduğunu, bunları detaylarıyla birlikte bir sıraya koyarak tarihlendirmeye gayret ettiklerini söyleyerek, "Bunların hiçbirini test edebileceğimiz başka bir kaynak olmadığından çok ciddi manada bir tereddüt ve şüphe, her zaman bizim nezdimizde var. O yüzden ben asla kesin konuşmama taraftarıyım. Kesin tarihçilik, kalem tarihçiliğinde kesin konuşmak, doğru bir yaklaşım değil." ifadelerini kullandı.
Bursa’nın fetih tarihine ilişkin kesinliğin tartışmalı bir konu olduğuna dikkat çeken Emecen, şu bilgileri paylaştı:
"Çünkü dönemin kaynakları, Aşıkpaşazade'nin verdiği tarih ile Bizans Kronikleri'nin verdiği tarih ile çok uyum sağlıyor. Buna karşılık Osman Bey'in ne zaman vefat ettiğiyle ilgili bir karışıklık var. Aşıkpaşazade, Osman Bey'in Bursa'nın fethinden sonra vefat ettiğini ileri sürüyor. Bir yerde ise sanki fethetmeden önce ölmüş gibi gösteriyor. Bu tezatlar dikkatini çeken, ondan sonra gelen tarihçiler de bunu bir tarihe bağlama çabasında oldukları için bu tarihi, biraz daha erkene çekme eğiliminde olabiliyorlar. Şu anda mutabık olunan, yeni ve kesin bir bilgi çıkana kadar bu, Osmanlı kaynakları ile Bizans Kısa Kronikleri'nin buluştuğu, 1326 tarihidir. Bu tarihi benimsememek için şuan için bir mesele yok."
EMECEN: “OSMANLI’NIN DEVLETLEŞMESİNDE BURSA DÖNÜM NOKTASIDIR”
Emecen, Osman Bey döneminde kurulan beyliğin Bursa’nın alınması ve Orhan Gazi’nin yönetime gelmesiyle birlikte farklı bir sürece girdiğini ifade etti.
Emecen, söz konusu süreçte Bursa’nın Osmanlı’nın devletleşme aşamasında çok önemli bir kırılma noktası olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
"Şehir, Orhan Bey'in ele geçirmesinin hemen akabinde bürokratik bir geleneğe sahip olacak bir devlete doğru yavaş yavaş dönüşmeye başlıyor. O yüzden biz, Osmanlı Devleti'nin kesin olarak kuruluş tarihini arayacak olursak onu Bursa'nın fethiyle birleştirmemiz lazım. Çünkü Bursa darplı paralar var. O paralar, çok önemli. Osman Bey'in de parası var ama darp yeri, tarihi yok. Bursa, bir merkez olması ve tarihi olması sebebiyle o paranın ehemmiyetini bu manada çok artırıyor. Osmanlı Devleti'nin gerçek atası, Osman Bey. Hiç şüphe yok, adını verdi devlete fakat devlet olarak teşkilatlanmasını sağlayan asıl banisi, Orhan Bey'dir."
Emecen, kuruluş dönemine ilişkin çok sayıda rivayet bulunduğunu belirterek, "Aşıkpaşazade gibi dönemin kaynakları, onların anlattığı hikayelerle birleşen ve halkın zihin dünyasında gelişerek yayılan, Osman Bey'in vasiyeti gibi başka şeyler de var. Bunlar acaba gerçekten doğru mu, değil mi bilemiyoruz. Osman Bey'in, Şeyh Edebali'nin vasiyetleri var. Kaynaklarda hiç böyle bir şey yok. Bunlar, zannediyorum ki çok sonraları topluma faydası olsun diye genişletilmiş, uzatılmış metinler gibi duruyor." dedi.
Kaynak: AA
Son Haberler
Bursa’da su yüklü tır kontrolden çıkıp devrildi! İşte kaza anları...
Gırgıriye Müzikali’nde kriz! Müjdat Gezen’e ne oldu?
Bakan Uraloğlu: "Jet yakıtında ihracatçı konumdayız"