Kendimizi fark etmek

Zahide Tosun 15 Kasım 2020 Pazar, 07:30

İnsanoğlu olarak dış dünyaya öyle özen ve itina gösteriyoruz ki, kendi iç dünyamızın farkında dahii değiliz. Ne istiyoruz sorusunu sormak yerine, ne göstermek istediğimizle daha çok ilgiliyiz. İçinde bulunduğumuz bu duruma dışarıdan bakamayacak kadar kör bir çağda yaşıyoruz.

Dünya aslında ahiret yurdunun tarlasıydı. Ve biz bu sözü çok defalar duyduk. İyi biliriz. Nereye baksak aslında vaktimizi vasıfsız işlere harcadığımızı bilir ve bu nedenle zamanın bereketsizliğine maruz kaldığımızdan sürekli şikayet eder dururuz.

Her doğan güneşi büyük bir umutla beklemek erdemine sahip olsak...Geceyi korku ve ümit arasında yaşasak. Sabah olacak mı diye beklerken dilde istiğfarı tesbih edebilsek. Güneşi gördüğümüz anlarda ise şükrü secdemize dua dua sürsek... Yine gece olacak diye gündüzü çalışarak sulama ve hasat ile değerlendirsek. Paylaşmayı kendimize yoldaş edinsek. Vererek mutlu olmak ve verdikçe çoğalmak, bereketlenmek huzuruna nail olabilsek, diye kendimiz ile ilgili hayallerin peşindeyiz.

Ne zaman ki kul olarak bize sunulan zaman nimetini düşüncesizce boş işlere harcar olduk, işte o zaman şükürsüzlük hastalığı virüs gibi yayıldı aramızda. Halimizden şikayet edenlerin sayısı arttı. Bize verilen nimetlere doyamadığımızdan buyana kendi hakikat ve derinliğimizi kaybettik. Sonra da dışımızda bulunan dünya kabuğumuzun dengesininde bozulduğunu fark ettik. Umarım uyanırız bu gaflet uykusundan ümmet olarak. Hakikat şuuruna erer, aramızda yayılan salgın hastalıklardan da kurtuluruz. Geç değil, genç bir ruhla uyanmak niyazıyla...